Arkasokak Logo





Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Tarih » Dede Korkut Hikayeleri
UŞUN KOCA OĞLU SEGREK DESTANINI BEYAN EDER OĞUZ zamanında Usun Koca derler bir kişi var idi, ömründe iki oğlu var ...

Cevap
  #1  
Eski 04-10-2006, 08:28 PM
lider003 kullanıcısının avatarı
Lord Thomas Vexille
Müdavim
 
Konum: Sosoria Topraklarından
Mesaj: 130
lider003 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Dede Korkut Hikayeleri

UŞUN KOCA OĞLU SEGREK DESTANINI BEYAN EDER
OĞUZ zamanında Usun Koca derler bir kişi var idi, ömründe
iki oğlu var idi. Büyük oğlunun adı Eğrek idi. Cesur, deli, güzel yiğit idi.
Bayındır Han'ın sohbetine ne zaman istese getirdi. Beyler beyi olan Kazan'ın
divanında buna hiç kapı baca yoklu. Beyleri çiğneyip Kazan'ın önünde otururdu.
Kimseye iltifat eylemezdi.



Meğer hanım gene bir gün beyleri çiğneyip oturunca. Ters Uzamış derlerdi Oğuz'da
bir yiğit var idi, der: Bre Usun Koca oğlu bu oturan beyler her biri oturduğu
yeri kılıcı ile, ekmeği ile almıştır, bre sen baş mı kestin kan mı döktün, aç mı
doyurdun, çıplak mı donattın dedi. Egrek der: Bre Ters Uzamış baş kesip kan
dökmek hüner midir dedi. Der: Evet hünerdir ya! Ters Uzamış'ın sözü Egreğe tesir
etti. Kalktı Kazan Bey'den akın diledi. Akın verdi. İlan etti, akıncı toplandı.
Üç yüz mızraklı yiğit bunun yanına cem oldu.



Meyhanede beş gün yeme içme oldu. Ondan sonra Şirögüven kenarından Gökçe Deniz'e
kadar olan memleketleri yağmaladı. Sayısız ganimet alındı.



Yolu Alınca Kalesine uğramıştı. Kara Tekür orada bir koru yaptırmıştı.
Uçanlardan kaz, tavuk, yürüyenlerden geyik, tavşan bu avluya doldurup Oğuz
yiğitlerine bunu tuzak yapmıştı. Usun Koca oğlunun yolu bu koruya uğradı.
Korunun kapısını ufattılar. Yabanî geyik, kaz, tavuk kestiler, yediler içtiler.
Atlarının eyerlerini aldılar, giyimlerini çıkardılar.



Meğer Kara Tekür'ün casusu var idi, bunları gördü, gelip der: Bre Oğuz'dan bir
bölük atlı geldi, korunun kapısını ufattılar, atlarının eyerlerini alıp
giyimlerini çıkardılar, bre ne duruyorsunuz dedi.



Altı yüz kara elbiseli kafir bunların üzerine saldırdılar. Yiğitleri öldürdüler.
Eğreği tuttular. Alınca Kalesinde zindana attılar.



Kara kara dağlardan haber aştı, kanlı kanlı sulardan haber geçti, kudretli Oğuz
ellerine haber vardı. Usun Koca'nın ak otağı önünde feryat koptu. Kaza benzer
kızı gelini ak çıkarıp kara giydi. Usun Koca oğul oğul diye akça yüzlü anası ile
ağlaştılar sızlaştılar.



Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hanım, Usun Koca'nın küçük oğlu
Segrek iyi, cesur, alp, deli yiğit oldu. Bir gün yolu bir düğün derneğe uğradı.
Kondular, yemek içmek ettiler.



Segrek sarhoş oldu. Dışarı ayak yoluna çıktı. Gördü ki öksüz oğlan bir çocukla
kavga ediyor. Bre noldunuz diye bir tokat birine, bir tokat birine vurdu. Eski
dutun biti, öksüz oğlanın dili acı olur. Biri der: Bre bizim öksüzlüğümüz yetmez
mi, bize niye vuruyorsun, hünerin var ise kardeşin Alınca Kalesi'nde esirdir,
var onu kurtar

dedi. Segrek dedi: Bre kardeşimin adı nedir? Dedi: Egrek'tir. şimdi Egreğe
Segrek yakışır, kardeşim sağ imiş kaygılanmam, kardeşsiz Oğuz'da durmam,
karanlıklı gözümün aydını kardeş diye ağladı.

İçeri sohbete girdi müsaade istedi, beyler hoşça kalın dedi.



Atını çektiler bindi. Koşturdu anasının evine geldi. Alından indi anasının
ağzını aradı. Segrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Kalkıp ana yerimden doğruldum

Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim

Çapraz yatan Ala Dağ eteğine vardım

Kudretli Oğuz ellerinde düğün dernek varmış oraya vardım

Yemek içmek arasında

Ak boz atlı bir haberci geldi

Çok zamanmış Egrek derler bir yiğit esirmiş

Kadir Tanrı yol vermiş çıkıp gelmiş

Büyük Küçük kalmadı o yiğide karşı gitti

Ana ben de varayım mı ne dersin



dedi. Anası burada söylemiş görelim hanım ne söylemiş :

Der:



Ağzın için öleyim oğul

Dilin için öleyim oğul

Karşı yatan kara dağın

Yıkılmıştı yüceldi ahir

Akıntılı güzel suyun

Çekilmişti çağladı ahir

Koca ağaçta dal budağın

Kurumuştu filizlenip yeşerdi ahir

Kudretli Oğuz beyleri izine varsa sen var

O yiğide yetiştiğinde

Ak boz atın üzerindin yere in

El bağlayıp o yiğide selam ver

Elini öpüp boynunu kucakla

Kara dağımın yükseği kardeş de

Ne duruyorsun oğul hoştur



dedi. Oğlan anasına söylemiş, görelim ne söylemiş:

Der:



Ana ağzın kurusun

Ana dilin çürüsün

Benim de kardeşim varmış kaygılansam olmaz

Kardeşsiz Oğuzda dursam olmaz

Ana hakkı Tanrı hakkı olmasaydı

Kara çelik öz kılıcımı çekeydim

Birdenbire güzel başını keseydim

Alca kanını yer yüzüne dökeydim

Ana zalim ana



dedi. Babası der: Yanlış haberdir oğul, kaçan giden senin ağabeyin değil,
başkasıdır, ak sakallı ben babanı ağlatma, ihtiyarcık olmuş ananı sızlatma dedi.
Oğlan burada söylemiş :

Der:



Üç yüz altmış altı alp ava binse

Kanlı geyik üzerine kavga kopsa

Kardeşli yiğitler kalkar kopar olur

Kardeşsiz zavallı yiğit ensesine yumruk dokunsa

Ağlayarak dört yanına bakar olur

Ela gözden acı yaşını döker olur

Ela gözlü oğlunuzu görünceye kadar

Bey baba hatun ana esen kalın



dedi. Baba ana yanlış haberdir, gitme oğul dediler. Oğlan der: Beni yolumdan
ayırmayın, ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca, ağabeyimin ölüsünü dirisini
bilmeyince, öldü ise kanını almayınca Oğuz eline gelmem yok dedi.



Baba ana ağlaşıp Kazan'a adam gönderdiler. Oğlan kardeşini andı gider, bize ne
öğüt verirsin dediler. Kazan der: Ayağına at kösteğini vurun dedi. Yavuklusu
vardı, acele düğün dernek ettiler. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç
kestirdiler.



Oğlanı gelin odasına koydular. Kız île ikisi bir döşeğe çıktılar. Oğlan kılıcını
çıkardı kız ile kendi arasına koydu. Kız der: Kılıcını gider yiğit, murat ver
murat al, sarılalım dedi. Oğlan der: Bre kavat kızı, ben kılıcıma doğranayım,
okuma sancılayım, oğlum doğmasın, doğarsa on yaşına varmasın, ağabeyimin yüzünü
görmeyince, ölmüş ise kanını almayınca bu gelin odasına girersem dedi.



Ayağa kalktı. Tavladan bir koç at çıkardı eyerledi. Giyimini giydi. Diz bağı,
kol bağı bağladı. Der: Kız sen beni bir yıl bekle, bir yılda gelmezsem iki yıl
bekle, iki yılda gelmezsem üç yıl bekle, gelmezsem o vakit benim öldüğümü
bilesin, aygır atımı boğazlayıp aşımı ver, gözün kimi tutarsa, gönlün kimi
severse ona var dedi. Kız burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Yiğidim ben seni bir yıl bekleyeyim

Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyim

İki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim

Dört yılda gelmezsen beş yıl altı yıl bekleyeyim

Altı yol ayrımına çadır dikeyim

Gelenden gidenden haber sorayım

Hayır haber getirene at elbise vereyim

Kaftanlar giydireyim

Şer haber getirenin başını keseyim

Erkek sineği üzerime kondurmayayım

Murat ver murat al öyle git yiğidim



dedi. Oğlan der: kavat kızı ağabeyimin başına and içmişim, dönmem yok dedi.



Kız der: Ayağı uğursuz gelin diyeceklerine hayasız gelin desinler, kayın babama,
kayınanama söyleyeyim dedi. Söylemiş :



Babamdan daha iyi kayın baba

Anamdan daha iyi kayın ana

Develerinin erkeği ürktü gider

Deveciler önünü kesti döndüremez

Kara koç aygırın ürktü gider

At çobanları önünü kesti döndüremez

Ağıllarının koçları ürktü gider

Çoban önünü kesti döndüremez

Ela gözlü oğlun kardeşini andı gider

Akça yüzlü gelinin döndüremez

Size malum olsun





dedi. Baba ana ah ettiler. Yerlerinden kalktılar oğul gitme diyerek, gördüler
çare olmadı. Elbette o ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca edemem dedi.
Babası anası sür oğul, uğurun açık olsun, sağ esen varıp gelesin geleceğin var
ise dediler. Babasının anasının elini öptü, kara koç atına sıçrayıp bindi.



Geceyi gündüze kattı, at sürdü. Üç gün geceli gündüzlü at koşturdu. Dereşam'ın
kenarından geçti. O kardeşinin tutulduğu koruya geldi. Gördü kî at çobanı
kafirler kısrak güdüyorlar. Kılıç çekip altı kafir tepeledi. Davul çalıp
kısrakları ürküttü getirip o koruya soktu. Geceyi gündüze katmış, üç gün geceli
gündüzlü at koşturmuş yiğit, karanlıklı gözlerini uyku bürümüş yiğit atının
yularını bileğine bağladı, yattı uyudu.



Meğer kafirin casusu var idi. Gelip Tekür'e der: Oğuz'dan bir deli yiğit geldi,
at çobanlarını öldürdü, kısrakları ürküttü getirip koruya soktu. Tekür der:
Silahlı altmış adam seçin, varsınlar, tutup getirsinler dedi.



Altmış silahlı adam seçtiler. Vardılar ansızın altmış demir giyimli kafir
oğlanın üzerine geldiler. Giyim hışırtısından, at kıpırdamasından. Meğer yiğit
aygır binerdi. Hanım at kulağı tetikte olur, çökerek oğlanı uyandırdı. Oğlan
gördü ki bir alay atlı geliyor. Sıçradı Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi.
Atına bindi, kara elbiseli kafire kılıç vurdu, bastı kaleye tıktı. Yine uykusunu
yenemeyip yerine varıp yattı uyudu. Gene atının yularını bileğine geçirdi.



Kafirler, sağ olanları, kaçarak Tekür'e' geldiler. Tekür der: Tu yüz kerre :
AJtmış kişi bir oğlanı tutamadınız dedi. Bu sefer yüz kafir oğlanın üzerine
geldiler. Aygır yine oğlanı uyandırdı. Gördü kafirler saf bağlamış geliyorlar.
Oğlan kalktı atına bindi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, kafire kılıç
çaldı, bastı kaleye tıktı. Atını döndürdü, gene konaklama yerine geldi. Uykusunu
yenemedi, tekrar yattı uyudu. Atının yularını yine bileğine geçirdi.



Bu sefer at oğlanın bileğinden boşandı kaçtı, Kafirler yine Tekür'e geldiler.
Tekür der: Bu defa üç yüz varın dedi. Kafirler der: Varmayız, kökümüzü keser,
hepîmizi öldürür dediler. Tekür der: Ya nasıl eylemek gerek, varın o esir yiğidi
çıkarın getirin, tekmeleyenin karnını boynuzlayan yırtar, at verin giyini verin
dedi.



Geldiler Egreğe dediler: Yiğit sana Tekür himmet eyledi, surda bir deli yiğit
yolcunun yola gidenin, çobanın çoluğun ekmeğini alıyor, tut o deliyi oldur, seni
bırakı verelim var git dediler. Pekala dedi.



Egreği zindandan çıkardılar. Saçını sakalını tıraş ettiler. Bir at, bir kılıç
verdiler. Üç yüz kafiri ona arkadaşlığa verdiler. Oğlanın üzerine geldiler.



Üç yüz kafir açıkta durdular. Egrek der: Gelin varalım dedi, tutalım. Kafirler
der: Tekür'den buyruk sana oldu, sen var dediler. Egrek der: İşte uyuyor, gelin
varalım dedi. Kafirler der: Ay ne uyumak, koltuğunun altından bakar, kalkar bize
geniş ovayı dar gösterir dediler. Der: Şimdi ben varayım, elini ayağını
bağlayayım, sonra siz gelirsiniz dedi. Sıçradı kafirler arasından çıktı. At
şurup bu yiğidin üzerine geldi. Atından indi, yularını bir daha iliştirdi. Baktı
gördü ki ayın on dördüne benzer bir güzel ela gözlü genç yiğit boncuk boncuk
terlemiş uyuyor, gelenden gidenden haberi yok. Dolandı başı ucuna geldi. Gördü
ki belinde kopuzu var. Çıkarıp eline aldı söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:


Der:



Kalkıp yerinden doğrulan yiğit

Yelesi kara cins atına sıçrayıp binen

Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aşan

Akıntılı güzel suyu delip geçen

Gurbete gelen yatar mı olur

Benim gibi pazusundan ak ellerini bağlatarak

Domuz damında yatar mı olur

Ak sakallı babasını ak bürçekli anasını

Ağlatarak sızlatır mı olur

Niye yatırıyorsun yiğit

Gafil olma güzel başını kaldır yiğit

Ela gözünü aç yiğit

Kadirin verdiği tatlı canını uyku bürümüş yiğit

Pazusundan kollarını bağlatma

Ak sakallı babanı ihtiyarcık ananı ağlatma

Ne yiğitsin kudretli Oğuz dinden gelen yiğit

Yaradan hakkı için kalkı ver

Dört yanını kafir sardı belli bil



dedi. Oğlan sıçradı kalktı. Kılıcının sapına yapıştı ki bunu vursun. Gördü ki
elinde kopuz var. Der: Bre kafir Dedem Korkut kopuzu hürmetine çalmadım dedî,
eğer elinde kopuz olmasaydı ağabeyimin başı için seni iki parça kılardım dedi.
Çekti kopuzu elinden aldı. Oğlan burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :




Sabah erken yerimden kalktığım kardeş için

Ak boz atlar yormuşum kardeş için

Kalenizde esir var mıdır kafir söyle bana

Kara başım kurban olsun kafir sana



dedi. Büyük kardeşi Egrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :



Ağzın için öleyim kardeş

Dilin için öleyim kardeş

Memleketini doğum yerini sorar olsam neresidir

Karanlık gece içinde, yolu kaybetsen ümidin nedir

Büyük sancak tutan hanınız kim

Kavga günü önden at tepen alpınız kim

Yiğit senin baban kim

Alp erin erden adım saklaması ayıp olur

Adın nedir yiğit



dedi. Bir daha söylemiş, der:



Develerimi güdünce devecim misin

Kara koçumu güdünce at çobanım mısın

Ağıllarımı güdünce çobanım mısın

Kulağımda çınlayan naibim misin

Beşikte koyup gittiğim kardeşçiğim misin

Yiğit söyle bana

Kara başım kurban olsun bugün sana



dedi. Segrek burada büyük kardeşine söyledi, der:



Karanlık gece içinde yolu kaybetsem ümidim

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han

Savaş günü önden at tepen alpımız Salur Kazan

Babamın adını sorarsan Uşun Koca

Benim adımı sorar olsan Şegrek

Kardeşim var imiş adı Egrek



dedi. Bir daha söyledi, der:



Develerini güdünce devecinim

Kara koçunu güdünce at çobanınım

Beşikte koyup gittiğin kardeşinim





dedi. Büyük kardeşi Egrek burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:

Der:



Ağzın için öleyim kardeş

Dilin için öleyim kardeş

Er mi oldun yiğit mi oldun kardeş

Gurbete kardeşini aramağa sen mi geldin kardeş



dedi. İki kardeş kucaklaşa kucaklaşa görüştüler. Egrek küçük kardeşinin boynunu
öptü. Segrek de ağabeyisinin elini öptü. Karşı yakadan kafirler bakışıyorlar.
Derler: Güreştiler galiba, belki bizimki yener dediler. Gördüler ki
kucaklaştılar, görüştüler, cins atlara biniştiler. Kara elbiseli kafire at
sürdüler, kılıç yürüttüler. Kafiri bastılar öldürdüler, kaleye döktüler. Gelip
yine o koruya girdiler kısrakları dışarı çıkardılar. Davul çalıp kısrakları
önlerine kattılar. Dereşam suyunu at tepip geçtiler. Geceyi gündüze kattılar,
Oğuz'un hudut boyuna yetiştiler.



Kanlı kafir elinden kardeşçiğini çekip aldı. Ak sakallı babasına müjdeci
gönderde babam bana karşı gelsin dedi. Uşun Koca'ya haberci geldi. Müjde, gözün
aydın, oğulların ikisi beraber sağ esen geldi dediler. Koca işitip şad oldu.
Gümbür gümbür davullar çalındı. Altın tunç borular öttürüldü. O gün alaca büyük
otağlar dikildi. Artan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kesildi. Koca Bey
oğullarına karşı geldi. Attan indi, oğlanları ile kucaklaşa kucaklaşa görüştü.
İyi misiniz, esen misiniz oğullar dedi. Gölgeliği altınlıca odasına geldiler.
Eğlence, yemek içmek oldu. Büyük oğlana da güzel gelin getirdi. İki kardeş
birbirine sağdıç oldular. Gelin odalarına koşturup indiler, murada maksuda
eriştiler. Dedem Korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi.



Evvel ahir uzun yaşın ucu ölüm. Ölüm vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın.
Günahınızı Muhammet Mustafa'nın yüzü suyuna bağışlasın. Amin diyenler Tanrı'nın
yüzünü görsün hanım hey!...



SALUR KAZAN ESİR OLUP OĞLU URUZUN ÇIKARDIĞI DESTANI BEYAN EDER HANIM HEY
MEĞER Hanım Tırabuzan tekürü beyler beyi olan Han Kazan'a
bir şahin göndermişti. Bir gece yiyip içip otururken şahinci başına der: Bre
yarın sabah şahinleri al, tenhaca ava binelim dedi.



Erkenden bindiler, av yerine vardılar. Gördüler bir sürü kaz oturuyor. Kazan
şahini bıraktı. Alamadı81 şahin havalandı. Gözetlediler, şahin Toman'ın Kalesine
indi. Kazan gayet müteessir oldu. Şahinin ardına düştü.



Dere tepe aştı, kafir eline geldi. Giderken Kazan'ın karanlık gözünü uyku
bürüdü. Beyler dediler: Hanım dönelim. Kazan der: Biraz daha ileri varalım dedi.
Baktı bir kale gördü. Der: Beyler gelin yatalım dedi. Kazan'ı küçücük ölüm
tuttu, uyudu.

Meğer hanım, Oğuz beyleri yedi gün uyurdu. Onun için
küçücük ölüm derlerdi.



Meğer o gün Toman'ın Kalesinin tekürü ava binmişti. Casus geldi, der: Bre bölük
atlı geldi, içinde beyleri yattı uyudu. Tekür adam gönderdi, kim olduğunu
anlayın dedi. Gelenler bildi ki bunlar Oğuz erenlerindendir. Gelip teküre haber
verdiler. Tekür de hemen askerini topladı, bunların üzerine geldi. Kazan'ın
beyleri baktılar gördüler ki düşman geliyor. Dediler: Kazan'ı bırakır gidersek
evinde bizi kovarlar. en iyisi budur ki burda ölelim dediler. Kafiri
karşıladılar, cenk ettiler. Kazan'ın üzerine yirmi beş beyini şehit ettiler.
Kazan'ın üzerine düştüler, uyuduğu yerde tuttular, elini ayağını sımsıkı
bağladılar, bir arabaya yüklettiler, arabaya muhkem urganla sardılar. Arabayı
çektiler, yürüyü verdiler.



Giderken araba gıcırtısından Kazan uyandı. Gerindi bu elindeki urganları hep
kopardı. Arabanın üzerine oturdu, elini eline çaldı, kah kah güldü.



Kafirler derler: Ne gülüyorsun? Kazan der: Bre kafirler, bu arabayı beşiğim
sandım, sizi yamrı yumru dadım dayam sandım dedi. Neyse, Kazan'ı getirdiler,
Toman'ın Kalesinde bir kuyuya bıraktılar. Kuyunun ağzına bir değirmen taşı
koydular. Yemeğini suyunu değirmen taşının deliğinden veriyorlardı.



Bir gün tekürün karısı der: Varayım Kazan'ı göreyim, nasıl bir insandır ki bunca
adamlara darbe vuruyormuş dedi. Hatun gelip zindancıya kapıyı açtırdı. Seslendi,
der: Kazan Bey nedir halin, dirliğin yer altında mı hoştur, yoksa yer üstünde mi
hoştur, hem şimdi ne yiyorsun, ne içiyorsun ve neye biniyorsun dedi. Kazan der:
Ölülerine yemek verdiğin vakit ellerinden alıyorum, hem ölülerinizin yorgasına82
biniyorum, yaşlılarını yedekte çekiyorum dedi. Tekür'ün karısı der: Dinin için
Kazan Bey, yedi yaşında bir kızcağızım ölmüştür, kerem eyle ona binme dedi.
Kazan der: Ölülerinizde ondan yorga yoktur, hep ona biniyorum dedi. Kadın der:
Vay, senin elinden ne yer yüzünde dirimiz ve ne yer altında ölümüz kurtulurmuş
dedi. Geldi Tekür'e der: Kerem eyle o tatarı kuyudan çıkar, kızcağızın belini
koparıyor yer altında kızcağızıma biniyormuş, diğer ölülerimizi topluyormuş, hem
ölülerimiz için verdiğimiz yemeği ellerinden çekip alıp yiyormuş, onun elinden
ne ölümüz ne dirimiz kurtulurmuş, dinini aşkına o eri kuyudan çıkar dedi. Tekür
beylerini topladı, der: Gelin Kazan'ı kuyudan çıkarın, bizi övsün Oğuz'u yersin,
ondan sonra şart eylesin bizim memleketimize düşmanlığa gelmesin dedi.



Vardılar Kazan'ı kuyudan çıkarıp getirdiler. Dediler : And iç ki bizim
memleketimize düşmanlığa gelmeyesin, hem bizi öv Oğuz'u yer, seni bırakı verelim
var git dediler. Kazan der: Vallah billah doğru yolu görür iken eğri yoldan
gelmeyeyim dedi. Dediler : Vallah Kazan iyi and içti dediler. Şimdi Kazan Bey,
hadi bizi öv dediler. Kazan der: Ben yer yüzünde adam övmem, bir adam getirin
bineyim, sizi öveyim dedi. Vardılar bir er kafir getirdiler. Bir eyer, bir gem
dedi, getirdiler. Kafirin arkasına eyer koydu, ağzına gem vurdu, eyer kayışını
çekti. Sıçradı arkasına bindi. Ökçesini ökçesine vurdu, kaburgasını karnına
yapıştırdı. Gemini çekti, ağzım ayırdı. Kafiri öldürdü, çöktü üzerine oturdu.
Der: Bre kafirler kopuzumu getirin, sizi öveyim dedi. Vardılar kopuzu
getirdiler. Eline alıp burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:



Bin bin erden düşman gördümse övünüm dedim

Yirmi bin er düşman gördümse koklamadım

Otuz bin er düşman gördümse ona saydım

Kırk bin er düşman gördümse gözümü kısıp baktım

Elli bin er gördümse el vermedim

Altmış bin er gördümse söyleşmedim

Seksen bin er gördümse ürpermedim

Doksan bin düşman gördümse donanmadım

Yüz bin er gördümse yüzümü dönmedim

Yüzü dönmez kılıcımı elime aldım

Muhammedin dini aşkına kılıç vurdum

Ak meydanda yumru başı top gibi kestim

O zaman bile erim beyim diye övünmedim

Övünen erenleri hoş görmedim

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni

Kara kılıcını çal boynuma kes başımı

Kılıcından sapacağım yok

Kendi aslımı kendi kökümü yermem yok



dedi. Bir deyiş daha söylemiş, der:



Yüksek yüksek kara dağdan taş yuvarlansa

Kaba ökçemi oyluğumu karşı tutan Kazan er idim

Firavun şişler yükleyip yerden, çıksa

Kaba ökçem ile perçin kılan Kazan er idim

Koca koca beyler oğlu kavga kılsa

Kamçı vurup dindiren Kazan er idim

Yüce dağları duman tutsa

Kapkara sis deli kopsa

Kara koç atımın kulağı görünmez olsa

Gayrı eren kılavuzsuz yol şaşırsa

Kılavuzsuz yol başaran Kazan er idim

Yedi başlı ejderhaya yetişip vardım

Heybetinden sol gözüm yaşardı

Hey gözüm namert gözüm kalleş gözüm

Bir yılandan ne var ki korktun dedim

O zaman bile erim beyim diye övünmedim

Övünen erenleri hoş görmedim

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni yitir beni

Çal kılıcını kes başımı

Kılıcından sapacağım yok

Kendi aslımı kendi kökümü yermem yok

Oğuz erenleri dururken seni övmem yok



dedi. Kazan burada bir daha söylemiş:



Arkaç Kırda çalkanır umman denizinde

Sarp yerlerde yapılmış kafir şehri

Sağa sola çırpıntı vurur yüzgeçleri

Su dibinde döner bahrileri86

Tanrı benim diye su dibinde çığrışır asileri

Önünü koyup tersini okur kızı gelini

Altın aşık oynar Sancıdanın beyleri

Altı defa Oğuz vardı alamadı

O kaleye altı tane erle ben Kazan vardım

Altı güne koymadım onu aldım

Kilisesini yıkıp yerine mescit yaptım ezan okuttum

Kızını gelinini ak göğsümde oynattım

Beylerini kul ettim

O zaman bile erim beyim diye övünmedim

Övünen erenleri hoş görmedim

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni yitir beni

Kılıcından sapacağım yok

Kendi aslımı kendi kökümü yermem yok



dedi. Kazan yine söylemiş, der:



Arkaç Kırda döndürdüğüm bre kafir senin baban

Şakağına imrendiğim senin kızın gelinin

Akça Kale Sürmelide at oynattım

At ile Karun eline baskın yaptım

Ak Hisar Kalesinin burcunu yıktım

Ak akçe getirdiler puldur dedim

Kızıl altın getirdiler bakırdır dedim

Ela gözlü kızını gelinini getirdiler aldanmadım

Kilisesini yıktım mescit yaptım

Altını gümüşü yağmalattım

O zaman bile erim beyim diye övünmedim

Övünenleri hoş görmedim

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni yitir beni

Kendi aslımı kendi kökümü yermem yok

Seni övmem yok



dedi. Kazan Bey burada bir daha söylemiş, der:



Ak kayanın kaplanının erkeğinde bir köküm var

Ortaç Kırda sizin geyiklerinizi durdurmaya

Ak sazın aslanında bir köküm var

Kaz alaca kısrağını durdurmaya

Azman kurt yavrusunun erkeğinde bir köküm var

Akça yünlü on bin koyununu gezdirmeye

Ak sungur88 kuşunun erkeğinde bir köküm var

Alaca ördek kara kazını uçurmaya

Kudretli Oğuz elinde bir oğlum var Uruz adlı

Bir kardeşim var Kara Göne adlı

Yeniden doğanını diriltmeyeler

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni yitir beni

Kılıcından sapacağım yok

Kendi aslımı yermem yok



dedi. Bir daha söylemiş, der:



İt gibi güv güv eden çerkes hırslı

Küçücük domuz şölenli

Bir torba saman döşekli

Yarım kerpiç yastıklı

Yontma ağaç Tanrılı

Köpeğim kafir

Oğuzu görür iken seni övmem yok

Bundan sonra öldürürsen bre kafir öldür beni

Öldürmezsen Kadir korsa öldüreyim kafir seni



dedi. Kafiler der: Bu bizi övmedi, gelin bunu öldürelim dediler. Kafir beyleri
toplandılar geldiler. Yine dediler: Bunun oğlu var, kardeşi var, bunu öldürmek
olmaz dediler. Getirdiler domuz damına hapse attılar.



At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Kazan'ın ölüsünü dirisini kimse bilmedi.
Meğer hanım Kazan’ ın bir oğlancığı var idi. Büyüdü yiğitcik oldu. Bir gün ata
binip divana gelirken bir kişi der: Sen Han Kazan'ın oğlu değil misin dedi. Uruz
kızdı, der: Bre kavat benim babam Bayındır Han değil midir? Dedi. Yok, o ananın
babasıdır, senin dedendir. Uruz, bre ya benim babam ölü müdür diri midir dedi.
Dedi: Diridir, Toman'ın Kalesinde esirdir dedi. Böyle deyince oğlan ağladı,
melül oldu. Atını çevirdi geri döndü. Anasına geldi. Burada anasına söylemiş,
görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Bre ana ben Han oğlu değilmişim

Han Kazan oğlu imişim

Bre kavat kızı bunu bana niçin söylemiyordun

Ana hakkı Tanrı hakkı olmamış olsaydı

Kara, çelik öz kılıcımı çekeydim

Birdenbire güzel başını keseydim

Alca kanını yer yüzüne dökeydim



dedi. Anası ağladı. Der: Oğul baban sağdır, amma söylemeğe korkardım, kafire
varırsın, kendini vurursun helak olursun, onun için sana söylemiyordum canım
oğul dedi. Amma amcana adam gönder, gelsin, görelim ne der dedi.



Adam gönderdi amcasını çağırdı. Geldi. Uruz der: Ben babamın esir olduğu kaleye
gidiyorum. Birlikte istişare ettiler. Bütün beylere haber oldu. Uruz babasına
gidiyor, silah ve teçhizatla gelin dediler. Asker toplandı geldi. Alp Uruz
çadırlarını açtırdı, cephanesini yükledi. Kara Göne asker başı oldu. Boru
çaldırıp göçtüler, yola girdiler.



Yol üzerinde kafirin kilisesi var idi. Keşişler beklerdi. Gayet sarp kilise idi.
Attan inip tacir elbisesi giydiler. Bezirgan suretinde katır, deve çektiler
geldiler. Kafirler gördüler gelenler tacire benzemez, kaçtılar kaleye girdiler,
kapılarını sımsıkı kapadılar. Burca çıkıp kimlersiniz dediler. Bunlar cevap
verdi: Bezirganlarız dediler. Kafirler yalan söylüyorsunuz diyerek taşa
tuttular. Uruz attan indi, der: Hey babamın altın gadehinden şarap içen, beni
seven attan insin, bunun kapısına birer gürz vuralım dedi. On altı yiğit
sıçrayıp attan indiler. Kalkan tuttular, gürzlerini omuzlarına attılar, kapıya
geldiler. Birer gürz vurup kapıyı ufattılar, içeri girdiler. Buldukları kafiri
öldürdüler. Ağız açtırmadılar. Malını yağmaladılar. Askerin üzerine geldiler
kondular.



Meğer bir sığırtmaçları var idi. Gördü ki kaleyi aldılar, kaçtı teküre vardı,
kilisenin alındığını haber verdi. Ne oturuyorsunuz, üzerinize düşman geldi,
başınızın çaresine bakın dedi. Tekür beylerini topladı, bunlarla nasıl uyuşalım
dedi. Beyler dediler: Bunun uyuşması odur ki Kazan'ı çıkaralım, onlarla başbaşa
bırakalım. Bu sözü uygun gördüler. Vardılar Kazan'ı çıkarıp tekürün önüne
getirdiler. Tekür der: Kazan Bey üzerimize düşman geldi, bu düşmanı üzerimizden
ayırırsan seni bırakı verelim dediler. Hem haraca itaatkar olalım, sen de and iç
ki bu bizim memlekete düşmanlığa gelmeyesin dediler. Kazan der: Vallah billah
doğru yolu görür iken eğri yoldan gelmeyelim dedi. Kafirler Kazan iyi and içti
diye sevindiler. Tekür askerini toplayıp meydana geldi, çadır diktirdi. Kafir
askeri Kazan'ın etrafına toplandı. Kazan'a giyim getirdiler. Kılıç ve mızrak ve
çomak ve sair cenk aletini giydirip donattılar.



Bu sırada Oğuz erenleri alay alay geldi. Gümbür gümbür davullar çalındı. Kazan
gördü ki askerin önünce bir ak boz atlı, ak sancaklı, üzeri sağlam demir
giyimli, Oğuz'un önünce geldi, çadırını diktirdi, saf bağladı durdu. Onun
ardınca Kara Göne geldi, saf bağladı durdu. Hemen burada Kazan atı meydana
sürdü, hasım, diledi. Boz atlı Beyrek at tepti meydana girdi. Kazan burada
söylemiş, görelim ne söylemiş:

Der:



Kalkıp yerinden doğrulan yiğit ne yiğitsin

Yapısı sağlam demir giyimini giyen yiğit ne yiğitsin

Adın nedir yiğit söyle bana



dedi. Beyrek burada söylemiş, der:



Bre kafir sen beni bilmez misin

Parasarın Bayburt Hisarından fırlayıp uçan

Adaklısını başkaları alırken çekip alan

Pay Püre Han oğlu Bamsı Beyrek bana derler

Gel beri bre kafir dövüşelim



dedi. Kazan burada bir daha söylemiş. Der: Bre yiğit, önünce bu askerin bir ak
sancaklı alay çıktı, çadırını başkalarından önce dikti, ak boz ata binen o yiğit
ne yiğittir, kimin nesidir, yiğit başın için söyle bana. Beyrek der: Bre kafir
kimin nesi olacak, beyimiz Kazan'ın oğludur dedi. Kazan gönlünden der:
Elhamdülillah benim oğlancığım büyük er olmuş dedi. Beyrek bre kafir daha ne
kadar onu bunu soracaksın bana dedi, Kazan'ın üzerine at sürdü. Altı kanatlı
gürzünü eline alıp Kazana vurdu. Kazan kendisini tanıtmadı. Kavradı, Beyreği
bileğinden tuttu, çekti çomağını elinden aldı, Beyreğin ensesisine bir çomak
vurdu. Beyrek atın boynunu kucakladı, çekilip döndü. Kazan der: Ya Beyrek, var
beyine söyle gelsin dedi.



Bunu gördü. Eylik Koca oğlu Dönebilmez Dülek Evren meydana girdi. Kazan burada
söylemiş, der:



Şafak vakti yerinden kalkan yiğit ne yiğitsin

Büyük cins atını oynatarak gelen yiğit ne yiğitsin

Erin erden adını saklaması ayıp olur

Adın nedir yiğit söyle bana



dedi. Dülek Evren der:



Bre kafir benim adımı bilmez misin

Kendi kendisine hor bakan memleketten çıkan

Elli yedi kalenin kilidini alan

Eylik Koca oğlu Dönebilmez Dülek Evren bana derler



dedi. Mızrağını eline alıp at sürdü. Kazan'a saplayayım dedi, saplayamadı, öteye
geçti. Kazan at tepti, mızrağını çekip elinden aldı, tepesine vurdu, parça parça
oldu utandı. O da çekilip döndü. Kazan yine er diledi. Düzen oğlu Alp Rüstem at
tepti meydana girdi. Kazan burada gene söyledi, der :



Kalkıp yerinden doğrulu veren

Cins atına sıçrayıp binen

Ne yiğitsin

Adın nedir söyle bana



dedi. Alp Rüstem der :



Kalkıp yerinden doğrulu veren

İki kardeş bebeğini öldürüp zelil gezen

Düzen oğlu Alp Rüstem bana derler



dedi. O da Kazan'a at sürdü. Yeneyim dedi. yenemedi. Kazan Bey buna da bir
darbe vurdu. Der: Bre kavat, var beyine söyle gelsin dedi. O da döndü.



Kazan tekrar er diledi. Uruz'un gemini amcası Kara Göne tutmuştu. Çekti ansızın
elinden aldı. kılıcı sıyırdı babasının üzerine at sürdü. Davrandırmadı, omuzuna
kılıç indirdi. Giyimini kesti, omzuna dört parmak kadar yara açtı. Alca kanı
şırıldadı koynuna indi. Uruz gene döndü ki bir daha çalsın. Kazan burada
seslenip oğluna söyler, görelim hanım ne söyler:

Der:



Kara dağımın yükseği oğul

Karanlıklı gözlerimin aydını oğul

Alpım Uruz aslanım Uruz

Ak sakallı babana kıyma oğul



dedi. Uruz'un şefkat damarları kaynadı, kara süzme gözleri kan yaş doldu. Attan
yere indi. babasının elini öptü. Kazan da attan atladı yere indi. Oğlunun
boynunu öptü. Beyler Kazan ile oğlunun üzerine at sürdüler, etraflarını
çevirdiler. Hepsi attan inip Kazan'ın elini öptüler. Yürüyerek kafire at
sürdüler, kılıç vurdular. Derelerde tepelerde kafire kırgın girdi. Kaleyi
aldılar. Kilisesini yıkıp mescit yaptılar.



Kanlı kafirin elinden babasını çekip aldı. Kudretli Oğuz eline gelip çıktı. Akça
yüzlü anasına müjdeci geldi. Kaza benzer kızı gelini Kazan'a karşı gelip elini
öptüler, ayağına kapandılar, Kazan güzel çimene çadır otağ diktirdi. Yedi gün
yedi gece toy düğün edip yeme içme oldu. Dedem Korkut geldi kopuz çaldı, gazi
erenlerin başına ne geldiğini söyledi.



Hani övdüğümüz bey erenler

Dünya benim diyenler

Ecel aldı yer gizledi

Fani dünya kime kaldı

Gelimli gidimli dünya

Son ucu ölümlü dünya



Ölüm vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın. Kadir seni namerde muhtaç etmesin.
Beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin amin diyenler Tann'nın yüzünü görsün.
Günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa hürmetine bağışlasın hanım hey!...

KAZILIK KOCA OĞLU YİGENEK DESTANINI BEYAN EDER HANIM HEY
KAM

Gön oğlu HAn Bayındır yerinden kalkmıştı. Kara yerin
üzerine ak otağını dikmişti. Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde
ipek halıcığı döşenmişti. İç Oğuz, Dış Oğuz beyleri sohbete toplanmıştı. Yeme
içme idi.



Kazılık Koca derlerdi bir kişi var idi. Bayındır Han'ın veziri idi. Şarabın
keskini başına çıktı. Kaba dizi üzerine çöktü. Bayındır Han'dan akın diledi.
Bayındır Han izin verdi. Nereye istersen git dedi.



Kazılık Koca iş görmüş, işe yarar odamdı. İşe yarar yaşlılarını yanına topladı,
teçhizat ve levazımı île yola girdi. Çok dağlar, dere tepe geçti. Günlerden bir
gün Düzmürd Kalesi'ne geldi. Karadeniz kenarında idi. Ona erişip kondular.



O kalenin bir tekürü var idi. Adına Arşın oğlu Direk Tekür derlerdi. O kafirin
altmış arşın boyu var idi. Altmış batman gürz vururdu, çok kuvvetli yay çekerdi.
Kazılık Koca kaleye yetişir yetişmez cenge başladı. Sonra o tekür kaleden dışarı
çıktı, meydana girdi, er diledi. Kazılık Koca onu görür görmez yel gibi yetişti,
tutkal gibi yapıştı. Kafirin ensesine bir kılıç vurdu, zerre kadar kestiremedi.
Sıra kafire geldi. O altmış batman gürz ile Kazılık Koca'ya tepeden aşağı tutup
çaldı. Yalan dünya başına dar oldu düdük gibi kan fışkırdı. Kazılık Koca'yı
yakolayıp tutup kaleye koydular. Yiğitleri durmayıp kaçtılar. Kazılık Koca tam
on altı yıl kalede esir oldu. Sonra Emen derlerdi bir kişi altı kerre varıp
kaleyi alamadı.



Meğer hanım, Kazılık Koca esir olduğu vakit bir oğlancığı var idi. Bir yaşında
idi. On beş yaşına girdi, yiğit oldu. Babasını öldü biliyordu. Yasak
eylemişlerdi, esir olduğunu oğlandan saklıyorlardı. O oğlanın adına Yigenek
derlerdi.



Günlerden bir gün Yigenek oturup beyler ile sohbet ederken, Kara Göne oğlu Budak
ile uyuşamadı. Birbirine söz atıştılar. Budak der: Burada boş laf edip ne
yapıyorsun, mademki er diliyorsun, varıp babanı kurtarsana, on altı yıldır
esirdir dedi. Yigenek bu haberi işitince yüreği oynadı, kara bağrı sarsıldı.
Kalktı. Bayındır

Han'ın huzuruna vardı, yere yüz koydu, der:



Sabah erken sapa yerde dikilince ak otağa

Atlas ile yapılınca mavi gölgelikli

Tavla tavla çekilince yiğit atlı

Çağınp yardım isteyince bol çavuşla

Çalkandığında yağ dökülen bol nimetli

Darda kalmış yiğidin arkası

Zavallının biçarenin ümidi

Türkistanın direği

Yırtıcı kuşun yavrusu

Amıt suyunun aslanı

Karacuğun kaplanı

Devletli han medet





Bana asker ver, beni babamın esir olduğu kaleye gönder dedi.



Bayındır Han buyurdu, yirmi dört sancak beyi gelsin dedi. Önce Demirpakı
Derbendinde bey olan, kargı mızrak ucunda er böğürten, hasıma yetiştiğinde
kimsin diye sormayan Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar seninle beraber varsın dedi.
Aygır Gözler Suyu'ndan at yüzdüren, elli yedi kalenin kilidini alan Eylik Koca
oğlu Dülek Evren beraber varsın dedi. Çift burçtan kayın oku durmadan geçen
Yağrıncı oğlu Kalmış seninle beraber varsın. Üç kerre düşman görmese kan ağlayan
Toğsun oğlu Rüstem beraber varsın dedi. Ejderhalar ağzından adam alan Deli Evren
beraber varsın. Yer yüzünün bir uçundan bir ucuna yetişeyim diyen Soğan Sarı
beraber varsın. Sayılmakla Oğuz erenleri tükense olmaz. Bayındır Han yirmi dört
kahraman sancak beyini Yigeneğe arkadaşlığa verdi. Beyler toplanıp
hazırlıklarını yaptılar.



Meğer o gece Yigenek rüya gördü. Rüyasını arkadaşlarına söyledi, görelim hanım
ne söyledi:



Der: Beyler birdenbire kara başım, gözüm uykuda iken rüya gördü. Ela gözümü açıp
dünya gördüm. Ak boz atlar koşturan alplar gördüm. Ak miğferli alpları yanıma
aldım. Ak sakallı Dede Korkut'tan öğüt aldım. Ataca yatan kara dağları aştım.
İleri yatan Karadeniz'e girdim. Gemi yapıp gömleğimi çıkardım yelken kurdum.
İleri yatan denizi deldim geçtim. Öteki kara dağın bir yanında alnı başı
parlayan bir er gördüm. Kalkıp yerimden doğruldum. Kargı dilli öz mızrağımı
kaptım. Karşılayıp o ere vardım. Karşısından o eri mızraklayacağım zaman
denedim. Göz ucu île o ere baktım. Dayırn Emen imiş onu bildim. Döndüm o ere
selam verdim. Oğuz ellerinden kimsin dedim. Gözkapaklarını kaldırıp yüzüme
baktı. Oğul Yıgenek nereye gidiyorsun dedî, söyledi. Ben dedim: Düzmürd kalesine
gidiyorum, babam orada esir imiş dedim. Burada dayım bana söyledi:

Der:,



Yetiştiğinde yel yetişmezdi yedi vurgunum

Yedi bayırın kurduna benzerdi yiğitlerim

Yedi kimiyle kurulurdu benim yayım

Kayın dalı tüylerinden som altınlı benim okum

Yel esti yağmur yağdı yükü koptu

Yedi defa vardım o kaleyi alamadım geri döndüm

Benden daha er çıkmayasın Yigeneğim dön



dedi. Yigenek rüyasında dayısına söylemiş:

Der:



Kalkıp yerinden doğrulduğunda

Ela gözlü bey yiğitleri yanına almadın

Adı belli beylerle sen at koşturmadın

Beş akçeli süvarileri arkadaş ettin

Onun için o kaleyi sen alamadın





demiş. Yigenek yine der:



Kese kese yemeğe yahni güzel

Kesme gününde kumandan hızlı güzel

Daim geldiğince dursa devlet güzel

Bildiğini unutmasa akıl güzel

Hasmından dönmese kaçmasa erlik güzel



dedi.



Bu rüyayı Yigenek arkadaşlarına hikaye eyledi. Meğer dayısı Emen orada yakın
idi. Cümle beylerle arkadaş olup gittiler. Düzmürd Kalesine yetişince etrafını
çevirip gittiler kondular.



Kafirler bunları görünce Arşın oğlu Direk Tekür'e haber verdiler. O mel'un da
kaleden dışarı çıkıp bunların karşısına geçti, er diledi. Kıyan Selçuk oğlu Deli
Dündar yerinden kalkı verdi, altmış tutam sivri mızrağını koltuğa kısıp o kafiri
karşısından mızraklayayım dedi, mızraklayamadı. Kafir Tekür yakalayıp zorladı,


mızrağını çekti elinden aldı. O altmış batman gürz ile Dündar'ı tepeden aşağı
tutup çaldı. Geniş dünya başına dar oldu. Cins atını çevirdi, çekilip döndü.
Ondan sonra Dönebilmez Dülek Evren altı kanatlı çomağı ile at tepip gelip
yukarıdan aşağı kafire şiddetle vurdu, yenemedi. Tekür yakalayıp elinden
çomağını aldı, ona da gürz ile vurdu. O da cins atını çevirdi döndü. Hanım,
yirmi dört sancak beyi Tekür'ün elinde perişan oldu. Sonra Kazılık Koca oğlu
Yigenek, taze yiğitcik yaradan Allah'a sığındı, ölümsüz mabudu övdü, der:



Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin

Aziz Tanrı

Sen anadan doğmadın

Sen babadan olmadın

Kimsenin rızkını yemedin

Kimseye güç etmedin61

Bütün yerlerde birsin

Sen daim ve baki olan Allahsın

Ademe sen taç giydirdin

Şeytana lanet kıldın

Bir suçtan ötürü huzurundan sürdün

Nemrud göğe ok attı

Karnı yarık balığı karşı tuttun

Ululuğuna haddin yok

Senin boyun kaddin62 yok

Veya cism ile ceddin yok

Vurduğunu ulutmayan Ulu Tanrı

Bastığını belirtmeyen belli Tanrı

Kaldırdığını göğe yetiştiren güzel Tanrı

Kızdığını kahreden kahhar Tanrı

Birliğine sığındım Rabbim kadir Tanrı

Medet senden

Kara elbiseli kafire at tepiyorum

İşimi sen yoluna koy





dedi. Hemen at sürdü. Yel gibi yetişti, tutkal gibi yapıştı. Kafirin omuzuna bir
kılıç vurdu. Giyimini kuşamını doğradı, altı parmak derinliğinde yara açtı. Kara
kanı fışkırdı, kara kalçası, çizmesi dolu kan oldu. Kara başı bunaldı darda
kaldı. Hemen döndü kaleye kaçtı. Yigenek ardından yetişti. Kale kapısına
girmişken kara çelik öz kılıcı ile ensesine öyle çaldı ki başı top gibi yere
düştü. Ondan sonra Yigenek atını döndürdü. askerin yanma geldi.



Esir olan Kazılık Koca'yı bırakı vermişler, çıkıp geldi. Hay bey yiğitler kafiri
kim öldürdü diyerek söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Develerin dişisini gebe koydum

Erkek midir dişi midir onu bilsem

Kara elimin koyununu gebe koydum

Koç mudur koyun mudur onu bilsem

Ela gözlü güzel helalimi hamile koydum

Erkek midir kız mıdır onu bilsem

Bre bey yiğitler haber bana Yaradanın aşkına





dedi. Yigenek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Develerin dişisini gebe koydun erkek oldu

Kara elde koyununu gebe koydun koç oldu

Ela gözlü güzel helalin! hamile koydun aslan oldu



dedi. Yigenek babası île görüştü. Ondan sonra gerikalan beyler görüştü. Sonra
hep birden beyler kaleye yürüyüş ettiler, yağmaladılar.



Babası ile Yigenek gizli yaka tutarak koklaştılar, iki hasret birbiriyle
buluştular, ıssız yerin kurdu gibi uluştular. Tanrı'ya şükürler kıldılar.



Kalenin kilisesini yıkıp yerine mescit yaptılar. Aziz Tanrı adına hutbe
okuttular. Kuşun alaca kanım, kumaşın arısını, kızın güzelini, dokuz katlı
içlenmiş süslü elbise, cübbe Bayındır Han'a hisse çıkardılar. Geri kalanını
gazilere bağışladılar. Döndüler, evlerine geldiler.



Dedem Korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi. Bu Oğuzname Yigeneğin olsun dedi




Dua edeyim hanım : Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın
kesilmesin. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürçekli ananın yeri cennet
olsun. Ahir sonu an imandan ayırmasın. Ak olnında beş kelime dua kıldık kabul
olsun. Günahınız adıı güzel Muhammed Mustafa'nın yüzü suyuna bağışlasın hanım

KANGLI KOCA OĞLU KAN TURALI DESTANINI BEYAN EDER HANIM HEY
OĞUZ

zamanında Kanglı Koca derlerdi bir gürbüz er var idi.
Yetişmiş bir yiğit oğlu var idi, adına Kan Turalı derlerdi.



Kanglı Koca der: Dostlar, babam öldü ben kaldım, yerim yurdunu tuttum,
yarınki gün ben Öleceğim oğlum kalacak, bundan daha iyisi yoktur ki gözüm
görürken oğul gel seni evlendireyim dedi. Oğlan der: Baba mademki beni
evlendireyim diyorsun, bana layık kız nasıl olur? Kan Turalı der: Baba ben
yerimden kalkmadan o kalkmış olmalı, ben kara koç atıma binmeden o binmiş
olmalı, ben kanlı kafir eline varmadan o varmış bana baş getirmiş olmalı dedi.
Kanglı Koca der: Oğul sen kız istemezmişsin, bir yiğit bahadır istermişsin, onun
arkasında yiyesin içesin hoş geçesin42. Der: Evet canım baba öyle isterim, ya
varasın bir cici bici türkmen kızını

alasın, birdenbire kayayım üzerine düşeyim, karnı yırtılsın dedi. Kanglı Koca
der: Oğul kız görmek senden, mal rızk vermek benden dedi.

Böyle diyince yiğitler ejderhası Kan Turalı yerinden
kalktı. Kırk yiğidini yanına aldı. İç Oğuz'u gördü, kız bulamadı. Çekildi geri
döndü, evlerine geldi. Babası der: Oğul kız buldun mu? Kan Turalı der: Yıkılsın
Oğuz elleri, bana yarar kız bulamadım baba dedi. Babası der: Hey oğul kız
dileyip varan böyle varmaz. Kan Turalı der: Ya nasıl varır baba dedi. Kanglı
Koca der: Oğul sabah varıp öğlen gelmek olmaz, öğlen varıp akşam gelmek olmaz,
oğul sen mala dört elle sarıl, yığ, ben sana kız aramağa gideyim dedi.



Kanglı Koca sevine kıvana kalktı. Ak sakallı çok yaşlı ihtiyarları yanına aldı.
Iç Oğuz'a girdi, kız bulamadı. Dolandı Dış Oğuz'a girdi, bulamadı. Dolandı
Tırabuzan'a geldi.



Meğer Tırabuzan tekürünün44 bir fevkalade güzel dilber kızı var idi. Sağına
soluna iki çift yay çekerdi. Attığı ok yere düşmezdi. O kızın üç canavar
kalınlığı kaftanlığı var idi. Kim o üç canavarı bastırsa yense öldürse kızımı
ona veririm diye vad eylemişti. Bastıramasa başını keserdi. Böylelikle otuz iki
kafir beyinin oğlunun başı burç bedeninde kesilip asılmıştı. O üç canavarın biri
kükremiş aslan idi, biri kara boğa idi, biri de kara erkek deve idi. Bunların
her birisi bir ejderha idi. Bu otuz iki baş ki burçta asılmıştı, kükremiş aslan
ile kara erkek devenin yüzünü görmemişlerdi, ancak boğa boynuzunda helak
olmuşlardı.



Kanglı Koca bu başları ve bu canavarları gördü, başında olan bit ayağına
toplandı46.Der. Varayım oğluma doğru haber vereyim, hüneri var isa gelsin alsın,
yoksa evdeki kıza razı olsun dedi.



At ayağı çabuk ozan dili çevik olur. Kanglı Koca giderek geldi Oğuz'a çıktı. Kan
Turalı'ya haber oldu, baban geldi dediler. Kırk yiğit ile babasına karşı vardı.
Elini öptü. der: Canım baba bana yarar kız buldun mu? Der: Buldum oğul hünerin
var ise dedi. Kan Turalı der: Altın akçe mi ister, katır deve mi ister? Babası
der: Oğul

hüner gerek hüner dedi. Kan Turalı der: Baba yelesi kara cins atıma eyer
vurayım, kanlı kafir eline akın edeyim, baş keseyim, kan dökeyim, kafire kan
kusturayım, kul hizmetçi getireyim, hüner göstereyim. Kanlı Koca der: Hay
canım oğul hüner dediğim o değil. O kız için üç canavar beslemişler. Kim ki o üç
canavarı bastırır, o kızı ona verirler. Bastırıp öldürmese onun başını keserler
burca asarlar. Kan Turalı der: Baba bu sözü sen bana dememeliydin, mademki
dedin, elbette varmalıyım, başıma kakınç, yüzüme dokunç48 olmasın, kadın ana bey
baba esen kalın dedi. Kanglı Koca der: Gördün mü ben bana nettim, oğlana korkunç
haberler vereyim, belki gitmez döner dedi. Kanglı Koca burada söylemiş, görelim
hanım ne söylemiş :

Der:



Oğul senin varacağın yerin

Dolamaç dolamaç yolları olur

Atlı batıp çıkamaz onun balçığı olur

Alaca yılan sökemez onun ormanı olur

Gök ile boy ölçüşen onun kalesi olur

Göz Kakarak gönül alan onun güzeli olur

Hay demeden baş getiren celladı olur

Sırtında kalkan oynar yayası olur

Yaman yerlere yeltendin geri dön

Ak sakallı babanı ihtiyarcık olmuş ananı ağlatma



dedi. Kan Turalı kızdı, der:



Ne söylüyorsun ne diyorsun canım baba

Bu kadar işten korkan yiğit mi olur

Alp ere korku vermek ayıp olur

Dolamaç dolamaç yollarını

Kadir kor ise geceleyin at sürüp geçeyim

Atlı batıp çıkamaz onun balçığına kumlar döşeyeyim

Alaca yılan sökemez ormanını

Çakmak çakıp ateşe vereyim

Gök ile boy ölçüşen kalelerini

Kadir kor ise yapayım yıkayım

Göz kakarak gönül alan güzelinin boynunu öpeyim

Sırtında kalkan oynar yayasının

Kadir kor ise başını keseyim

Ya varayım ya varmayayım

Ya geleyim ya gelmeyeyim

Ya kara erkek devenin göğsü altında kalayım

Ya boğanın boynuzuna ilişeyim

Ya kükremiş aslanın pençesinde didileyim

Ya varayım ya varmayayım

Ya geleyim ya gelmeyeyim

Yine görünceye kadar bey baba hatun ona esen kalın



dedi. Gördüler ki namus için durmuyor, dediler: Oğul uğurun açık olsun, sağ esen
varıp gelesin dediler. Babasının anasının ellerini öptü.



Kırk yiğidini yanına aldı. Yedi gün yedi gece at koşturdular. Kafirin hudut
boyuna eriştiler, çadır diktiler. Koşucu atını koşturup Kan Turalı gürzünü göğe
atıyor, inip yere düşmeden kavrıyor, tutuyor,



Hey kırk eşim kırk arkadaşım

Yüğrük olsa yarışsam

Hak Taala inayet eylese

Üç canavarı öldürsem

Güzeller sultanı sarı elbiseli Selcen Hatunu alsam

Babamın anamın evine dönsem

Hey kırk eşim kırk arkadaşım

Kırkınıza kurban olsun benim başım



diye söylüyordu.



Bunlar bu sözde iken meğer hanım teküre haber vardı. Oğuz'dan Kan Turalı derler
bir yiğit var imiş, kızını istemeğe geliyor dediler. Kafirler yedi ağaç yer
karşı geldiler, neye geldiniz yiğit beyler dediler. Karşılıklı vermeğe almağa
geldik dediler. İzzet hürmet eylediler. Ak çadır diktiler, alaca halı düşediler,
ak koyun kestiler, yedi yıllık al şarap içirdiler. Alıp bunları teküre
getirdiler.



Tekür taht üzerinde oturmuştu. Yüz kafir gizlice giyimini giyinmişti. Yedi kat
meydanı dolandı geldi. Meğer kız meydanda bir köşk yaptırmıştı. Bütün yanında
olan kızlar al giymişlerde kendisi sarı giymişti, yukarıdan temaşa ediyordu. Kan
Turalı geldi, kara şaykalı teküre selam verdi. Tekür selam aldı. Alaca halı
döşediler. oturdu. Tekür der: Yiğit nereden geliyorsun? Kan Turalı yerinden
kalkı verdi, sallana sallana yürüdü, ak alnını açtı, ak bileklerini sıvadı, dedi
ki:



Karşı yatan kara dağını aşmağa gelmişim

Akıntılı suyunu geçmeğe gelmişim

Dar eteğine geniş koltuğuna sığınmağa gelmişim

Tanrı buyruğu ile Peygamber kavli ile

Kızını almağa gelmişim



dedi. Tekür der: Bu yiğidin sözü hızlı, eğer elinde hüneri var ise. Tekür der:
Bu yiğidi anadan doğma soyundurun.



Soyundurdular. Kan Turalı altınlı ince keten bezini beline sardı. Kan Turalı'yı
alıp meydana getirdiler. Kan Turalı cemal ve kemal sahibi idi. Oğuzda dört yiğit
yüz örtüsü ile gezerdi. Biri Kan Turalı, biri Kara Çöğür ve oğlu Kırk Kınak ve
boz aygırlı Beyrek. Kan Turalı yüz örtüsünü sıyırdı açtı. Kız köşkten bakıyordu,
eli ayağı

gevşedi, kedisi miyavladı, avsıl53 olmuş dana gibi ağzının suyu aktı. Yanındaki
kızlara der: Hak Taala babamın gönlüne merhamet lütfetse de başlık kesip beni o
yiğide verse, bunun gibi yiğit yazık olur ki canavarlar elinde helak olsun dedi.




Bu sırada demir zincirle boğayı getirdiler. Boğa dizini çöktü, boynuzu ile
mermer taşı yuğurdu peynir gibi ditti. Kafirler der: Şimdi yiğidi atar, yıkar,
yere serer, delik deşik eder. yıkılsın Oğuz etleri, kırk yiğit bir bey oğlu ile
bir kızdan Ötürü ölmek ne oluyor dediler. Bunu işitince kırk yiğit ağlaştılar.
Kan Turalı sağına baktı

kırk yiğidini ağlar gördü, soluna baktı öyle gördü/Der: Hey kırk eşim kırk
arkadaşım, niye ağlıyorsunuz, kolca kopuzumu getirin övün beni dedi. Burada kırk
yiğit Kan Turalı'yı övmüşler, görelim hanımnasıl övmüşler:

Der:



Sultanım Kan Turalı

Kalkarak yerinden doğrulmadın mi

Yelesi kara cins atına binmedin mi

Arku Beli Ala Dağı

Anlayarak kuşlayarak aşmadın mı

Babanın ak otağının eşiğinde

Hizmetçiler inek sağar görmedin mi

Boğa boğa dedikleri

Kara inek buzağısı değil midir

Alp yiğitler hasmından kaygılanır mı olur

San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar

Kime baksa aşk ile ateşe yakar

Kan Turalı sarı elbiseli kız aşkına bir hu1



dedi.



Bre boğanızı koyu verin gelsin dedi. Boğanın zincirini aldılar, salı verdiler.
Boynuzu elmas mızrak gibi. Kan Turalı'nın üzerine hücum etti. Kan Turalı adı
güzel Muhammed'e salavat getirdi, boğanın olnına öyle bir yumruk vurdu ki boğayı
kıçı üzerine çökertti. Alnına yumruğunu dayadı, sürdü meydanın başına çıkardı.
Çok uğraştılar. Ne boğa yener, ne Kan Turzalı yener. Küt küt boğa solumağa
başladı. Ağzı köpüklendi. Kan Turalı der: Bu dünyayı erenler akıl ile
bulmuşlardır, bunun önünden sıçrayayım, ne hünerim var ise ardından göstereyim
dedi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, boğanın önünden savuldu. Boğa
boynuzu üzerine dikildi. Kuyruğundan üç kere kaJdırıp yere attı. Kemikleri
hurdahaş oldu. Bastı boğazladı. Bıçak çıkatıp derişini' yüzdü. Etini meydanda
bırakarak derisini Tekür'ün önüne getirip der: Yarın sabah kızını bana veresin
dedi. Tekür der: Bre kızı verin. şehirden sürün, çıksın gitsin dedi. Tekür'ün
kardeşi oğlu var idi, der: Canavarların sultanı aslandır, onunla da oyun
göstersin, kızı ondan sonra verelim dedi.



Vardılar aslanı çıkardılar, meydana getirdiler. Aslan haykırdı, meydanda ne
kadar at var ise kan kaşandı. Yiğitleri der: Boğadan kurtuldu, aslandan nasıl
kurtulsun dediler, ağlaştılar. Kan Turalı yiğitlerini ağlar gördü, der: Bre alca
kopuzumu ele alın beni övün, sarı elbiseli kız aşkına bir aslandan döneyim mi
dedi. Arkadaşları burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Sultanım Kan Turalı

Akça sazlar içinde san deriler görüp taylar basan

Avın damarını delerek kanım emen

Kara çelik öz kılıçtan dönmeyen

Ak kirişli katı yaydan korkmayan

Ak tüylü delici oktan çekinmeyen

Canavarlar sultanı kükremiş aslan kıran54

Alaca köpek yavrusuna kendisini dalatır mı

Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı



dediler.



San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar

Kime baksa aşk ile ateşe yakar

San elbiseli kız aşkınaa bir hu



dedi.



Kan Turolı, bre katır aslanını koyu ver gelsin dedi. Kara çelik öz kılıcım yok
ki kapıştığı zaman iki biçeydim, sana sığındım cömertler cömerdi gani Tanrı,
medet dedi. Aslanı koyu verdiler, sürdü geldi. Kan Turalı bir çoban keçesini
eline doladı, aslanın pençesine sunu verdi. Adı güzel Muhammed’e salavat
getirdi, aslanın alnını gözetip öyle bir yumruk vurdu ki, yumruk çenesine
dokundu ufattı. Ensesinden tuttu belini yüzdü, sonra kaldırıp yere vurdu,
hurdahaş oldu. Tekür'ün önüne geldi, dedi: Dost, kızını bana ver dedi. Tekür
der: Kızı getirin verin, bu yiğidi gözüm gördü gönlüm sevdi, ister dursun ister
gitsin dedi. Yine kardeşi oğlu der: Canavarların başı devedir, onunla da oyununu
oynasın dedi, ondan sonra kızı verelim dedi.



Tanrıdan inayet olunca beyin paşanın himmeti Kan Turalı'nın oldu. Tekür devenin
ağzını yedi yerden bağlayın dedi. Hasut kafirler bağladılar, yularını sıyırıp
salı verdiler. Kan Turalı fırlar devenin koltuğundan girer, fırlar çıkar. Sarhoş
yiğit hem iki canavarla savaşmıştı, kaydı düştü. Altı cellat ensesine geldiler,
yalın kılıç tuttular. Burada arkadaşlar söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :




Kalkarak Kan Turalı yerinden doğruluverdin

Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin

Ela gözlü yiğitlerini yanına aldın

Arku Beli Ala Dağı geceleyin aştın

Akıntılı güzel suyunu geceleyin geçtin

Kanlı kafir eline geceleyin girdin

Kara- boğa geldiğinde hurdahaş eyledin

Kükremiş aslan geldiğinde belini büktün

Kara erkek deve geldiğinde niye geçtin^

Kara kara dağlardan haber aşar

Kanlı kanlı sulardan haber geçer

Kudretli Oğuz eline haber varır

Kanglı Koca oğlu .Kan Turalı netmiş derler

Kara boğa geldiğinde kıpırdatmamış

Kükremiş aslan geldiğinde belini bükmüş

Kara erkek deve geldiğinde niye geçmiş derler

Büyük küçük kalmaz söz eder

Yaşlı kadın erkek dedikodu eder

Ak sakallı baban dertli olur

îhtiyarcık olmuş anan kan yaş döker

Hanım kalkarak yerinden doğrulmazsan

Altı cellat ensende yalın kılıç tutar

Birdenbire güzel basını keser

Aşağıdan yukarı bakmaz mısın

Karşına alaca kaz geldi şahinini atmaz mısın

Sarı elbiseli Selcen Hatun işaret eder görmez misin

Seni deve burnundan perişan olur dediler bilmez misin

Son elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar

Kime baksa aşk ile ateşe yakar

Sarı elbiseli kız aşkına bir hu



dedi. Kan Turalı ayağa kalktı. Der: Bre ben bu devenin burnuna yapışınca o kız
sözü île yapıştı derler, yarın Oğuz eline haber varır, deve elinde kalmıştı kız
kurtardı derler, bre kolca kopuzumu çalın övün beni, yaradan kadir Tanrı'ya
sığındım, bir erkek deveden döneyim mi, inşallah bunun da başını keseyim, dedi.
Yiğitleri Kan Turalı'yı övüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :



Kapkayalar basında yuva tutan

Kadir ulu Tannya yakın uçan

Mancınığı ağır taştan vızıldayıp müthiş inen

Arı gölün ördeğini şakıyıp alan

Koca üveyik dipte yürürken çekip yüzen

Karıncığı aç olsa kalkıp uçan

Cümle kuşlar sultanı kartal kuşu

Kanadıyle saksağana kendisini bağırtır mı55

Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı



dediler.



Son elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar

Kime baksa aşk ile ateşe yakar

San elbiseli kız aşkına bir hu



dedi.



Kan Turalı adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, deveye bir tekme vurdu. Deve
bağırdı. Bir daha vurdu, deve ayağı üzerinde duramadı yıkıldı. Basıp iki yerden
boğazladı. Arkasından iki kayış çıkardı, tekürün önüne bıraktı, der: Akıncıların
okluğunun bağı, üzengisinin kayışı kopar, dikmek için lazım olur dedi. Tekür
der: Vallah bu yiğidi gözüm gördü gönlüm sevdi dedi.



Kırk yerde otağ diktirdi. Kırk yerde kızıl alaca gelin odası diktirdi. Kan
Turalı ile kızı getirip gelin odasına koydular. Ozan geldi coşturucu havalar
çaldı. Oğuz yiğidinin yüreği kabardı. Kılıcım çıkardı yere çaldı, kertti, dedi
ki: Yer gibi kertileyim, toprak gibi savrulayım, kılıcıma doğranayım, okuma
saplanayım, oğlum doğmasın, doğarsa on güne varmasın, bey babamın kadın anamın
yüzünü görmeden bu gelin odasına girersem dedi. Evini çözdü, devesini bağırttı,
kara koç atını kişnetti, geceyi gündüze kattı, göçtü.



Yedi gün yedi gece at koşturdu. Oğuz'un hudut boyuna çıktı, çadır dikti. Kan
Turalı der:



Hey kırk eşim kırk arkadaşım

Kurban olsun size benim başım



Hak Taala yol verdi vardım, o üç canavarı öldürdüm, sarı elbiseli Selcen Hatun'u
aldım geldim, haber eyleyin babam bana karşı gelsin dedi. Kan Turalı baktı gördü
bu konduğu yerde kuğu kuşları, turnalar, sülünler, keklikler uçuyorlar. Soğuk
soğuk sular, çayırlar, çimenler.. Selcen Hatun bu yeri güzel gördü, beğendi.
İndiler, yeme içme ile meşgul oldular. Yediler içtiler.



O zamanda Oğuz yiğitlerine ne kaza gelse uykudan gelirdi. Kan Turalı'nın uykusu
geldi, uyudu. Uyurken kız der: Benim aşıklarım çoktur, ansızın dört nala
gelmesin, tutup yiğidimi öldürmesinler, akça yüzlü ben gelini tutup babamın
anamın evine iletmesinler dedi. Kan Turalı'nın atının giyimini sessizce tuttu
giydirdi. Kendisi de giyimini sessizce tuttu giyindi. Mızrağını eline aldı, bir
yüksek yere çıktı, bekledi.



Meğer hanım Tekür pişman oldu. Üç canavar öldürdüğü için bir kızcağızımı aldı
gitti dedi. Gizlice kara elbiseli, mavi demirli altı yüz kafir seçti. Gece
gündüz at koşturdular. Ansızın yetiştiler.



Kız hazır idi. Baktı gördü dört nala yetiştiler, atını oynattı, Kan Turalı'nın
üzerine geldi. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

Der:



Gafil olma kara basını kaldır yiğit

Ela süzme güzel gözünü aç yiğit

Pazularından ak ellerin bağlanmadan

Ak alnın kara yere tepilmeden

Birdenbire güzel başın kesilmeden

Alca kanın yer yüzüne dökülmeden

Hasım yetişti düşman erişti

Ne yatıyorsun kalk yiğit

Kapkayalar oynamadan yer oyuldu

Yaşlı beyler ölmeden el boşaldı

Kaynaşarak uğrayarak dağdan indi

Tertiplenip üzerine düşman geldi

Yatacak yer mi buldun yurt mu buldun

Noldu sana





diye seslendi. Kan Turalı sıçradı uyandı, ayağa kalktı. der: Ne söylüyorsun
güzelim dedi. Der. Yiğidim, üzerine düşman geldi, uyandırmak benden, savaşıp
hüner göstermek senden dedi. Kan Turalı gözünü açtı, göz kapaklarını kaldırdı.
Gördü gelen at üzerinde, giyimini giyinmiş, mızrağı elinde. Yeri öptü, der:
Amenna ve saddakna56, maksudumuz Hak Taala katında hasıl oldu diyip arı sudan
abdest aldı. Ak atına bindi, adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, kara elbiseli
kafire at sürdü, karşı vardı. Selcen Hatun at oynattı Kan Turalı'nın önüne
geçti. Kan Turalı der: Güzelim nereye gidiyorsun dedi. Der: Bey yiğit baş esen
olsa börk bulunmaz mı olur, bu gelen kafir çok kafirdir, savasalım, dövüşelim,
Ölenimiz olsun, sağ kalanımız otağa gelsin dedi.



Burada Selcen Hatun at sürdü. Hasmım bastırdı. Kaçanını kovalamadı, aman diyeni
öldürmedi, öyle sandı ki düşman bastırıldı. Kılıcının kabzası kan içinde otağa
geldi. Kan Turalı'yı bulamadı. O sırada Kan Turalı'nın babası anası çıka geldi.
Gördüler ki bu gelen kişinin kılıcının kabzası kanlı, oğlu görünmez. Haber
sordular, görelim nasıl sordular:

Anası der:



Anam kişi kızım kişi

Sabah erken yerinden kalkı verdin

Oğulu tutturdun mu

Birdenbire güzel başını kestirdin mi

Kadın ana bey baba diye bağırttın mı

Sen geliyorsun bir beyim görünmüyor bağrım yanıyor

Ağız dilden bir kaç kelime haber bana

Kara başım kurban olsun gelin sana



dedi. Kız bildi ki kaynanası kayın babasıdır. Kamçı île işaret kılıp: Otağa
inin, nerede iner karışır toz var ise ve nerede karga kuzgun oynuyorsa orada
arayalım dedi. Atına mahmuz vurdu, bir yüksek yere çıktı, gözetledi.



Gördü ki bir derenin içinde toz kah toplanıyor kah dağılıyor. Üzerine geldi.
Gördü ki Kan Turalı'nın atını aklamışlar, gözünün kapağını aklamışlar, yüzüne
kan bürümüş, durmadan kanını siliyor, kafirler üşüşüyor, kılıcını yalın eyliyor
kafiri önüne katıp kovalıyor. Selcen Hatun bunu böyle gördü, içine ateş düştü.
Bir bölük kaza şahin girmiş gibi kafire at sürdü. Bir uçundan kırıp kafiri öbür
ucuna çıktı.



Kan Turalı baktı gördü ki bir kimse düşmanı önüne katmış kovalıyor. Selcen
olduğunu bilmedi, kızdı. Burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Kalkıp yerinden doğrulan yiğit ne yiğitsin

Yelesi kara cins atına binen yiğit ne yiğitsin

Birdenbire başlar kesen

Destursuzca57 benim düşmanıma giren yiğit ne yiğitsin

Destursuzca düşmana girmek bizim elde ayıp olur

Bre yürü

Doğan kuş olarak ucayım mı

Sakalınla boğazından futayım mı

Ansızın senin başını ben keseyim mi

Alca kanını yer yüzüne dökeyim mi

Kara başını terkiye58 asayım mı

Bre belası gelmiş yiğit ne yiğitsin

Çekilip dön



dedi Selcen Hatun burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Hey yiğidim bey yiğidim

Develer yavrusundan döner mi olur

Kara koçta cins atlar

Taycığını teper mi olur

Ağıllarda akça koyun

Kuzucağını süser mi olur

Alp yiğitler bey yiğitler

Sevgilisine kıyar mı olur

Yiğidim bey yiğidim

Bu düşmanın bir ucu bana bir ucu sana





dedi. Kan Turalı bildi ki bu düşmanı basıp dağıtan Selcen Hatundur. Bir tarafına
da kendisi girdi. Kılıç çekip yürüdü, kafir basını kesti. Hasım bastırıldı,
düşman kırıldı. Selcen Hatun Kan Turalı'yı at arkasına aldı çıktı. Giderken Kan
Turalı'nın fikrine bu geldi ki:



Kalkıp ey Selcen Hatun doğrulduğunda

Yelesi kara cins atına bindiğinde

Babamın ak otağının eşiğine indiğinde

Oğuzun ela gözlü kızı gelini destan anlattığında

Herkes sözünü söylediğinde

Sen orada durasın övünesin

Kan Turalı perişan oldu

At arkasına aldım çaktım diyesin

Gözüm döndü gönlüm gitti

Öldürürüm seni





dedi. Selcen Hatun durumun ne olduğunu bilip söylemiş, görelim hanım ne söylemiş
:

Der:



Bey yiğit

Övunürse erkek övüncün aslandır

Övünmekle kadın erkek olmaz

Alacak yorgan içinde seninle sarmaşmadım

Tatlı damak tutarak emişmedim

Al duvağımın altından söyleşmedim

Tez sevdin tez usandın kavat oğlu kavat

Kadir Allah bilir ben sana

Munisim yarim kıyma bana





dedi. Kan Turalı der: Yok, elbette öldürmem gerektir dedi. Kız hiddetlendi, der:
Bre kavat oğlu kavata ben aşağı kulpa yapışıyorum, sen yukarı kulpa
yapışıyorsun, bre kavat oğlu, okunla mı, kılıcınla mı, gel beri konusalım dedi.




Atını tepti, bir yüksek yere çıktı. Okluğundan doksan okunu yere döktü. İki okun
temrenini çıkardı. Birini yaya taktı, birini eline aldı. Temrenli ok île atmağa
kıyamadı. Der: Yiğit at okunu. Kan Turalı der: Kızların yolu evveldir, önce sen
at dedi. Kız bir oku Kan Turalı'ya attı. Şöyle ki başında olan bit ayağına indi.
İleri gelip Selcen Hatun'u kucaklayıp barışmışlar, emişmişler. Kan Turalı burada
söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Işıl ışıl ışıldayan ince elbiselim

Yere basmayıp yürüyen servi boylum

Kar üzerine kan damlamış gibi kızıl yanaklım

Çift badem sığmayan dar ağızlım

Ressamların59 çizdiği kara kaçtım

Kurumsu60 kırk tutam kara saçlım

Aslan soyu sultan kızı

Öldürmeğe ben seni kıyar mıydım

Kendi canıma kıyarım ben sana kıymam

Ben seni deniyordum





dedi. Selcen Hatun da burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Kalkarak yerimde n doğrulurdum

Yelesi kara cins atıma binerdim

Babamın ak otağından çıkardım

Arku Bedi Ala Dağı avlardım

Alaca geyik yabani geyik kovalardım

Çekince bir ok ile vururdum

Temrensiz ok ile yiğit seni deniyordum

Öldürmeğe yiğidim ben seni kıyar mıydım





dedi. Irağından yakınından geliştiler. gizli yaka tutarak koklaştılar, tatlı
damak vererek emiştiler, ak boz atlara binerek koşuştular, bey babasının yanına
eriştiler.



Babası oğlancığını gördü Allah'a şükürler eyledi. Oğlu ile, gelini ile Kanglı
Koca Oğuz'a girdi. Yeşil, alaca, güzel çimene çadır dikti. Attan aygır, deveden
erkek deve, koyundan koç kestirdi. Düğün etti. Kudretli Oğuz beylerini ağırladı.
Altınlıca gölgeliğini dikip Kan Turalı gelin odasına girip muradına maksuduna
erişti.



Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı, destan söyledi deyiş dedi, gazi
erenlerin başına ne geldiğini söyledi.



Şimdi hani dediğim bey erenler

Dünya benim diyenler

Ecel aldı yer gizledi

Fani dünya kime kaldı

Gelimli gidimli dünya

Son ucu ölümlü dünya



Ecel geldiğinde on imandan ayırmasın. Kadir seni namerde muhtaç etmesin.
Allah'ın verdiği ümidin kesilmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul
olsun. Amin diyenler Tanrı'nın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı adı
güzel Muhammed Mustafa'ya bağışlasın hanım hey!.....

KAM PÜRENİN OĞLU BAMSI BEYREK DESTANINI BEYAN EDER HANIM HEY
KAM Gön oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Kara yerin
üstüne ak otağını diktirmişti. Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde
ipek halıcığı döşenmişti. İç Oğuz, Dış Oğuz beyleri Bayındır Han’ın
sohbetine toplanmıştı. Pay Püre Bey de Bayındır Han'ın sohbetine gelmişti.




Bayındır Han'ın karşısında Kara Göne oğlu Kara Budak yaya dayanıp durmuştu. Sağ
yanında Kazan oğlu Uruz durmuştu. Sol yanında Kazılık Koca oğlu Bey Yigenek
durmuştu. Pay Püre Bey bunları gördüğünde ah eyledi, basından aklı gitti,
mendilini aldı, böğüre böğüre ağladı.



Böyle edince, kudretli Oğuz'un arkası, Bayındır Han'ın güveyisi Solur Kazan kaba
dizinin üzerine çöktü, gözünü dikerek Pay Püre Bey'in yüzüne baktı, der: Pay
Püre Bey ne ağlayıp

bağırıyorsun? Pay Püre der Han Kazan nasıl ağlamayayım, nasıl bağırmayayım,
oğulda nasibim yok, kardeşte kaderim yok. Allah Teala bana beddua etmiştir,
beyler tacım tahtım için ağlarım, bir gün olacak düşeceğim öleceğim, yerimde
yurdumda kimse kalmayacak dedi. Kazan der: Maksudun bu mudur? Pay Püre Bey der:
Evet budur, benim de oğlum olsa, Han Bayındır'ın karşısına geçse dursa, hizmet
eylese, ben de baksam sevinsem, kıvansam. güvensem dedi.



Böyle diyince kudretli Oğuz Beyleri yüzlerim göğe tuttular, el kaldırıp dua
eylediler, Allah Teala sana bir oğul versin dediler. O zamanda beylerin hayır
duası hayır dua, bedduası beddua idi, duaları kabul olunurdu.



Pay Piçen Bey de yerineleri kalktı, der: Beyler benim de hakkıma bir dua
eyleyin, Allah Teala bana da bir kız versin dedi. Kudretli Oğuz beyleri el
kaldırdılar dua eylediler. Allah Teala sana da bir kız versin dediler. Pay Piçen
Bey der: Beyler Allah Teala bana bir kız verecek olursa, siz şahit olun, benim
kızım Pay Püre Bey'in oğluna beşik kertme yavuklu olsun dedi.



Bunun üzerine bir kaç zaman geçti. Allah Teala Pay Püre Bey'e bir oğul, Pay
Piçen Bey'e bir kız verdi. Kudretli Oğuz beyleri bunu işittiler, şad olup
sevindiler. Pay Püre Bey bezirganlarınım yanına çağırdı, buyruk etti : Bre
bezirganlar. Allah Teala bana bir oğul verdi. Rum eline benim oğlum için güzel
armağanlar getirin, benim oğlum büyüyünceye kadar dedi.



Bezirganlar da gece gündüz yola girdiler. İstanbul'a geldiler.Fevkalade, nadide,
güzel armağanlar aldılar. Pay Püre'nin oğlu için bir deniz tayı boz aygır
aldılar, bir ok kirişli sert yay aldılar, bir de altı kanatlı gürz aldılar. Yol
hazırlığını yaptılar.



Pay Püre'nin oğlu beş yasma girdi, beş yaşından on yaşına girdi, on yaşından on
beş yaşına girdi. Dönüp baksa çalımlı, kartal hünerli bir güzel iyi yiğit oldu.
O zamanda bir oğlan baş kesmese kan dökmese ad koymazlardı. Pay Püre Bey'in oğlu
atlandı, ava çıktı. Av avlarken babasının tavlasının üzerine geldi. Tavlacı başı
karşıladı, indirdi misafir etti. Yiyip içip oturuyorlardı. Beri yandan da
bezirganlar gelerek Kara derbent ağzına konmuşlardı. Murada maksuda erişmesin,
Evnük Kalesi'nin kafirleri bunları casusladı.



Bezirganlar yatarken ansızın beş yüz kafir saldırdılar, vurdular, yağmaladılar.
Bezirganın büyüğü tutuldu, küçüğü kaçarak Oğuz'a geldi.



Baktı gördü Oğuz'un hududunda bir alaca gölgelik dikilmiş, bir bey oğlu güzel
yiğit kırk yiğit ile, sağında ve solunda, oturuyorlar. Oğuz'un bir güzel yiğidi
ancak, yürüyeyim medet diyeyim dedi.



Bezirganlar der: Yiğit yiğit bey yiğit, sen benim ünümü anla sözümü dinle, on
altı yıldır ki Oğuz içinden gitmiştik. fevkalade kafir malını Oğuz beylerine
getiriyorduk. Pasının Kara Derbent ağzına göğüs vermiş idik20. Evnük Kalesi'nin
beş yüz kafiri üzerimize saldırdı. kardeşim esir oldu, malımızı rızkımızı
yağmaladılar, geri döndüler, kara başımı kaldırdım sana geldim, kara basının
sadakası yiğit medet bana dedi.



Bu defa oğlan şarap içerken içmez oldu. Altın kadehi elinden yere çaldı, der: Ne
diyorsam yetiştirin, giyimim ile benim koç atımı getirin hey, beni seven
yiğitler binsinler dedi. Bezirgan da önlerine düştü, kılavuz oldu.



Kafir de inerek bir yerde akçe bölüşmekteydi. Bu sırada yiğitler meydanının
arslanı, pehlivanların kaplanı boz oğlan yetişti. Bir iki demedi, kafirlere
kılıç vurdu, baş kaldıran kafirleri öldürdü, gaza eyledi, bezirganların malını
kurtardı. Bezirganlar der: Bey yiğit bize sen erlik işledin, gel şimdi
beğendiğin maldan al dediler. Yiğidin gözü bir deniz tayı boz aygırı tuttu, bir
de altı kanatlı gürzü, bir de ak kirişli yayı tuttu. Bu üçünü beğendi. Der: Bre
bezirganlar bu aygırı ve sonra bu yayı ve bu gürzü bana verin dedi. Böyle
diyince bezirgan lar bozuldu. Yiğit der: Bre bezirganlar çok mu istedim dedi.
Bezirganlar dediler: Niye çok olsun, amma bizim bir beyimizin oğlu vardır, bu üç
şeyi ona armağan götürmemiz gerek idi dediler. Oğlan der: Bre beyinizin oğlu
kimdir? Dediler. Pay Püre' nin oğlu vardır, adına Bamsı derler dediler. Pay
Püre'nin oğlu olduğunu bilemediler. Yiğit parmağını ısırdı. Der: Burda minnetle
olmaktansa, orda babamın yanında minnetsiz almak daha iyidir dedi. Atını
kamçıladı yola girdi. Bezirganlar ardından baka kaldılar, vallah güzel yiğit,
faziletli yiğit dediler.



Boz oğlan babasının evine geldi. Babasına haber verildi bezirganlar geldi diye.
Babası sevindi, çadır otağ, alaca gölgelik diktirdi, ipek halıcıklar serdi,
geçti oturdu. Oğlunu sağ yanına aldı. Oğlan bezirganlar hususundan bir söz
söylemedi, kafirleri öldürdüğünden bahsetmedi. Birdenbire bezirganlar geldiler.
Baş indirip selam verdiler. Gördüler ki o yiğit ki baş kesmiştir, kan dökmüştür.
Pay Püre Bey'in sağında oturuyor. Bezirganlar yürüdüler yiğidin elini öptüler.
Bunlar böyle edince Pay Püre Bey'in hiddeti tuttu, bezirganlara der: Bre kavat
oğlu kavatlar, baba dururken oğul elini mi öperler? Dediler: Hanım, bu yiğit
senin oğlun mudur? Evet benim oğlumdur dedi. Dediler: şimdi incinme hanım önce
onun elini öptüğümüze, eğer senin oğlun olmasaydı bizim malımız Gürcistan'da
gitmişti, hepimiz esir olmuştuk dediler. Pay Püre Bey der: Bre, benim oğlum baş
mı kesti, kan mı döktü? Evet baş kesti, kan döktü, adam devirdi dediler. Bre, bu
oğlana ad koyacak kadar var mıdır dedi. Evet sultanım, fazladır dediler. Pay
Püre Bey kudretli Oğuz beylerini çağırdı misafir etti.Dedem Korkut geldi, oğlana
ad koydu.

Der:



Ünümü anla sözümü dinle Pay Püre Bey

Allah Taala sana bir oğul vermiş tutu versin

Ak sancak kaldırınca müslümanlar arkası olsun

Karşı yatan kara karlı dağlardan aşar olsa

Allah Taala senin oğluna aşıt21 versin

Kanlı kanlı sulardan geçer olsa geçit versin

Kalabalık kafire girince

Allah Taala senin oğluna fırsat versin

Sen oğlunu Bamsam diye okşarsın

Bunun adı boz aygırlı Bamsı Beyrek olsun

Adım ben verdim yaşını Allah versin



dedi. Kudretli Oğuz beyleri el kaldırdılar dua kıldılar, bu ad bu yiğide kutlu
olsun dediler. Beyler hep ava bindi. Boz aygırını çektirdi Beyrek bindi. Ala
dağa alaca asker ava çıktı. Birdenbire Oğuz'un üzerine bir sürü geyik geldi.
Bamsı Beyrek birini, kovalayıp gitti. Kovalaya kovalaya bir yere geldi, ne
gördü? Sultanım gördü : Yeşil çayırın üzerine bir kırmızı otağ dikilmiş, Yarap
bu otağ kimin ola dedi. Haberi yok ki alacağı ela gözlü kızın otağı olsa gerek.
Bu otağın üzerine varmağa haya etti. Dedi: Ne olursa olsun, hele ben avımı
alayım dedi. Otağın önünde erişi verdi, geyiği arka ayağından vurdu. Baktı gördü
—bu otağ Banı Çiçek otağı imiş ki Beyreğin beşik kertme nişanlısı, adaklısı idi—
Banı Çiçek otağdan bakıyordu. Bre dadılar, bu kavat oğlu kavat bize erlik mi
gösteriyor dedi, varın bundan pay isteyin, görün ne der dedi.



Kısırca Yenge derler bir hatun var idi, ileri vardı pay istedi: Hey bey
yiğit, bize de bu geyikten pay ver dedi. Beyrek der: Bre dadı, ben avcı değilim,
bey oğlu beyim, hepsi size dedi. aman sormak ayıp olmasın bu otağ kimindir dedi.
Kısırca Yenge der: Bey yiğidim, bu otağ Pay Piçen Bey kızı Banu Çiçeğindir dedi.
Bunun üzerine hanım. Beyreğin kanı kaynadı,

edepte usul usul geri döndü.



Kızlar geyiği kaldırdılar, güzeller şahı Banı Çiçeğin Önüne getirdiler. Baktı
gördü ki bir sultan semiz yabani geyiktir. Banı Çiçek der: Bre kızlar, bu yiğit
ne yiğittir? Kızlar der: Vallah sultanım, bu yiğit yüzü örtülü güzel yiğittir,
bey oğlu bey imiş dediler. Banu Çiçek der: Hey hey dadılar, babam bana ben seni
yüzü örtülü Beyreğe vermişim derdi, olmaya ki bu ola22, bre çağırın haberleşeyim
dedi.



Çağırdılar Beyrek geldi. Banu Çiçek yaşmaktandı, haber sordu, der: Yiğit,
gelişin nerden? Beyrek der: İç Oğuz'dan. İç Oğuz'da kimin nesisin dedi. Pay Püre
oğlu Bamsı Beyrek dedikleri benim dedi. Kız der: Peki ya ne yapmaya geldin yiğit
dedi. Beyrek der: Pay Piçen Beyin bir kızı varmış, onu görmeğe geldim dedi. Kız
der: O öyle insan değildir ki sana görünsün dedi, amma ben Banu Çiçeğin
dadısıyım, gel şimdi seninle ava çıkalım, eğer senin atın benim atımı geçerse
onun atını da geçersin, hem seninle ok atalım, beni geçersen onu da geçersin ve
hem seninle güreşelim, beni yenersen onu da yenersin dedi. Beyrek der: Pekala
şimdi atlanın. ikisi atlandılar, meydana çıktılar. At teptiler. Seyreğin atı
kızın atını geçti. Ok attılar. Beyrek kızın okunu geride bıraktı. Kız der: Bre
yiğit benim atımı kimsenin geçtiği yok, okumu kimsenin geride bıraktığı yok,
şimdi gel seninle güreş tutalım dedi.



Hemen Beyrek attan indi. Kavuştular, iki pehlivan olup birbirine sarmaştılar.
Beyrek kaldırır kızı yere vurmak ister, kız kaldırır Beyreği vurmak ister.
Beyrek bunaldı, der: Bu kıza yenilecek olursam, kudretli Oğuz içinde başıma
kakınç, yüzüme dokunç ederler dedi. Gayrete geldi, kavradı kızı sarmaya aldı,
memesinden tuttu. Kız kocundu. Bu sefer Beyrek kızın ince beline girdi, sarma
taktı, arkası üzerine yere yıktı. Kız der: Yiğit Pay Piçen'in kızı Banu Çiçek
benim dedi. Beyrek üç öptü bir dişledi, düğün kutlu olsun han kızı diye
parmağından altın yüzüğü çıkardı kızın parmağına geçirdi. Aramızda bu nişan
olsun han kızı dedi. Kız der: Mademki böyle oldu, hemen şimdi ileri atılmak
gerek bey oğlu dedi. Beyrek de ne olacak hanım, baş üzerine dedi.



Beyrek kızdan ayrılıp evlerine geldi. Ak sakallı babası karşı geldi, der: Oğul
fevkalade olarak bugün Oğuz'da ne gördün? Der: Ne göreyim, oğlu olan
evlendirmiş. kızı olan kocaya vermiş. Babası der: Oğul yoksa seni evlendirmek mi
gerek. Evet ya ak sakallı aziz baba, evlendirmek gerek dedi.. Babası der:
Oğuz'da kimin kızını alıvereyim dedi. Beyrek der: Baba bana bir kız alı ver ki
ben yerimden kalkmadan o kalkmalı, ben kara koç atıma binmeden o inmeli ben
hasmıma varmadan o bana baş getirmeli, böyle kız alı ver baba bana dedi. Babası
Pay Püre Han der: Oğul sen kız istemiyorsun, kendine bir hempa istiyormuşsun,
oğul galiba senin istediğin kız Pay Piçen Bey kızı Banu Çiçek'tir dedi. Beyrek
der: Evet ya, evet ak sakallı aziz baba benim de istediğim odur dedi. Babası
der: Ay oğul Banu Çiçeğin bir deli kardeşi vardır, adına Deli Karçar derler, kız
isteyeni öldürür. Beyrek der: Peki ya nidelim? Pay Püre Bey der: Oğul kudretli
Oğuz beylerim evimize çağıralım, nasıl uygun görürlerse ona göre işedelim dedi.




Kudretli Oğuz beylerini hep çağırdılar, evlerine getirdiler. Ağır misafirlik
eylediler. Kudretli Oğuz beyleri dediler: Bu kızı istemeğe kim vara bilir? Uygun
gördüler ki Dede Korkut varsın dediler. Dede Korkut der: Dostlar, madem ki beni
gönderiyorsunuz, biliyorsunuz ki Deli Karçar kız kardeşini isteyeni öldürür,
bari Bayındır Han'ın tavlasından iki güzel koşucu at getirin, bir keçi başlı
geçer aygırı, bir toklu başlı doru aygırı, ansızın kaçma kovalama olursa
birisine bineyim, birisini yedekte çekeyim dedi. Dede Korkut' un sözü haklı
görüldü. Vardılar Bayındır Han'ın tavlasından o iki atı getirdiler. Dede Korkut
birine bindi, birini yedekte çekti, dostlar sizi Hakka ısmarladım dedi gitti.
Meğer sultanım, Deli Karçar da ak çadırını, ak otağını kara yerin üzerine
kurdurmuştu, arkadaşları ile nişan talimi yapıp oturuyordu. Dedem Korkut öteden
beriye geldi. Baş indirdi, bağır bastı; ağız dilden güzel selam verdi. Deli
Karçar ağzını köpüklendirdi. Dede Korkut' un yüzüne baktı, der: Aleykesselam ey
ameli azmış fiili dönmüş, kadir Allah ak alnına bela yazmış!. Ayaklıların buraya
geldiği yok, ağızlıların bu suyumdan içtiği yok, sana noldu amelin mi azdı
fiilin mi döndü, ecelin mi geldi, buralarda neylersin dedi. Dede Korkut der:



Karsı yatan kara dağım aşmağa gelmişim

Akıntılı güzel suyunu geçmeğe gelmişim

Geniş eteğine dar koltuğuna sığınmağa gelmişim



Tanrı’ nın buyruğu ile Peygamberin kavli ile aydan arı, güneşden güzel kız
kardeşin Banu Çiçeği Bamsı Beyreğe istemeğe gelmişim dedi. Dede Korkut böyIe
söyleyince Deli Karçar der: Bre ne diyorsam yetiştirin, kara aygırı silah ve
teçhizatla getirin dedi.



Kara aygırı silah ve teçhizatla getirdiler. Deli Karçar'ı bindirdiler..Dede
Korkut kösteği üzdü25 durmadan kaçtı. Deli Karçar ardına düştü.



Toklu başlı doru aygır yoruldu, Dede Korkut keçi başlı geçer aygıra sıçradı
bindi. Dedeyi kovalaya kovalaya Deli Karçar on tepe yer aşırdı. Dede Korkud'un
ardından Deli Karçar erişti. Dede şaşkına döndü, Tanrı'ya sığındı, ismiazam
duasını okudu. Deli Karçar kılıcını eline aldı, yukarısından öfke ile hamle
kıldı. Deli Bey diledi ki Dedeyi tepeden aşağı çalsın. Dede Korkut dedi :
Çalarsan elin kurusun dedi. Hak Taala'nın emri ile Deli Karçar'ın eli yukarıda
asılı kaldı. Zira Dede Korkut keramet sahibi idi, dileği kabul olundu. Deli
Karçar der:



Medet aman’el’aman

Tanrının birliğine yoktur güman





sen benim elimi iyileştiri ver, Tanrı’nın buyruğu ile, Peygamberin kavli ile kız
kardeşimi Beyreğe vereyim dedi. Üç kerre ağzından ikrar eyledi, günahına tövbe
eyledi. Dede Korkut dua eyledi. Delinin eli Hak emri ile sapa sağlam oldu. Döndü
der: Dede, kız kardeşimin yoluna ben ne istersem verir misin? Dede der: Verelim
dedi, görelim ne istersin. Deli Karçar der: Bin erkek deve getirin dişi deve
görmemiş olsun, bin de aygır getirin ki hiç kısrakla çiftleşmemiş olsun, bin de
koyun görmemiş koç getirin, bin de kuyruksuz kulaksız köpek getirin, bin de pire
getirin bana dedi. Eğer bu dediğim şeyleri getirirseniz pekala verdim, amma
getirmeyecek olursan bu sefer öldürmedim, o vakit öldürürüm dedi.



Dede döndü Pay Püre Bey'in evlerine geldi. Pay Püre Bey der: Dede, oğlan mısın
kız mısın?28 Dede oğlanım dedi. Peki ya nasıl kurtuldun Deli Karçar'ın elinden
dedi. Dede der: Allah'ın inayeti, ipi kopardı, bağı kopardı, tabanı yağladı.
erenlerin himmeti oldu, kızı aldım dedi. Beyreğe ve anasına ve kız kardeşlerine
müjdeci geldi, sevindiler, şad oldular. Pay Püre Bey der: Deli ne kadar mal
istedi? Dede der: Murada maksuda ermesin, Deli Karçar öyle mal istedi ki hiç
bitmez dedi. Pay Püre Bey der : Hele ne istedi? Dede der: Bin aygır istemiştir
ki kısrakla çiftleşmemiş olsun, bin de erkek deve istedi ki dişi deve görmemiş
olsun, bin de koç istemiştir koyun görmemiş olsun, bin de kuyruksuz kulaksız
köpek istedi, bin de ufacık karacık pireler istedi. Bu şeyleri getirecek
olursanız kız kardeşimi veririm, getirmeyecek olursan gözüme görünmeyesin, yoksa
seni öldürürüm dedi. Pay Püre Bey der: Dede ben üçünü bulursam ikisini sen bulur
musun dedi. Dede Korkut evet hanım, bulayım dedi. Pay Püre Bey dedi: Şimdi Dede.
köpek ile pireyi sen bul dedi.



Sonra, kendisi tavla tavla atlarına vardı bin aygır seçti, develerine vardı bin
erkek deve seçti, koyunlarına vardı bin koç seçti. Dede Korkut da bin kuyruksuz
kulaksız köpek ile bin de pire buldu. Alıp bunları Deli Karçar'a gitti.



Deli Karçar işitti karşı geldi, göreyim dediğimi getirdiler mi dedi. Aygırları
görünce beğendi, develeri gördüğünde beğendi, koçları beğendi, köpekleri görünce
kah kah güldü. Der: Dede yani hani benim pirelerim? Dede Korkut, hay oğul Karçar
insan için tıpkı sığır sineği gibi tehlikelidir, o bir müthiş canavardır, hep
bir yerde toplamışımdır, gel gidelim, semizini al zayıfım bırak dedi.



Aldı Deli Karçar'ı bir pireli yere getirdi. Deîi Karçar'ı çırıl çıplak eyledi,
ağıla soktu. Pireler Deli Karçar'a üşüştüler. Gördü başa çıkamıyor, der: Medet
Dede, kerem eyle Allah aşkına kapıyı aç çıkayım dedi. Dede Korkut: Oğul Karçar
ne gürültü patırtı ediyorsun, getirdim, bu ısmarladığın şeydir, noldun böyle
bunaldın, semizini al zayıfını bırak dedi. Deli Karçar der: Hay Dede Sultan,
Tanrı bunun semizini de alsın zayıfını da alsın, derhal beni kapıdan dışarı
çıkar, medet dedi.



Dede kapıyı açtı. Deli Karçar çıktı. Dede gördü ki Delinin canına geçmiş,
başının derdine düşmüş, gövdesi pireden görünmez, yüzü gözü belirmez. Dedenin
ayağına kapandı. Allah aşkına beni kurtar dedi. Dede Korkut, var oğul kendini
suya at dedi. Deli Karçar koşarak vardı suya atladı. Piredir suya aktı gitti.
Geldi elbisesini giydi, evine gitti. Ağır düğün hazırlığını yaptı.



Oğuz zamanında bir yiğit ki evlense ok atardı, oku nereye düşse orada gelin
odası dikerdi. Beyrek Han da okunu attı, dibine gelin odasını dikti.



Adaklısından gelin hediyesi olarak bir kırmızı kaftan geldi. Beyrek giydi.
Arkadaşlarına bu iş hoş gelmedi, müteessir oldular. Beyrek der: Niye müteessir
oldunuz dedi. Dediler: Nasıl müteessir olmayalım. sen kızıl kaftan giyiyorsun,
biz ak kaftan giyiyoruz dediler. Beyrek der: Bu kadar şeyden ötürü niye
müteessir oluyorsunuz, bugün ben giydim, yarın naibim giysin, kırk gün
kadar sıra ile giyiniz, ondan sonra bir dervişe verelim dedi.



Kırk yiğit ile yiyip içip oturuyorlardı. Murada maksuda ermesin, kafirin casusu
bunları casusladı,varıp Bayburd Hisarının beyine haber verdi. Der: Ne
oturuyorsun sultanım, Pay Piçen Bey o sana vereceği kızı Beyreğe verdi, bu gece
gelin odasına giriyor dedi. Murada maksuda ermesin, o mel'un, yedi yüz kafir ile
dört nala hücum etti.



Beyrek apalaca gelin odası içinde yiyip icip habersiz oturuyordu. Gece uykusunda
kafir otağa saldırdı. Naibi kılıcını sıyırdı eline aldı, benim başım Beyreğin
başına Kurban olsun dedi.

Naip paralandı, şehit oldu. Derin olsa batırır kalabalık korkutur, at
işler er övünür, yayan erin ümidi olmaz. Otuz dokuz yiğit ile Beyrek esir gitti.
Tan ağardı, güneş doğdu. Beyreğin babası anası baktı gördü ki, gerdek görünmez
olmuş. Ah ettiler, akılları başlarından gitti. Gördüler ki uçanlardan kuzgun
kalmış, tazı dolaşmış yurtta kalmış, gelin odası paralanmış, naip şehit olmuş.
Beyreğin babası kaba sarığı kaldırıp yere çaldı, çekti yakaşını yırttı, oğul
oğul diyerek böğürdü feryat figan etti. Ak bürçekli anası boncuk boncuk ağladı,
gözünün yaşını döktü, acı tırnak ak yüzüne çaldı, al yanağını yırttı, kargı gibi
kara saçını yoldu, ağlayarak sızlayarak evine geldi. Pay Püre Bey'in penceresi
altın otağına feryat figan girdi. Kızı gelini kah kah gülmez oldu. kızıl kına ak
eline yakmaz oldu. Yedi kız kardeşi ak çıkardılar kara elbiseler giydiler, vay
beyim kardeş, muradına maksuduna ermeyen yalnız kardeş diyip ağlaştılar
böğrüştüler. Beyreğin yavuklusuna haber oldu, Banu Çiçek karalar giydi ak
kaftanını çıkardı, güz elması gibi al yanağım çekti yırttı,



Vay al duvağımın sahibi

Vay alnımın başımın umudu

Vay şah yiğidim vay şahbaz31 yiğidim

Doyuncaya kadar yüzüne bakmadığım hanım

Nereye gittin beni yalnız koyup canım yiğit

Göz açıp da gördüğüm

Gönül ile sevdiğim

Bir yastıkta baş koyduğum

Yolunda öldüğüm kurban olduğum

Vay Kazan Bey'in inançlısı

Vay kudretli Oğuzun imrenileni

Han Beyrek





diyip zarı zarı ağladı. Bunu işitip Kıyan Selçük oğlu Deli Dündar ak çıkardı
kara giydi. Beyreğin yar ve yoldaşları akı çıkarıp karalar giydiler. Kudretli
Oğuz beyleri Beyrek için büyük yas tuttular, ümit kestiler.



Bunun üzerine on altı yıl geçti, Beyreğin ölüsünü dirisini bilmediler. Bir gün
kızın kardeşi Deli Karçar Bayındır Hanın divanına geldi, dizini çöktü, der:
Devletli hanım ömrü uzun olsun. Beyrek sağ olsa on altı yıldan beri gelirdi, bir
yiğit olsa dirisi haberini getirse, sırmalı elbise, cübbe, altın akçe verirdim,
ölüşü haberini getierene kız kardeşimi verirdim dedi. Böyle diyince, murada
maksuda ermesin. Yalancı oğlu Yaltacuk der: Sultanım ben varayım, ölüsü dirisi
haberim getireyim dedi.



Meğer Beyrek buna bir gömlek bağışlamışta giymezdi, saklardı. Vardı, gömleği
kana mana batırdı, Bayındır Han'ın önüne getirip bıraktı. Bayındır Han der; Bre
bu ne gömlektir? Beyreği Kara Derbentte öldürmüşler, işte delili sultanım dedi.
Gömleği görünce beyler hüngür hüngür ağlaştılar, feryat figana girdiler.
Bayındır Han der: Bre niye ağlıyorsunuz, biz bunu tanımayız, adaklısına götürün
görsün, o iyi bilir, zira o dikmiştir, yine o tanır dedi.



Vardılar, gömleği Banu Çiçeğe ilettiler. Gördü tanıdı, odur dedi, çekti yakasını
yırtı, acı tırnak ak yüzüne aldı çaldı, güz elması gibi al yanağını yırttı,



Vay göz açıp gördüğüm

Gönül verip sevdiğim

Vay al duvağımın sahibi

Vay alnımın başımın umudu

Han Beyrek





diye ağladı. Babasına anasına haber oldu, apalaca yurduna feryat figan girdi, ak
çıkardılar, kara giydiler. Kudretli Oğuz Beyleri Beyrek'ten ümit kestiler.



Yalancı oğlu Yaltacuk küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu.



Beyreğin babası Pay Püre Bey de bezirganlarını çağırdı yanına getirdi,
der: Bre bezirganlar varın, iklim iklim arayın. Beyreğin ölüsü dirisi haberini
getirirsiniz belki der.



Bezirganlar hazırlık gördüler. Gece gündüz demeyip yürüdüler. Birdenbire
Parasarın Bayburt Hisarına geldiler. Meğer o gün kafirlerin mukaddes günleri
idi. Her biri yemekte içmekte idi. Beyreği de getirip kopuz çaldırıyorlardı.
Beyrek yüce çardaktan baktı bezirganları gördü. Bunları gördüğünde haberleşti,
görelim hanım ne haberleşti:



Der:



Düz engin havadar yerden gelen kervancı

Bey babamın kadın anamın hediyesi kervancı

Ayağı uzun koç ata binen kervancı

Ünümü anla sözümü dinle kemancı

Ulaş oğlu Salur Kazan'ı sorar olsam sağ mı kervancı

Kudretli Oğuz içinde Kıyan Selçük oğlu Deli Dündarı sorar

olsam sağ mı kervancı

Kara Göne oğlu Kara Budağı sorar olsam sağ mı kervancı

Ak sakallı babamı

Ak bürçekli anamı sorar olsam sağ mı kervancı

Göz açıp da gördüğüm

Gönül ile sevdiğim

Pay Piçen kızı Banu Çiçek evde mi kervancı

Yoksa kimseye vardı mı kervancı

Söyle bana

Kara başım kurban olsun kervancı sana



dedi. Bezirganlar der:



Sağ mısın esen misin canım Bamsı

On altı yılın hasreti hanım bamsı

Kudretli Oğuz içinde

Kazan Beyi sorar olsan sağdır Bamsı

Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar'ı sorar olsan sağdır Bamsı.

Kara Göne oğlu Budağı sorar olsan sağdır Bamsı

O beyler ak çıkardı kara giydi senin için Bamsı

Ak sakallı babanı

Ak bürçekli ananı sorar olsan sağdır Bamsı

Ak çıkarıp kara giydiler senin için Bamsı

Yedi kız kardeşini yedi yol ayırımında ağlar gördüm Bamsı

Güz elması gibi al yanaklarını yırtar gördüm Bamsı

Vardı gelmez kardeş diye feryad eder gördüm Bamsı

Göz açıp da gördüğün

Gönül verip sevdiğin

Pay Piçen kızı Banu Çiçek

Küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu

Yalancı oğlu Yaltacuğa varır gördüm Han Beyrek

Parasarın Bayburt Hisarından uçmağa bak

Ap alaca gerdeğine gelmeğe bak

Gelmez olsan Pay Piçen kızı Banu Çiçeği aldırdın belli bil



dedi. Beyrek kalktı, ağlaya ağlaya kırk yiğidin yanına geldi. Kaba sarığı
kaldırdı yere çaldı, der: Hey benim kırk arkadaşım, biliyor musunuz neler oldu?
Yalancı oğlu Yaltacuk benim ölüm haberini iletmiş, penceresi altın otağına
babamın figan girmiş, kaza benzer kızı gelini ak çıkarmış kara giymiş, göz açıp
da gördüğüm, gönül verip sevdiğim Banu Çiçek Yalancı oğlu Yaltacuğa varır
olmuş.Böyle diyince kırk yiğidi kaba sarıklarını kaldırdılar yere çaldılar,
böğüre böğüre ağlaştılar, feryat figan kıldılar.



Meğer kafir beyinin bir bekar kızı var idi. Her gün Seyreği görmeğe getirdi. O
gün yine görmeğe geldi. Baktı gördü Beyrek müteessir olmuş. Kız der: Niçin
müteessirsin hanım yiğit? Geldikçe seni şen görürdüm, gülerdin oynardın, şimdi
noldun dedi. Beyrek der: Nasıl müteessir olmayayım? On altı yıldır ki babanın
esiriyim, babaya anaya, akrabaya kardeşe hasretim ve hem bir kara gözlü yavuklum
var idi. Yalancı oğlu Yaltacuk derler bir kişi var idi. Varmış yalan söylemiş,
beni öldü demiş, ona varır olmuş dedi. Böyle söyleyince kız —Beyreğe aşık
olmuştu— der: Eğer seni hisardan aşağı urgan ile sallandıracak olursam, babana
anana sağlık ile varacak olursan beni burada gelip helallığa alır mısın dedi.




Beyrek and içti: Kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, yer gibi kertmeyim,
toprak gibi savrulayım. sağlık ile varacak olursam Oğuz'a gelip seni helallığa
olmazsam dedi.



Kız da urgan getirip Beyreği hisardan aşağı sallandırdı. Beyrek aşağı baktı
kendisini yeryüzünde gördü. Allah'a şükreyledi, yola düştü. Giderek kafirin at
sürüsüne geldi. Bir at bulursam tutayım bineyim dedi. Baktı gördü kendisinin
deniz tayı boz aygırı burada otlayıp duruyor. Boz aygır da Beyreği görüp tanıdı,
iki ayağının üzerine kalktı kişnedi. Beyrek de övmüş, görelim hanım nasıl övmüş:




Der :



Açık açık meydana benzer senin alıncığın

İki gece ışık saçan tasa benzer senin gözceğizin

İbrişime benzer senin yeleciğin

İki çift kardeşe benzer senin kulacığın

Eri muradına yetiştirir senin arkacığın

At demem sana kardeş derim kardeşimden daha iyi

Başıma iş geldi arkadaş derim arkadaşımdan daha iyi



dedi. At başını yukarı tuttu, bir kulağını kaldırdı Beyreye karşı geldi. Beyrek
atın göğsünü kucakladı, iki gözünü öptü. Sıçradı bindi, hisarın kapısına geldi.
Otuz dokuz arkadaşım emanet etti, görelim hanım nasıl emanet etti:



Beyrek der:



Bre pis dinli kafir

Benim ağzıma söğüp duruyordun tahammül edemedim

Kara domuz etinden yahni yedirdin tahammül edemedim

Tanrı bana yol verdi gider oldum bre kafir

Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir

Birini eksik bulsam yerine on öldüreyim

Onunu eksik bulsam yerine yüzünü Öldüreyim bre kafir

Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir



dedi. sonra tuttu yürüyü verdi. Kırk kişi kafirler atlandılar, ardına düştüler.
Kovalayıp gittiler yetişemediler döndüler.



Beyrek Oğuz'a geldi. Baktı gördü bir ozan gidiyor. Der: Bre ozan nereye
gidiyorsun? Ozan der: Bey yiğit düğüne gidiyorum. Beyrek der: Düğün kimin?
Yalancı oğlu Yaltacuğun dedi. Bre kimin nesini alıyor dedi. Ozan der: Han
Beyreğin adaklısını alıyor dedi. Beyrek der: Bre ozan kopuzunu bana ver atımı
sana vereyim, sakla, geleyim değerini getireyim alayım dedi. Ozan der: Avazım
kısılmadan, sesim kalınlaşmadan bir attır elime geçti, götüreyim saklayayım
dedi. Ozan kopuzu Beyreğe verdi.



Beyrek kopuzu aldı, babasının yurduna yakın geldi. Baktı gördü ki bir kaç
çobanlar yolun kenarını almışlar ağlıyorlar, hem durmayıp taş yığıyorlar. Beyrek
der: Bre çobanlar, bir kişi yolda taş bulsa yabana atar, siz bu yolda bu taşı
niçin yığıyorsunuz? Çobanlar der: Bre sen seni bilirsin, bizim halimizden
haberin yok dediler. Bre ne haliniz vardır? Çobanlar der: Beyimizin bir oğlu var
idi, on altı yıldır ki ölüsü dirisi haberini kimse bilmez. Yalancı oğlu Yaltacuk
derler, ölüsü haberini getirdi, adaklısını ona verir oldular, gelir burdan
geçer, vuralım onu, ona varmasın, eşine dengine varsın dediler. Beyrek der: Bre
yüzünüz ak olsun, ağanızın ekmeği size helal olsun dedi.



Oradan babasının yurduna geldi. Meğer evlerinin önünde bir büyük ağaç var idi.
Dibinde bir güzel pınar var idi. Beyrek baktı gördü kim küçük kız kardeşi
pınardan su almağa geliyor, kardeş Beyrek diye ağlıyor feryat ediyor, toyun
düğünün kara oldu diye ağlıyor. Beyreğe müthiş ayrılık acısı çöktü, dayanmadı.
boncuk boncuk gözünün yaşı akıp gitti. Çağırarak burada söyler, görelim hanım ne
söyler:



Beyrek der:



Bre kız ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun ağabey diye

Yandı bağrım yakıldı içim

Senin ağabeyin yok mu olmuştur

Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür

Kara bağrın mı sarsılmıştır

Ağabey diye ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun

Yandı bağrım yakıldı içim

Karşı yatan kara dağı sorar olsam yaylak kimin

Soğuk soğuk sularını sorar olsam içme kimin

Tavla tavla koç atları sorar olsam binek kimin

Katar katar develeri sorar olsam yük taşıyıcı kimin

Ağıllarda akça koyunu sorar olsam şölen kimin

Karalı mavili otağı sorar olsam gölge kimin

Ağız dilden kız işi haber bana

Kara başım kurban olsun bugün sana



dedi. Kız der:



Çalma ozan söyleme ozan

Yaslı ben kızın nesine gerek

Karşı yatan kara dağı sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin yaylası idi

Ağabeyim Beyrek gideli yaylayanım yok

Soğuk soğuk sularını sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin içmesi idi

Ağabeyim Beyrek gideli içenim yok

Tavla tavla koç atları sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin bineği idi

Ağabeyim Beyrek gideli binenim yok

Katar katar develeri sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin yük taşıyıcısı idi

Ağabeyim Beyrek gideli yükleyenim yok

Ağıllarda akça koyunu sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin şöleniydi

Ağabeyim Beyrek gideli şölenim yok

Karalı mavili otağı sorar olsan

Ağabeyim Beyreğindir

Ağabeyim Beyrek gideli göçenim yok



Yine kız der.



Bre ozan

Karşı yatan kara dağdan geldiğinde geçtiğinde

Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı

Taşkın taşkın suları aşıp geldiğinde geçtiğinde

Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı

Ağır adlı şehirlerden geldiğinde geçtiğinde

Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı

Bre ozan gördün ise söyle bana

Kara başım kurban olsun ozan sana





dedi. Kız gene der:



Karşı yatan kara dağım yıkılmıştır

Ozan senin haberin yok

Gölgeli koca ağacım kesilmiştir

Ozan senin haberin yok

Dünyalıkta bir kardeşim alınmıştır

Ozan senin haberin yok

Çalma ozan söyleme ozan

Yaslı ben kızın nesine gerek ozan

önünde düğün var düğüne varıp öt





dedi. Seyrek bundan geçti, büyük kız kardeşlerinin yanına geldi. Baktı gördü kız
kardeşleri karalı mavili oturuyorlar. Çağırıp Beyrek söyler, görelim hanım ne
söyler:



Der:



Sabah sabah yerinden kalkan kızlar

Ak otağı bırakıp kara otağa giren kızlar

Ak çıkarıp kara giyen kızlar

Bağır gibi katılaşan yoğurttan ne var

Kara saç altında kül ekmeğinden ne var

Deri yaygıda ekmekten ne var

Üç gündür yoldan geldim doyuran beni

Üç güne varmasın Allah sevindirsin sizi





dedi. Kızlar vardılar yemek getirdiler, Beyreğin karnını doyurdular. Beyrek der:
Ağabeyinizin başı ve gözü sadakası eski kaftanınız var ise giyeyim düğüne
varayım, düğünde elime kaftan verirler, tekrar kaftanınızı geri vereyim dedi.
Vardılar, Beyreğin kaftanı var imiş, buna verdiler. Aldı giydi, boyu boyura,
beli beline, kolu koluna yakıştı. Büyük kız kardeşi bunu Beyreğe benzetti, kara
süzme gözleri kan yaş doldu. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :



Kara sürme gözlerin fersizleşmeseydi

Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana

Yüzünü kara saç örtmeseydi

Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana

Sağlam sağlam bileklerin solmasaydı

Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana

Sallana sallana yürüyüşünden

Aslan gibi duruşundan

Darda kalmış yiğidin arkası

Zavallının biçarenin ümidi

Bayındır Han'ın güveyisi

Yırtıcı kuşun yavrusu

Türkistanın direği

Amıt suyunun aslanı

Karacuğun kaplanı

Yağız al atın sahibi

Han Uruz'un babası

Hanım Kazan

Ünümü anla sözümü dinle

Sabah sabah kalkmışsın

Ak ormana girmişsin

Ak kavağın budağından sallayarak geçmişsin

Can yaycığını eğmişsin

Okcağızını kurmuşsun

Adını gelin odası koymuşsun

Sağda oturan sağ beyler

Sol kolda oturan sol beyler

Eşikteki inançlılar

Dipte oturan has beyler

Kutlu olsun devletiniz





dedi. Böyle söyleyince Kazan Bey der: Bre deli ozan benden ne dilersin, çadırlı
otağ mı dilersin, kul hizmetçi mi dilersin, altın akçe mi dilersin, vereyim
dedi. Beyrek der: Sultanım beni bıraksan da şölen yemeğinin yanına varsam,
karnım açtır, doyursam dedi. Kazan der: Deli ozan devletini tepti, beyler
bugünkü beyliğim bunun olsun, bırakın nereye giderse gitsin, neylerse eylesin
dedi.



Beyrek şölen yemeğinin üzerine geldi. Karnını doyurduktan sonra kazanları tepti,
döktü, çevirdi. Yahninin kimini sağma, kimini soluna atar. Sağdan gideni sağ
alır, soldan gideni sol alır. Haklıya hakkı değsin, haksıza yüzü karalığı
değsin.



Kazan Bey'e haber oldu, sultanım deli ozan hep yemeği döktü dediler, şimdi
kadınların yanına varmak istiyor. Kazan der: Bre bırakın kadınların yanına da
varsın dedi.



Beyrek kalktı, kadınların yanına vardı Zurnacıları kovdu, davulcuları kovdu,
kimini dövdü, kiminin başını yardı. Kadınların oturduğu otağa geldi, eşiğini
tuttu oturdu. Bunu gördü Kazan Bey'in hatunu boyu uzun Burla kızdı, der: Bre
kavat oğlu deli kavat, sana düşer mi teklifsizce benim üzerime gelesin dedi.
Beyrek der: Hamın. Kazan Bey'den bana buyruk oldu. bana kimse karışamaz dedi.
Burla Hatun der: Bre madem ki Kazan Bey'den buyruk olmuştur, bırakırı otursun
dedi. Yine döndü Seyreğe der: Bre deli ozan peki maksadın nedir? Der: Hanım
maksadım odur ki kocaya varan kız kalksın oynasın, ben kopuz çalayım dedi.



Kısırca Yenge derler bir hatun var idi, ona dediler: Bre Kısırca Yenge kalk sen
oyna. ne bilir deli ozan dediler. Kısırca Yenge kalktı, der: Bre deli ozan
kocaya varan kız benim dedi. oynamağa başladı. Beyrek kopuz çaldı söyledi,
görelim hanım ne söyledi :



Der:



And içmişim kısır kısrağa bindiğim yok

Binip mukaddes savaşlara vardığım yok

öküz ardında çobanlar sana bakar

Boncuk boncuk gözlerinin yaşı akar

Sen onların yanına var

Muradını onlar verir belli bil

Seninle benim işim yok

Kocaya varan kız kalksın

Kol sallayıp oynasın

Ben kopuz çalayım





dedi. Kısırca Yenge, vay bu zeval gelecek deli beni görmüş gibi söylüyor, dedi,
vardı yerinde oturdu.



Bu sefer Boğazca Fatma derler bir hatun var idi. kalk sen oyna dediler. Kızın
kaftanını giydi, çal bre deli ozan, kocaya varan kız benim, oynayayım dedi. Deli
ozan der:



And içeyim bu sefer boğaz33 kısrağa bindiğim yok

Binip mukaddes savaşlara vardığım yok

Evinizin ardı derecik değil miydi

Köpeğinizin adı Barak değil miydi

Senin adın kırk oynaşlı Boğazca Fatma değil miydi

Daha aybını açarım belli bil



dedi.



Seninle benim oyunum yok

Var yerine otur

Kocaya varan yerinden kalksın

Ben kopuz çalayım

Kol sallayıp oynasın





dedi. Böyle söyleyince Boğazca Fatma der: Vay deli boğmaca çıkaracak olanca
aybımızı kalktı, kalk kız, oynarsan oyna, oynamazsan cehennemde oyna, Beyrek'ten
sonra başına bu hal geleceğini biliyorduk dedi. Burla Hatun der: Kız kalk oyna,
elinden ne gelir dedi.



Banu Çiçek kırmızı kaftanını giydi, ellerini yenine çekti gözükmesin diye, oyuna
girdi, dedi. Bre deli ozan çal. kocaya varan kız benim, oynayayım dedi. Beyrek
der:



Ben bu yerden gideli deli olmuş

Pek çok beyaz karlar yağmış dize çıkmış

Han kızının evinde kut, halayık tükenmiş

Maşrapa almış suya varmış

Bileğinden on parmağını soğuk almış

Kızıl altın getirin han kızına tırnak yontun

Ayıplıca han kızı kocaya varmak ayıp olur





dedi. Banu işitince Banu Çiçek kızdı: Bre deli ozan ben ayıplı mıyım ki, bana
ayıp koşuyorsun dedi, gümüş gibi ak bileğini açtı, elini çıkardı. Beyreğin
geçirdiği yüzük göründü. Beyrek yüzüğü tanıdı. Burada söylemiş, görelim hanım ne
söylemiş:



Beyrek gideli bam bam tepe başına çıktığım çok

Kargı gibi kara saçımı yolduğum çok

Güz elması gibi al yanağımı yırttığım çok

Vardı gelmez bey yiğidim han yiğidim Beyrek diye ağladığım çok

Seviştiğim Bams