|
#1
| ||||
| ||||
| PKK lılardan ititraflar.... A. Ö. 9 kardeş. Lise 1’den ayrılmış. … Ailedeki büyüklerimden dayak yiyordum. Bu da benim gururumu incitiyordu. Ben de evden çıkmak istiyordum. Okula da gidiyordum. Bazı okul arkadaşlarım biz PKK’ya gideceğiz sende gel katıl diyerek beni havaya soktular. Ben de, “PKK’ya katılırım ailem beni daha çok sever kıymetimi daha iyi anlar daha sonra tekrar geri dönerim” düşüncesiyle ve aileme kendi değerimi hissettirmek için örgüte katıldım. İran’daki Dambat kampına gönderildim. Ama benim için bu, tahmin edemeyeceğim kadar kötü bir yaşamdı. Kaçtım. Kaçanların bir kısmı yakalanmadı kurtuldu, bir kısmı yakalanarak çeşitli işkencelerden sonra öldürüldüler. Teslim olmadan önce, örgütün yapmış olduğu “teslim olursanız sizi öldürürler” şeklindeki propagandalar yüzünden korkuyordum. Ama bunların yalan olduğunu gördüm. Şimdiye kadar acı çektim, bundan sonra acı çekmek istemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuku var. Hesap vermem gereken bir şey varsa hesap vermeye hazırım. Şimdi çok mutluyum, sevinçliyim. Örgüte katılanların pek çoğu benim gibi. Kimi kendini ispatlamak için, kimi değişim aradığı için, kimi yaşam sorunlarından kaçtığı için örgütün yapmış olduğu propagandalara kanarak örgüte giriyorlar. Bunların beyinleri yıkanıyor. Örgütten kaçarken örgütün yakaladıklarının cezası çoğunlukla ölümdür. Benim üç arkadaşım vardı, bunlar örgütten kaçtı. Daha sonra bunları bir köyde yakalayıp getirdiler. 20 güne yakın yüz üstü toprağın içinde dövülerek, korkutularak, baş uçlarına mermi sıkılarak işkence yapıldı. Bir başka şahit olduğum olay da, bir okul arkadaşım vardı. Bunu karakola doğru kaçıyor diye kurşuna dizdiler. Öldürmeden önce çırılçıplak soyup karın üzerine yatırdılar, iki ayağından ve kolundan vurdular. Ölmeyince göğsünden vurdular, yine de ölmeyince başını taşlarla ezerek öldürdüler. Örgütte, lider konumundaki kişiler kadınlarla rahatlıkla ilişki kurabiliyorlar. Üst düzeyin, kendilerine koruma adı altında harem kurduklarını biliyoruz. Artık, örgüttekilerin teslim olmalarını istiyorum. PKK’ya alet olmalarını istemiyorum. Türkiye gibi bir devletimiz var. Herkes istediği gibi konuşabiliyor. Kimsenin bir sorunu yok. İstikrarlı bir yaşamım olacak, ailem var, PKK’dan çektiğim acılar sona erecek. Buraya geldiğim için sevinçliyim. Buraya geldiğim için mutluyum. Burada her şeyin düzeleceğine inanıyorum. Onlara karşı mücadele için hazırım. M. D. 1978 doğumlu. İlkokul 3 ncü sınıftan ayrılmış. Almanya’da, PKK adına uyuşturucu ticareti yapan Mehmet ile tanıştım ve onun verdiği eroini satmaya başladım. Ama yakalandım. Cezaevinden çıktıktan sonra Mehmet tarafından, kendilerine olan borcumu ödemek için tekrar uyuşturucu satma talimatı verildi. Yine yakalandım. Benden eroinin parasını istediler. Param olmadığını söyleyince; “üç seçeneğin var” dediler. Bunlardan birincisinin; parayı ödemem, ikincisinin öldürülmem, üçüncüsünün de PKK’ya katılmam olduğunu söylediler. ... Hollanda’ya ve sonra da Yunanistan’a geldik. Atina havaalanına geldiğimizde, buradaki polisler pasaportlarımıza giriş vizesi vurulmadan ayrı ve gizli bir kapıdan içeri girmemizi sağladılar. Birisi geldi ve bizi Atina’daki örgüt evine ***ürdü. Yunanistan sorumlusu Sabri, bomba eğitimi göreceğimizi, daha sonra bizleri İran üzerinden kırsala aktaracağını söyledi. Kampta, saatli bomba, uzaktan kumandalı bomba, mayın yapımı, civadan bomba fünyesi yapımını öğrendik. Sonraki aylarda, TNT ve patlayıcılar üzerinde eğitim gördük. Sabri, Tahran’a gideceğimizi, uçağın yanına gelecek olan beyaz Jeep’e binmemizi söyledi. Uçaktan indiğimizde, beyaz Jeepteki iki kişi bizi aldı, havaalanının gizli çıkış kapısından bizleri çıkararak aynı Yunanistan’da olduğu gibi pasaportlarımıza giriş vizesi vurdurmadı. Bütün bu seyahatlerde kullandığımız pasaport ve kimlikler sahteydi. Bizi, Tahran merkezdeki örgüt evine teslim ettiler. Sonra Urumiye’ye geldik. Ertesi gün, İran İstihbaratına ait bir araçla bizi aldılar. Hakurk kampına gitmek üzere yola çıktık. Yolda bazıları donarak öldü. Ağustos’da örgütten kaçtım. Türkiye’ye gelirken sınırda İranlı Pastarlar yakaladı. Urumiye’de hapse attılar. Burada, daha önce Türkiye’ye kaçarken yakalanan 40 PKK’lı daha vardı. Bizi, Piran şehri yakınlarındaki Xirpabe Kampına gönderdiler. Bu kampa araçlarla gidilemiyordu. Belli bir noktadan sonra yaya yürümek gerekiyordu. Üç İranlı ve bir PKK’lı bizi ***ürüyordu. Bir tepeye çıkarken kaçmaya başladık. Burada 2-3 kişi vuruldu. Ben kaçtım. Eylemlerde, pişmanlık duyuyorduk. Örgüttekilerin çoğu zaten gönülsüz. Orada, samimi olduklarımla konuşuyorduk. “Biz ne yapıyoruz, kendi kendimizi yok ediyoruz, insanlara en büyük kötülüğü yapıyoruz” diye tartışıyorduk. Örgüt, Türkiye’yi öyle bir anlatıyor ki, herkes korkuyor. İlk teslim olduklarında karakollarda öldürüleceklerini sanıyorlar. Ama buna rağmen kaçıyorlar. Ben de çok korkmuştum. Ama geldikten sonra gerçekleri, PKK’nın anlattıklarının yalan olduğunu gördüm. Örgütte propaganda yapılırken, daha ziyade işsiz, geçim kaynağı olmayan, aile durumu bozuk olanlara yöneliyorlar. Bir de, kırsaldaki bayanlar genelde kapalı, dışarı çıkamıyor. Ama örgütte özgür olacağını düşünüyor. Örgütte eleştirmeyecek, karşı çıkmayacak, yanlışları görmezden geleceksin. Kimse, ailesine dönmek istediğini cesaret edip de söyleyemez. Ölüm cezası alanlar için önce bir yer kazılır. Sonra infaz edilecek olan kazılan yerin yakınına ***ürülerek gözleri bağlanır ve kurşuna dizilip gömülür. Geri çekilmenin tek sebebi, güçsüzlüktür. Kırsalda bıkkınlık ve savaşamaz durumda bulunmaları geri çekilme sürecini iyice hızlandırmıştır. Halk, artık PKK’nın bittiğini düşünüyor. Bana göre, PKK’nın yaptıklarının hepsi yanlış. Halkın malının zorla alınmasının neresi doğrudur? Suçsuz, günahsız insanların öldürülmesinin neresi doğrudur? Abdullah Öcalan örgüt içinde eleştirilemiyor ve kutsal görülüyor. Eğer eleştiri olursa infaz edilmekten korkuyorlar. Örgütte o, dünyaya gelen son peygamber olarak anlatılıyor. Türkiye gelerek, gerek teslim olmak isteyen, gerekse ailelerinin yanına gitmek isteyen pek çok örgüt mensubu var. Mücadeleye artık kimse inanmıyor. Örgütün uyuşturucu madde politikası gizlidir. Bazı şahıslar ve örgüt mensupları PKK ile hiçbir bağlantısı yokmuş gibi uyuşturucu madde kaçakçılığı yaparlar. Ancak sattıkları uyuşturucu örgüte finans kaynağı olmaktadır. C. E. 1978 - Silopi doğumlu. 8 kardeş. İlkokul mezunu. … Aileden bir kişinin mutlaka örgüte katılması gerektiğini söylüyorlardı. Bana; “eğer gelmezsen hepinizi öldürürüz” dediler. Ben de, “aileme bir şey yapmayın, ben gelirim” dedim ve beni ***ürdüler. …Eğitimlerde bizi en çok etkileyen şey, duygu sömürüsü idi. Zindan direnişi dedikleri şeyleri anlatırken duygu sömürüsü yapıyorlardı. Çatışmaya girenlerden bazıları insan öldürmekten çekiniyor ve istemiyorlardı. Bazıları ise, vahşice öldürüp övünerek anlatıyorlardı. Örgütle kendini bağdaştıramamış, beklediğini bulamayan bir çok insan kaçmak için fırsat kolluyor. Ama bu kolay değil. Kaçarken yakalanma riski var. Sonuç mu? Ölüm. Öcalan, kadının gücünü ve rolünü savunuyordu ama havuzda mayolu kadınlarla ve kendisine masaj yapan kadınlarla çektirdiği fotoğrafları vardı. Elle ve sözle kadınlara yaptığı sarkıntılıklar, cinsel ilişkileri anlatılıyordu. Bunları anlatan kadınlar hemen tutuklanıyor ve ortadan kayboluyorlardı. Osman Öcalan, yapı içerisindeki güzel ve çekici kadınları etrafında topluyor, onlarla oynuyor ve kullanıyordu. Halil Ataç’ın, Nizamettin Taş’ın da kadınlara yaklaşımı aynı şekilde idi ve bu ilişkilerde tecavüzler vardı. Her insan eyleme giderken ölümü düşünür ve korkar. Gitmek istemeyenlerin tek düşündükleri, “bizi teşhir edecekler, bize korkak diyecekler” şeklindeki korkularıdır. Çünkü örgüt, duygu sömürüsünü, herkesin içinde teşhir etmeyi iyi kullanıyor. Kendi öldürdüklerinin çatışmalarda öldüğünü söylüyorlar, sonuçta da onları dinleyen grupta duygusal bir etkilenme oluyordu. Silah bırakıldığında talimatlar geliyordu ve biz hepimiz “artık bitti, evimize döneceğiz” diye düşünüyorduk. Herkeste böyle bir sevinç vardı ama bu gerçekleşmedi. Silahsızlanma sürecinde ne derlerse desinler, temelde bağımsızlık istiyorlar. Genel af çıktığında silahlı gücün yarısı geri dönecek ve silahsız olarak mücadeleye devam edecekti. Osman Öcalan, konuşmalarında; “HADEP ile görüştüm, şunları yapacaklar” şeklinde ifadeler kullanıyordu. Siyasi parti ile faaliyetleri yürütme dışında örgüt, Türkiye’de kadınlar için vakıf kurmak istiyor. Türkiye’nin bana yaklaşımı, örgütün anlattığı gibi değil. Türkiye Cumhuriyeti’ne güveniyorum. Suç işleyen herkes az ya da çok ceza almalıdır. Öcalan’ın idamını istiyorum. Bundan sonra örgüt siyasallaşma sürecine sahip çıkacak ve insanları kışkırtacaktır. Şu anda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşamak ve Türk bayrağının altında yürümek istiyorum. |
|
#2
| ||||
| ||||
| süpersin kardeş... güzel paylaşımlar ![]() ![]() You see that shackle..? I'm Your sLavee...! |
|
#3
| ||||
| ||||
|
Alıntı:
black blood tarafından gönderildi
süpersin kardeş... güzel paylaşımlar ![]() |