Felsefe & Psikoloji icinde Biraz da Felsefe Tartışalım konusu , Arkadaşlar biraz beyin cimnastiği gibi birşey yapalım. Şimdi ben bikaç konu atacağım ortaya ve kendine güvenen arkadaşlar bu konuda oyrum yapsınlar. Bu konuları busem be raul'la tartışmıştık ama biraz sıkıldılardı ...
|
#1
| ||||
| ||||
| Biraz da Felsefe Tartışalım Arkadaşlar biraz beyin cimnastiği gibi birşey yapalım. Şimdi ben bikaç konu atacağım ortaya ve kendine güvenen arkadaşlar bu konuda oyrum yapsınlar. Bu konuları busem be raul'la tartışmıştık ama biraz sıkıldılardı onlar ![]() ![]() . Evet Başlıyorum ![]() 1. Sizce renkler göreceli midir? Yani renkler kişiden kişiye değişir mi? Mesela gökyüzünü ele alalım... Herkes gökyüzünün mavi olduğunu bilir. Ama sizin gördüğünüz mavi rengi, ben yeşil olarak algılıyor ve her gördüğüm yeşile de mavi diyorsam... Yani ben zamanında bana öğretilen maviyi, aslında yeşil olarak algılıyor ve onun adını mavi diye öğrendiğim için, ona mavi diyorsam. Ve bir başkası da yeşil değil de turuncu algılıyor olmaz mı? 2. Neden kaydettiğimiz sesimizi dinlediğimizde bize yabancı gelir. bir toplulğun sesini kaydedersek, sadece kendi sesimizin farklı olduğunu duyarız. Diğer sesler bize normal gelir. Acaba kulağımız, ağzımızdan çıkan sesi diğer insanlardan farklı mı algılıyor? Evet sorularım bu kadar. Doğrusu cevaplarını merak ediyorum. Gerçi ilk soru merak uyandıran bir soru değil de, bir tür varoluş felsefesi denilebilir ![]() ![]() ... Ama sizlerin de yorumlarını duymak isterim Bu mesaj en son " 18-09-2008 " tarihinde saat 11:19 PM itibariyle Frottce tarafından düzenlenmiştir.... |
|
#2
| ||||
| ||||
| Şimdi yapacağım yorum konusunda çok iddialı olduğumu söyleyemem, sadece şu an düşünüp karara vardığım birkaç cevap bunlar: Birincisi için söyleyebileceğim, renklerin fiziksel olarak farklı algılandığına inanmadığım. Çünkü her nesne belirli bir yansıtma özelliğine sahip ve buna göre renkler oluşuyor. Bu böyle olmasaydı, insanlar tüm renk ışınlarının toplamının beyaz olduğuna ve ışıksızlığın siyah olduğuna karar vermezlerdi bana kalırsa. Tabii ki beyaz ve siyah renk değil ancak renklerden yola çıkılarak oluşturulmuş kavramlar. Bir de göz nakillerinde falan insanın gördüğü renklerin değişmesi gerekirdi fiziksel olarak bir farklılık söz konusu olsaydı. Tabii burada biraz beyin devreye giriyor. Önemli olan beynimize ne algılattığımız. Yani şöyle ben küçüklüğümden beri herkesin mavi bildiği şeye yeşil diyerek büyüdüysem ya da herkesin mavi gördüğü şeyi ben yeşil görmeye çalışarak ama yine de mavi diyerek büyüdüysem ancak burada bir farklılık söz konusu olabilir. Yalnız beynin birçok düşünceyi yaklaşık 8 yaşına kadar kanıksadığını düşünürsek bu çok ufak bir ihtimal olur, çünkü bu yaşlarda bana ne verilirse onu alırım. Bir keresinde arkadaşlarla tartışırken şöyle bir fikir atmıştım ortaya. Dünya dışında üzerinde yaşam olan bir gezegen daha düşünün. Bu gezegendeki canlıların iki kafası üç kolu falan olsun. Hemen uzaylı damgası yapıştırırız değil mi? Peki hiç onların gözünden kendinizi görmeye çalıştınız mı? Onlar size ucube gözüyle bakıp uzaylı demeyecekler midir? Konu biraz saptı gibi görünüyor fakat temelde aynı düşünce hakim. O gezegenin canlıları, ona alışıyorlar, onu görüyorlar ve "normal" olarak onu düşünüyorlar. Sofi'nin Dünyası'nın okuyan hatırlar, bir örnek vardı, bir ailede kahvaltı sofrasında baba birden uçmaya başlasa falan diye. Küçük çocuğun garipsemeyeceğini söylemişti Jostein Gaarder, çünkü o yaşta o çocuk kültür ve çevre etkisiyle beslenmemiş henüz. Renkler ona o şekilde öğretilmemiş. Algının aynı olmasına zorlanmamış... Bir de beyini kandırabilme mevzusu var tabii, bunu çocukluktan yetişkinliğe geçişte yapanlara normal, yetişkinken yapmaya çalışanlara ermiş, aşmış gibi sıfatlar takılıyor nedense ve bunu yapmak alışkanlıktan dolayı çok zor oluyor. Dağıldım bayağı ama ben böyle düşünüyorum, yani bana kalırsa zorunluluktan dolayı aynı şeyleri aynı şekilde algılamaya yöneliyoruz. ---- İkincisi için pek bir şey düşünmedim doğrusu. Yani zaten felsefeyle pek bir alakası olduğunu da düşünmüyorum bunun, fiziksel bir açıklaması olmalı. Hadi bir sallama yapayım: Ses dalgaları, ses tellerinin titreşmesi sonucu oluşuyor ve daha sonra doğrusal bir şekilde yayılıp başka insanların kulak zarını titreştirip tekrar sese dönüşüyor ve böyle algılanıyor. Ne kadar yakında olursa olsun konuştuğunuz kişi burada dalganın aldığı uzun bir yol söz konusu. Sesin kendi kulağınıza gelmesi ise, kapalı bir sistem içinde gerçekleşiyor. Yani ses dalgalarınız titreşip kulak zarınızı büyük ihtimalle öncelikle içeriden titreştiriyorlar. Bu da birincisi kapalı bir ortamda gerçekleştiği, ikincisi çok kısa bir mesafe olduğu ve üçünsü de kulak zarının bir de dışarıdan titreşmesiyle yaptığı etkiyle farklı algılanıyor olabilir. Tamamen salladım, yanlış olabilir... ![]() ![]() {Sordum fizik hocama aynen tahmin ettiğim gibiymiş} Konu için teşekkürler, gerçekten kafa çalıştırıcı =) Bu mesaj en son " 13-05-2008 " tarihinde saat 05:55 PM itibariyle Frottce tarafından düzenlenmiştir.... |
|
#3
| |||
| |||
| ikincisi hakkında yorum yapabilcem anca çünkü biz sesimizi kemiklerimizden duyuyoruz ondan bize farklı gelio öle duymuştumda doğrudur heral![]() ![]() |
|
#4
| ||||
| ||||
| bence 1. soruda mantık hatası var ama herkez farklı algılasaydı belli bi renk olgusu olmazdı : ) onu herkez aynı renk olarak algılamışki ortak bir adı var : ) 2. soruda bence sesin yakınlık uzaklık arasındaki ilişkiye bağlı sonuçta ses tellerinden çıkıyor illa ki dışardan duyduğumuzda çıktığı haldeki gibi duymayız : ) bunu yadırgamaya gerek yok kanımca |
|
#5
| ||||
| ||||
| Yukarida da anlattigim gibi, kendi konusmamizda, inanmasi zor olsa da, agiz icinden kulaklara dogru giden ses dalgalari var. Baskalarinin konusmasi ise bize disaridan ulasiyor. Kulak zarinin icerden veya disardan titresmesiyle alakali. Bunu cok basit bir sekilde test edebilirsiniz aslinda. Pek hos bir yöntem olmayabilir ama, agziniza ses cikaran bir cisim sokup sesi algiladiginizda, normalde algiladiginizdan farkli oldugunu göreceksiniz... |
|
#6
| |||
| |||
| 1. Sizce renkler göreceli midir? Yani renkler kişiden kişiye değişir mi? Mesela gökyüzünü ele alalım... Herkes gökyüzünün mavi olduğunu bilir. Ama sizin gördüğünüz mavi rengi, ben yeşil olarak algılıyor ve her gördüğüm yeşile de mavi diyorsam... Yani ben zamanında bana öğretilen maviyi, aslında yeşil olarak algılıyor ve onun adını mavi diye öğrendiğim için, ona mavi diyorsam. Ve bir başkası da yeşil değil de turuncu algılıyor olmaz mı? evet bence göreceli.. yani bilmediğimiz bir çok renk var.. ayrıca bizim bildiğimiz renkleri görmeyenler var.. örneğin bir köpeğe pembeyi nasıl anlatcaksın?? renklerde olduğu gibi seslerdede aynı şey geçerli.. kulağımız düşük sesleri duymadığı gibi yüksek sesleride duyamaz.. örneğin karıncalar çok yüksek ses çıkarırmış ve bundan dolayı biz duymazmışız. demek istediğim sınırlarımız var! |
|
#7
| ||||
| ||||
|
Alıntı:
Frottce tarafından gönderildi
Seni hayal kirikligina ugratmak istemem ama, kim söylediyse bunu seni kandirmis hafiften... Uzakligin frekansla iliskisi olmadigindan (sürtünme vs. oldugundan mutlaka etkiliyor ama dikkate alinmayabilir) ses farkliligi uzaklikla iliskili degil. Yukarida da anlattigim gibi, kendi konusmamizda, inanmasi zor olsa da, agiz icinden kulaklara dogru giden ses dalgalari var. Baskalarinin konusmasi ise bize disaridan ulasiyor. Kulak zarinin icerden veya disardan titresmesiyle alakali. Bunu cok basit bir sekilde test edebilirsiniz aslinda. Pek hos bir yöntem olmayabilir ama, agziniza ses cikaran bir cisim sokup sesi algiladiginizda, normalde algiladiginizdan farkli oldugunu göreceksiniz... |