Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > HAYATIN İÇİNDEN > Evcil Hayvanlar » Sokaklarda - Galip E. UZUN

Sokaklarda - Galip E. UZUN

Evcil Hayvanlar icinde Sokaklarda - Galip E. UZUN konusu , Göz göze gelmek bile denemeyecek, olsa olsa göz değmesi, göz çarpması sözlerinin daha uygun düşebileceği kadar kısa bir zamanda, sizi derinlemesine çözebilme becerisini gösterebilen, sokakta hızlı hızlı yürürken görmeden baktığınız, ...


Cevap
  #1  
Eski 04-03-2007, 11:55 PM
Çetin kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Feb 2006
Konum: Afyon
Mesaj: 75
Çetin is a splendid one to beholdÇetin is a splendid one to beholdÇetin is a splendid one to beholdÇetin is a splendid one to beholdÇetin is a splendid one to beholdÇetin is a splendid one to behold
Sokaklarda - Galip E. UZUN

Göz göze gelmek bile denemeyecek, olsa olsa göz değmesi, göz çarpması sözlerinin daha uygun düşebileceği kadar kısa bir zamanda, sizi derinlemesine çözebilme becerisini gösterebilen, sokakta hızlı hızlı yürürken görmeden baktığınız, varlığının bile ayrımına varamadığınız bir anda, o göz çarpmasından sizin bir kedisever olduğunuzu anlayabilen bir kediye rastlarsınız bazen.

Ucu kıvrılmış dik kuyruğu ile sırtını kamburlaştırarak size hiç eksik etmediği temkininden bile vazgeçerek yaklaşacak, bacaklarınıza küçük toslar atarcasına sürtünecek, bu arada çok uzun bir süredir artık beyazlaşamayan, temizlenemeyen patileri doğayı sağarcasına zevkle kıvrılıp bükülecek ve sokağın gürültüsünü bile bastıran bir hırıltı tutturacaktır. Küçük toslarının arkasından bütün vücuduyla bacaklarınıza sürtünerek geçişindeki yaslanma o denli güven ve şefkat gereksinimi içindedir ki, biraz geri çekilseniz o, hep dört ayağı üstüne düştüğüne inandığınız mucize yaratık, boş bir çuval gibi böğrünün üstüne yığılıverecektir.

Kendi kedinizi severken son derece cömert olan elinizi, büyük ölçüde ondan sakınacağınızı bilir o. Kendi kedinize açık olan avuç içiniz onun muhtemel pirelerine ve açıkça farkına varılan kirine karşı kapalıdır. Olsa olsa elinizin dışıyla bir iki baş okşamasıyla ilgi gösterebileceğinizi bilir, onunla yetinmeye de razıdır o, hatta ayakkabınızın burnuyla ortaya konabilecek ilginize bile müteşekkir kalacaktır. İki ayağı üzerine yükselerek bu baş okşamada size kolaylık sunmaya girişecektir.

Ayaklarınızın dibinde sırtını doğaya kaşıtır gibi bir dizi hareketle size karnını açacak ve bu oyununa da katılacak olursanız, kafasını iyice geriye atarak, gıdısını alabildiğine büyüterek size ne denli güvenmeye hazır olduğunu anlatmaya çalışacaktır.

Daha ileri aşamada kendinin de ne denli güvenilir olduğunu anlatabilmek için bir parmağınızı asla kapatmayacağı dişlerinin arasının alacak ve ısırabileceği halde ısırmayarak, size çok özel bir şeyler anlatmaya çalışacaktır. Kapanmayan dişlerle küçük ısırıklarla...

İşte bütün bu davranışları sergileyen bir kediyle karşılaşırsanız bilin ki bu kedi bir zamanlar ev kediliği yapmış, insan (ama insan) ilgisini ve sıcaklığını tadabilmiş bir kedidir. Sonra güvendiği dağlara kar yağmıştır. Artık evin ya yeni bir halısı, ya yeni bir koltuk takımı, ya kediden nefret eden yeni bir aşığı (kimileri aşk, sevgi, anlaşabilme için yalnızca tercih edilen yemek, müzik, film, radyo türlerini ölçüt almakta ya) ya da doğması özlemle beklenen küçük veliahte tüyünün zarar verebileceğini iddia eden bir kadın ve doğum hastalıkları uzmanı oluvermiştir ve kedicik'e yol görünmüştür. Bazen daha da kötüsü evin insanlarından (?) biri değil bizzat o doğurmak üzere olduğundandır bu yol görünme. Ve çoklukla sevgiden, vicdani bir rahatsızlıktan bile değil, olsa olsa ayıplanma korkusundan hemen hemen hepsi birbirine benzeyen bir dizi açıklama yapılır ardından: "Sokağın çağrısına uydu"

Doğrudur, sokakların çok çeşitli çağrıları vardır kedilere. Temizlenirken yuttuğu tüyleri dışarı çıkarmasını sağlayabilecek çimenler el eder, hiçbir kedi kumunun ve hiçbir leğenin sağlayamayacağı bir çukur kazılabilme ve tümüyle örtülebilme yeteneğiyle toprak el eder, tıpkı evdeki pasta dururken sokaktaki bir dilim yağlı ekmeğe öykünme gibi hatta çöp tenekeleri el eder, güneş el eder, doğanın uyanma sesi el eder, gece karanlığının ürküntüsü el eder, en önemlisi erkekleri el eder, kadınları el eder.

Ve zaman zaman bu çağrılara uyarlar elbette. Ama bu çağrıya uyarlarken bilirler ki dönüş yollarını kaybetmeyeceklerdir. Burunları bulacaktır dönüş yollarını kendi bıraktıkları izleri süre süre. Bilemedikleri, bilemeyecekleri, giderlerken açık olan kapıların, camların dönüşlerinde açık olmayabileceğidir. Böyle bir ihaneti tahmin edemeyecek kadar güven doludur, iyimserdir kediler.

Işıkları yanan bir evin içine, uzaktan, çok uzaktan, hiçbir talebi olmadan, yalnızca özlemle, tıpkı bir parasız yatılı gibi bakan bir kedi görürseniz bilin ki bu kedi bir zamanlar ev kediliği yapmış, insan (ama insan) ilgisini ve sıcaklığını tadabilmiş bir kedidir.

Onunla ilgilenirseniz kısacık bir an, bir zamanlar minicik bir su damlasının bile saatlerce yalanmasına sebep olduğu günleri çok geride bırakmış olmanın utancını hissedercesine, tüylerin keçeleşmişliğinin farkına varıp uzun ve ciddi bir yalanmaya girişecek, yaşamının bir bölümünde hep sahibi tarafından temizlenmiş göz çapaklarını hala kendi kendine giderememenin sıkıntısıyla gözlerini sizden kaçırmaya çalışacak ve gözünü gene o eve dikecektir.

Bir biçimde yabancılaştırıldığı kendi dünyasında artık hiç yakalayamadığı bir sevgi ya da hiç değilse bir şefkat kokusu gelir o evlerden onun burnuna sanki. Sokağın her tür tehlikelerle dolu cangılında hiç ulaşamayacağı bir deliksiz uyku özlemidir o ev hiç değilse. Çok uzun süredir tilki uykusudur uykusu, bir gözü açık, bıyıkları sürekli titreşerek, kulaklarını her sese doğru çevirerek, sıklıkla sıçrayarak ve arada bir henüz ısıtabildiği yerini terk etmek zorunda kalarak yaşanan yorucu bir dinlenme tarzı.

Ev, hele hele içinde bir de çocuk yoksa, her şeyden önce deliksiz bir uyku olanağı demektir kedi için. Ev demek uykunun pire ısırıklarıyla bile bölünmemesi demektir onun için. Zaten bir türlü derinleşemeyen bir uykunun içinde iğne batarcasına bir küçük acı sonra ciddi bir kaşınmanın ne dert olduğunu anlayabilmek zordur. Zaten, zar zor muhafaza edilebilen kanın bir de pirelerle paylaşılması bir yana bir tek tanesini bile yok edebilmesi ciddi emek ve zaman gerektiren bu pireler.

Vücudunun bütün kemik yapısını zorlayarak iki büklüm bir halde pirenin o anda bulunduğu mahale ağzını ulaştıracak, önce mevcut yeni deliğin çevresinde oluşan acıyı ve kaşınmayı dilinin pürtükleriyle gidermeye çalışacak, sonra muhtemelen gidiş yönlerinin tümünü yalayarak ıslatıp pirenin hareketini zorlaştıracak ve gene de can havliyle sıçrayıp duran pireyi iki sivri dişine rastlatıp çıtlatabileceksin. Üstelik bunu o sırada sanki izi üzerinde olduğun pireyi kurtarmak için seferberlik ilan etmiş diğerlerinin dikkatini dağıtma amaçlı hücumlarını duymazdan gelerek sürdürebileceksin.

İşin garibi, bir kısmının boynunda artık rengi iyice atmış, ilaç niteliğini tümüyle yitirmiş, eprimiş bir pire tasması hala durmaktadır. Bazen bir utanç ve hatta zorluk kaynağı, bazense tersine bir yaşam dinamosu gibi. Utanç kaynağıdır çünkü bir muhallebi çocuğu madalyası gibidir, dışlanma nedenidir, zorluk kaynağıdır çünkü dallara takılır, o en gerekli anda keyifle ensesinin ısırılabilmesini engeller, hele ki bir de küçük çanı duruyorsa hala üzerinde avlanabilmeyi olanaksızlaştırır. Ama çoklukla bir yaşam dinamosudur da bir esir kampında kaptırılmamış bir yüzük, hatta artık çalışmıyor olsa da eski güzel saatleri görmek istercesine sık sık bakılan bir köstekli saat gibi...

Şefkatin, sevginin, derin ve keyifli bir uykunun ötesinde elbette düzenli ve sağlıklı bir beslenme olanağı da demektir ev. Sokaktaki gibi bulduğunu üstelik de birileriyle itişip kakışarak son lokmasına kadar yemek zorunda kalmamaktır.
Sokaktaysan doyana kadar yemek lüksün yoktur, bitirene kadar yemek zorundasındır. Bitirdiğinde dişinin kovuğu dolmamış da olabilir, çoktan doyduğun halde kendini zorlayarak bitirdiği de. Öyle evdeki o an ihtiyacın olduğu kadarını yiyip gerisini sonraya bırakma şansı yoktur sokaklarda. Bulduğunda bulamayacağın anların payını da yemek zorundasındır.

Ve sanılanın tersine en zoru susuzluk sorunudur sokaklarda bir kedi için. Zamanla bir çamur birikintisinden, toprağı yutmadan suyu süzebilme öğrenilir ama hep en tehlikeli yerlerde bulunabilir olur bu birikintiler. Ardı arkası kesilmeyen bir araç trafiği, akla gelebilecek her tür haşarılığı yapmaya hazır nedense kedi düşmanı bir çocuk güruhu, sokak köpekler ve daha da garibi hayvan sevdiğini sanıp cici köpeğine tut diye seni işaretleyen bir insan yığını içinde zaten zor olan su içebilme olanağı iyice zorlaşır. Oysa öyle bir keyiftir ki su içmek evde bu iş yapılırken gözler kısılır zevkten.

Bütün kediler çocukların, hatta hayvan dostu çocukların bile güvenilmez olduğunu bilirler. Gerçekten kedilere sevgi dolu olan çocukların bile bu sevgilerinde oyuncak sevgilerinde rastlanan içini, nasıl çalıştığını merak etme duygusunun da varolabileceğini çok erken sezer ve önlemlerini alırlar. Ama erişkin insanları bir kez kedi dostu olarak tanıyan ev kedileri, bazı erişkinlerin gerçek anlamıyla erişkin olamadıklarını oldukça pahalıya malolan deneyimlerle öğrenirler ya da öğrenemeden ölürler. Zehirli etleri ilk yiyen, belediye çuvallarına ilk tıkılan kediler bir zamanlar ev kediliği yapmış sokak kedileridir. Bir erişkinden de zarar gelebileceğini kabullenmekte çok zorlanırlar.

Ve hayatta kalabilirlerse oldukça fazla sayıda kötü deneyimden sonra evi tatmış sokak kedilerinde bir yeti gelişir. Kısacık göz temaslarından insanların kedilere karşı tavırlarını anında tartabilme gerçekten kedisever olan erişkinleri ayırdedebilme yetisi.
imza

[youtube]tpwZ9hva7RM[/youtube]
Çetin kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 28-10-2007, 09:34 AM
IvIeTe kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Giriş: Sep 2007
Konum: Ne sen sor ne ben söyleyeyim
Mesaj: 751
IvIeTe is a jewel in the roughIvIeTe is a jewel in the roughIvIeTe is a jewel in the rough
Ve hayatta kalabilirlerse oldukça fazla sayıda kötü deneyimden sonra evi tatmış sokak kedilerinde bir yeti gelişir. Kısacık göz temaslarından insanların kedilere karşı tavırlarını anında tartabilme gerçekten kedisever olan erişkinleri ayırdedebilme yetisi saolasın..
imza

Kaybettim bugün kendimi, hükümsüzdür
Sonu yok bunun, boşluklardan boşluk beğendim
Vazgeçtim bugün herşeyden halsiz şu kalbim
Kan revan içinde hep kanamaz denen yerlerim
Hem suçsuz hem güçsüz hem halsiz...
IvIeTe kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 28-10-2007, 04:02 PM
!!!= " ßéGuM " =!!! kullanıcısının avatarı
"" =Daa Küçüüm Beenn= ""
 
Giriş: Jul 2007
Konum: İçimdé Fırtına...
Mesaj: 6.328
!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute!!!= " ßéGuM " =!!! has a reputation beyond repute
öle olmak çok kötü tek kedilerde diil tüm canlılarda bu böle...
imza

Yapacak Hiç ßir $éy Yok
Gitmék İstédi Gitti
Hém AnLıyorum Hém Çok Acı
Ték TarafLı ßİTTi,,
...Gébériyorum " A$k'mdan " KaLmadı ßéndé Gururdan éSér...

ßa$ka ßir İnsan Kar$ımdaki,,Deği$méz DiyénLéré Müjdé,,
Çok Sévén ßöyLé Gidér miydi,,Müjdé Her$ey Bitti...
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İstanbul Üniversitesi galip: 77-72 m.kidd Basketbol 0 28-01-2007 06:25 PM
Botaş tek farkla galip: 79-78 m.kidd Basketbol 0 28-01-2007 06:24 PM


Saat 09:52 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0