Arkasokak Logo





KUDUZ NASIL BULAŞIR? Bir enfeksiyon hastalığı olan kuduzun etkeni spesifik bir kontagiyöz (bulaşıcı) virüs; “rabdoviridae” ailesinden zarflı bir RNA virüsüdür. ...

Cevap
  #1  
Eski 29-04-2006, 12:02 AM
SiaL kullanıcısının avatarı
Asil Üye
 
Konum: Afyon
Mesaj: 909
Dikkat Kuduz



KUDUZ NASIL BULAŞIR?

Bir enfeksiyon hastalığı olan kuduzun etkeni spesifik bir kontagiyöz (bulaşıcı) virüs; “rabdoviridae” ailesinden zarflı bir RNA virüsüdür. Kuduz enfeksiyonu , virüsün bulunduğu salya ile temas sonrasında gerçekleşir. Bu temas ısırma, sağlam olmayan derinin yalanması, mukozaların yalanması şeklinde gerçekleşebilir. Kendi patisini yalayan kedinin tırmalaması sonucu da kuduz bulaşabilir. Mağara gezen kişilerin, yarasaların aerosol şeklinde havaya saçtığı damlacıkları soluduğu ve böylece virüs kaptığı söylense de bu bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Aynı şekilde kuduz olduğu bilinmeyen kadavradan alınan korneanın transplantasyonu sonucu kuduz bulaştığı da kanıtlanamamış bir iddeadır. Hele içme suyuyla, cinsel yolla, solunum yoluyla, barsak solucanlarıyla bulaştığına dair hikayeler ise sadece tarih sayfalarında kalan birer söylentidir. Kuduz bir hayvanın ısırdığı hamile kadının karnındaki çocuğuna kuduz bulaşması mümkün değildir. Kuduzun tek ve kesin bulaşma yolu kuduz bir hayvanın ısırdığı açık yaradır.

KUDUZUN BELİRTİLERİ
Hastalıklı hayvan tarafından ısırıldıktan sonra kas dokusuna giren virüs, önce kas dokusu içinde çoğalır. Daha sonra periferik sinirler aracılığıyla merkezi sinir sistemine ve oradan hızal beyine ulaşır. Beyine yerleşip işgal eden virüsün artık yukarı hareketi tamamlanmış ve aşağı doğru hareketine başlar ve göz, tükürük bezleri, deri gibi organlara yerleşir. Burada önemli olan nokta, bu seyir esnasında çok az antijen salınması, antikor oluşmamamsı ve adeta virüsün kendisini saklamasıdır. Bu nedenle labaratuvar tanı yöntemleri klinik belirtiler tam ortaya çıkmadan (yani iş işten geçmeden) sonuç vermez.
Kuduzda kuluçka süresi ortalama 10-60 gün arasında değişmekle birlikte, litaratürde bu sürenin 2 güne kadar indiği; bazen yıllara kadar uzadığı vakalar görülmüştür. Özellikle çocuklarda, baş, yüz gibi beyine yakın ya da sinir dokusunun yoğun olduğu bölgelerin ısırıldığı durumlarda ve mukozanın yalandığı hallerde kuluçka süresinin çok kısaldığı görülmüştür.
Kuduz virüsü alan bir insanda ilk belirtiler, sanılanın aksine, genellikle kuduzu düşündürmeyen basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülür. Hastalık tablosu tamamen oluşmadan bir iki gün önce ise, iyileşmesine rağmen ısırık yerinde kaşıntı, iğne batması hissi, sinir trasesi boyunca yayılan bir ağrı gibi belirtiler oluşur. Ayrıca kişilik değişiklikleri görülür.
Hastalık oluştuktan sonra 3 temel formda seyredebilir. “Spastik form”da hidrofobi (su korkusu) ve aerofobinin oluştuğu kla***, spazmlarla karakterize kuduz seyri izlenir. “Demans form”da uç noktada aşırı uyarılma veya adeta delirme hali görülür. “Paralitik form”da kısmi felçler izlenir. Diğerlerine oranla daha uzun süren bu durumda şüpheli bir tanı yoksa, genellikle kuduz tanısı konamadan, nörolojik problemlerle uğraşılırken hasta kaybedilir.
Kuduz hasatalığı bir kez oluştuktan sonra ölüm kaçınılmazdır. Önemli olan hastalık oluşmadan vücutta koruyucu antikor düzeyini oluşturmaktır.

KUDUZ İNSAN VÜCUDUNU NASIL ELE GEÇİRİYOR?
Kuduz olmuş bir hayvan ya da insanda belirtileri birdenbire ortaya çıkıyor. Çünkü hastalığın kendisini göstermesi için virüsün öncelikle beynin cornu amanois bölgesi ile cerebellum bölgelerine ulaşması gerekiyor. Bunun süresi ise ısırığın bulunduğu yere bağlı. Eğer ısırık insanda boyun ve baş bölgesinde ise 3 hafta, belden aşağıdaysa 1,5 ay içinde ortaya çıkıyor. Bu süre kuduz hastalığından kurtulmak için tek ve son şans.

Sinir sisteminde ilerleyerek beyne yerleşen virüs burada çoğalarak biraraya geliyor ve “Negri cisimciği”ni oluşturuyor. Buradan vücuda yayılan virüsler ilk olarak tükürük bezlerine iniyorlar. Arkasından yutak felci başlıyor. Aynı zamanda aşırı saldırganlık, ışığa ve sese aşırı duyarlılık başlıyor. Çene kaslarının felci sonucu alt çene düşüyor ve son aşamada felçler tüm organlara yayılıyor.
KUDUZ BİR HAYVAN ISIRIRSA NE YAPMALI?
Herhangi bir hayvan ısırdıktan sonra kuduz ihtimaline karşı ilk yapılacak şey hiç vakit kaybetmeden yarayı bol sabunlu veya deterjanlı suyla yıkamaktır. Bu işlem yaranın üzerindeki virüsleri öldürmüyor, ancak büyük bir kısmını yaradan uzaklaşmasını sağlıyor. Bunun ardından yara alkol veya tentürdiyot ile temizlenmeli. Bu işlem yara üzerinde kalan virüslerin bir kısmının ölmesini sağlıyor. Yara ne kadar büyük olursa olsun yaraya dikiş atılmamamsı gerekiyor. Çünkü bu işlem o bölgedeki sinir uçlarını uyararak sinir uçlarının çoğalmasını sağlıyor. Bunların dışında tetanoza ve diğer enfeksiyonlara karşı önlem alınması ve antibiyotik tedavisine başlanması gerekiyor.

YALANCI KUDUZ (AUJESZKY)
Bütün hayvan türlerinde görülen bu hastalık ultra virüsten ileri gelir. Hayvanlarda şiddetli kaşıntı, çırpınma ve felçler görülür. Hastalık çok hızlı seyreder ve domuz dışında bütün hayvanlarda ölümle sonuçlanır. Budapeşte Veteriner Yüksek Okulu Müdürü Prof. Aujeszky Aladar tarafından tanımlanan bu virüs, kesinlikle insanlara bulaşmıyor. Bu virüs Türkiye’de ilk defa 1932’de İstanbul Kuduz Müessesi Müdürlüğünde görevli Doktor Zekai Muammer Tunçman tarafından izole edildi.

BÜTÜN CANLILAR KUDUZ TAŞIYICISI OLABİLİRLERMİ?
Bir tanesi hariç dünyadaki hiçbir hayvan kuduz virüsünü uzun süre taşıyamıyor. Bütün canlılar kuduz virüsünün vücutlarına girmesinden sonra en çok üç ay yaşayabiliyor. Çünkü virüs beyine yerleşiyor ve bütün faaliyetlerini durduruyor. Özellikle yutak felci, canlıların yeme içme fonksiyonunu durduruyor ki, bu da ölümün ilk adımını oluşturuyor.

Amerika kıtasında yaşayan ve “vampir yarasa” olarak bilinen “Desmodus” türü yarasalar kuduz virüsünün doğal taşıyıcısıdırlar. Bu yarasa türünün virüsü iki yıl kadar taşıdıkları sanılıyor. Bunun yanısıra kuşlarda ve kümes hayvanlarında kuduz vakası hemen hemen hiç görülmüyor.
KUDUZ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR




1760 Yılında Mead ve Morgani adlı doktorlar, ilk olarak kuduzun tüm klinik tespitlerini yaparak bir tasvir çizdiler.
1770Van Stvitten, ilk olarak kuduzun insandaki paralitik özelliklerini tespit etti.
1804 Zinke, bir kuduz köpeğin salyasını sağlam bir köpeğin yarasına sürerek 9 gün sonra kuduzun meydana geldiğini tespit etti.
1879 Galtier tavşanların juduza karşı çok duyarlı olduğunu tespit etti. Bundan sonraki kuduz araştırmalarında tavşanlar kullanılmaya başlandı.
1881 Galtier, kuduz bir hayvanın salyasını bir koçun kanına enjekte etti. Sonuçta koç kuduz olmadı; koçun kuduza karşı bağışıklık kazandığı ortaya çıktı, ancak köpek salyası çok miktarda olmadığı ve steril olmadığından aşı için yeterli olmadı.
1882 Pasteur ve çalışma arkadaşları, Chamberlin ve Roux kuduz virüsünün en çok merkezi sinir sisteminde saf olarak bulunduğunu tespit ettiler.
1883 Pasteur, Kopenhag’daki tıp kongresinde kuduzla ilgili deneylerini ve bağışıklık teorisini açıkladı.
1885 Pasteur, ilk olarak bir insan üzerinde kuduz aşısını denedi. Ondört yerinden ısırılmış bir kişiyi aşıladı. Pasteur doktor olmadığından aşıları Grancher adlı bir doktor yaptı. İki ay sonra ısırılmasının üzerinden altı gün geçmiş bir çoban çocuk aşılandı, aşı aradan gecen uzun süreye rağmen başarıya ulaştı.
1886 Bir yıl içinde aşıyla tedavi görenlerin sayısı 2490’a ulaştı. Bu arada ısırıldıktan 34 gün sonra tedaviye getirilen bir kız çocuğu tedaviye rağmen öldü. Yine aynı yıl tedaviye getirilen 19 hastadan 3’ü öldü ve bu olay Pausteur’a karşı olanların sayısını arttırdı.
1887 Napoli, Varşova, Samara, Buenos Aires, İstanbul, Harkov, Pauda, Palermo, Moskova, Vilnada, Tiflis’te Pasteur’un yönetiminde kuduz aşısı üretim merkezleri açıldı.
1903 Dr. Negri, beyin hücrelerinde toplanan cisimcikleri buldu ve kendi adını verdi.
1962 Kuduz virüsü ilk kez görüntülendi.




imza

Sedece Şeytan'ın vesveselerini duyuyorsanız - delisiniz. Sedece Tanrı'nın ayetlerini duyuyorsanız - peygambersiniz. Ama her ikisinin sohbetini bir müddet dinliyor, Sonra da kalkıp bir reçelli ponçik yiyorsanız, muhtemelen aklı başında bir insansınız...

Bu mesaj en son " 29-04-2006 " tarihinde saat 12:19 AM itibariyle SiaL tarafından düzenlenmiştir....
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 01-07-2006, 05:08 AM
LeyliM kullanıcısının avatarı
az bekle...öLmek üzereyim...!
Banned
 
Konum: ...
Mesaj: 1.154
ya benim köpeğimi sokak köpekleri ıssırdı ama bişe olmadı allah'tan paylaşım için saol
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 01-07-2006, 02:23 PM
horrorpheliac kullanıcısının avatarı
Bura zaten bende gözükmüyor.
Psychosocial
 
Konum: istanbul...
Mesaj: 4.390
Blog Başlıkları: 5
paylaşım için tşkler
imza



Yolumuzu cehennemin sınırlarında kusuyoruz…

Bu gece kimse bizi durduramaz.
Dünyayı nefretin hüküm sürdüğü tarafa götürüyoruz.
Herşeyi savunmasız bırakmak savaş sebebimiz.
Göğüs gerdiğimiz katliamlar ve cinayetleri bitirdik,
Ve tekrar ölüye döndük.
Birkez daha saldırıyoruz, ve bir kez daha,
Daha güçlü,
Fethedip yolumuza devam ediyoruz!
(Evil Has No Boundaries)
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 21-07-2006, 01:20 PM
OccipitaL kullanıcısının avatarı
seni seven birisi varsa şu dünyada ona sarıl sıkıca ve sakın bırakma
Yeni Üye
 
Konum: sevenlerin kalbinden
Mesaj: 0
paylasım ıcın saol
Alıntı Yaparak Cevapla
  #5  
Eski 22-07-2006, 07:47 PM
holiday_lover kullanıcısının avatarı
www.arkasokak.net
Banned
 
Konum: cennetten:D
Mesaj: 483
kuduz çok kötü bişey yaf ıyyyy emeğine sağlık
Alıntı Yaparak Cevapla
  #6  
Eski 26-08-2006, 08:51 PM
tatlı cadı : kullanıcısının avatarı
aRTık muTLu oLMak isTiyoRummm....
Arkasokaklı
 
Konum: !sTaNBuL
Mesaj: 581
bilgilendirdiğin için saol : )
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 02:46 AM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0