Arkasokak Logo





Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Edebiyat » Doktor, Sen Önce Kendini İyileştir!
Bir tabip, en iyi doktorların, gözünü, kulağını ve zihnini açık tutanlar olduğunu kanıtlıyor. Neden, Doktorlar Nasıl Düşünür adlı bir kitap ...

Cevap
  #1  
Eski 26-10-2007, 09:26 PM
NoDRaC kullanıcısının avatarı
habidu labidu labadadu
..::AdmiN::..
 
Konum: stranger incomingfrom the past
Mesaj: 1.976
Blog Başlıkları: 3
Doktor, Sen Önce Kendini İyileştir!

Bir tabip, en iyi doktorların, gözünü, kulağını ve zihnini açık tutanlar olduğunu kanıtlıyor.

Neden, Doktorlar Nasıl Düşünür adlı bir kitap dinleyici kitlesi bulabiliyorken, Otomobil Mühendisleri Nasıl Düşünür adlı bir kitabı satabilmek zordur ya da Bir Muhasebeci Nasıl Düşünür'ün esamesi bile okunmaz?

Bunun nedenlerinden biri, büyük bir kısmımızın doğru ya da yanlış bir biçimde hayatımızın bir gün bir doktor tarafından verilecek doğru bir karara dayanabileceğini düşünmemizdir ki bunu doktorluk dışında çok az meslek için düşünürüz. Çoğu kimse, doktorların nasıl çalıştığını görmüştür ve iyi ya da kötü yaşadığı bir doktor tecrübesi bizleri bu işe bir hikmet atfetmeye yöneltir. Bunun yanında genelde, kahramanlık ve dramanın tıbbın ayrılmaz bir parçası olduğu farzedilir.

Harward Tıp Fakültesi'nde doktor olan ve aynı zamanda New Yorker yazarı Jerome Groopman, “Olağanüstü meslek: tıp” inancını çürütmeye çalışmıyor. Kitabı her türden, zeki, sıklıkla diğergam, kahraman ve doğru kararlar vererek hayat kurtaran doktorların hikâyelerini içeriyor. Fakat mesleği için narsistçe methiyeler düzmekten de uzak duruyor. Kitap, doğru teşhisin, başarılı tedavinin ve insancıl bakımın yanı sıra teşhis hatasının, yanlış tedavinin ve düşüncesizce davranışın anatomisini inceden inceye tahlil etmeye çalışıyor. Yazar, hem hastalara hem de doktorlara pratik tavsiyeler vermeyi amaçlıyor ve bunu başarıyor.

Groopman, yanlış anlamalar ve yanlış kararlardan oluşan bir çok klinik hatayı yaşanmış hikâyelerden örneklerle sıralıyor. Hikâyelerin hepsi ilgi çekici, ama bazıları buruk.

15 yıldır müzmin ishal ve istifra, sonrasında kansızlık, kemik erimesi ve ağır kilo kaybından muzdarip olan bir kadının hikâyesi ikinci kategoriye giriyor. Doktorlar, anoreksi, bulimia ve irritabl bağırsak sendromu teşhislerini koydular. Aslında artan teşhisler, doktorlara yanıldıklarına dair bir ipucu vermeliydi. Hasta başlarda karşı çıksa da, sonra bu açıklamayı kendisi de kabul etti ve bir görev sorumluluğu ile antidepresan kullanmaya başladı ve her gün kendini 3000 kalorilik hazmı zor yiyecekleri tüketmeye zorladı. Boston’daki Beth Israel Deaconness Hastanesi'nde Groopman'ın meslektaşlarından birine başvurduğunda hasta sadece 37 kilogram gelmekteydi. Bu doktor, kendisinde, çoğu tahılda bulunan glüten proteinine karşı gelişen bir alerji olan çölyak hastalığını buldu. Hastalık, küçük bağırsağın iç yüzeyini soymakta ve besinleri emme yeteneğini azaltmaktadır, bunlar hastadaki semptomları açıklamaktadır.

Groopman, hastada 20 yaşından beri görülen belirtilerin bulimia ve anoreksi nervoz çerçevesine tam oturduğunu ve bu nedenle gittiği her doktorun hastalığı bu çerçevede ele aldığını yazıyor. Bütün veriler sınırlara uyduğundan hastanın klinik portresinin başka bir açıdan tekrar çizilmesi için görünen bir sebep yoktu.

Groopman'ın anlattığı birçok hata bu hikâyenin farklı versiyonları şeklinde. Bu hatalar, doktorun zihnini açık tutamaması, ilk izlenimleri ya da elde edilen bilgileri terk etmeye karşı olan isteksizliği ve (bazen bilinçsizce) çelişkili kanıtları ihmal etme temayülü ile ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda biyoloji gerçekleri de doktorları mümkün görünmeyen teşhislerin peşinden gitmemeye yöneltmektedir. Tıp okulunda öğrenilen vecizelerin dediği gibi :" Toynak sesi duyduğun zaman hemen zebraların geldiğini düşünme" ve "Unutma ki genel olan şeyler halen geneldir".

Groopman’a göre, bir karar verebilmek için, bir yandan çelişkili verileri zihninin bir köşesinde tutarken diğer yandan başka bilgileri araştırmak bir tür hokkabazlık ama işte bu hokkabazlık karanlık bir radyoloji odasında ya da hastanın başucunda da olsa gerçek uzmanı ortaya çıkarır.

Doktorun duygusal durumu ve kişisel inançları, düşünce ve davranış esnasında göstermesi gereken uyanıklığı etkiler. Doktorun hasta hakkında hissettikleri, hastanın zengin, güçlü, ünlü, akıllı veya obez, fakir, alık, zihinsel özürlü, bağımlı, yabancı ve sabıkalı olması davranışlarında da çok büyük etki yapmaktadır.

Groopman, tıp sosyolojisine çok fazla girmemektedir, çünkü, bahsettiği bilişsel hataların temelinde çok fazla yeralmaz. Birçok tıp öğrencisi ve doktor, insanların öykülerini dinleme konusunda eşsiz bir fırsata sahip oldukları halde bunlara ilgi duymazlar. Çoğu doktor, zayıf idrakli, kendini ifade etmekte zorlanan ya da bezgin insanlara karşı fazla açık değildir. Çok az bir kısmı amelelik yapar ya da emir veren yerine emir alan durumundadır. Çoğu zayıf birer dinleyicidir ve kendi konuşmalarını dinlemeyi severler. Eğer tıp okulunda öğretilen doğruysa, teşhislerin yüzde 80'i fiziksel muayene ve tahlillerden önce, hastaların anlattığı hastalık tarihçesi ile yapılabilir. Bu hususiyetler iyi bir bakıma engel olabilir.

Sonuçta Groopman'ın doktorlara daha iyi düşünme konusundaki tavsiyesi nedir?

Bir bölüm tamamıyla, pediatrinin ilk kuralını tasvir etmektedir: Ne kadar saçma görünürse görünsün, annenin çocuğunun durumu konusundaki teorisini ciddiye alın. Hastalar doktorun düşündüğü şey hakkındaki şüphelerini dile getirme hususunda kendilerini özgür hissetmelidirler. Groopman, "biraz deli" olduğunu kabul eden ve şiddetli baş ağrıları ve cilt karıncalanmasından şikayetçi olan bir hastanın hikayesini şöyle anlatıyor: "Hasta kadın, yatıştırıcı ve neşeli bir duyguyla, belli bir sosyal tipe uyduğunu anladığını söyledi ve bu klişe tip dolayısıyla doktorların şikayetlerini ciddiye almadıklarını belirtti". Hasta kadın şikâyetlerinin sebebinin menopoz olduğundan şüphe ettiğini söylüyordu, daha sonra hastanın, vücudunu hormonlara boğan bir tümörü olduğu ortaya çıktı). Bir başka doktor, Groopman'a, bir hastasının kendisine, sadece arkadaş oldukları için hoş olmayan bir tahlilin yapılmasından kaçınmaması gerektiğini söylediğini iletmiş.

Basit sorular, bir doktorun dikkatini tekrardan odaklamak konusunda yardımcı olabilir : "Bu en kötü ne olabilir?", "Var olan semptomlarım vücudumun hangi bölgesine yakın?". Bir çocuk doktoru çağırmadan önce ebeveynler kendilerine, çocuklarının durumları hakkında kendilerini en çok neyin korkuttuğunu sormalılar. Ve herkes uyuşuk genellemeler hakkında uyanık olmalıdır :"Hiç kimse (doktor ya da hasta) asla ciddi bir duruma verilen 'Bunu bazen görürüz' cevabını kabul etmemelidir."

Kendi paylarına doktorlar, ilk başta apaçık görülen teşhislere karşı ihtiyatlı olmalıdırlar. Groopman gerçekte aspirin doz aşımı olan bir kadın hastaya, hemen aynı belirti ve semptomları gösteren zatürree teşhisi koyan bir doktorun hikâyesine yer veriyor ve ekliyor: "Bu olaydan her zaman çekinceli davranmayı öğrendim. Gerçek cevabı bulduğumdan emin olsam da alternatiflerin kısa bir listesini çıkarırım."

Groopman, düşünmek için yeterli zaman olmasının doğru kararı vermeyi garantilemese de buna büyük ölçüde yardımcı olduğunu not ediyor. Ne yazık ki, tıbbın büyük bir kısmı teşhis, tedavi seçenekleri, hastalığın süresi ve gelişimi hakkında bilgi gibi hizmetleri bekleyen müşterilerle işliyor. Bu anında bilgi ve hizmet alma isteği, az sayıda insanın, vasiyetname düzenleme ve hatta bir çift paten bileme gibi işlerde makul kabul edebileceği bir şeydir. Bu, belki de, doktorların daha kısa görüşmelerde aynı paraya ya da daha ucuza daha çok iş yapmasının istendiği bir zamanda akılda tutulması gereken bir şey.

Tıbbi bakım denildiğinde, sınırsız ilaç erişimi, teşhis çalışmaları, ameliyatlar, deneysel terapiler dahil her şeyi istiyoruz. Belki de sistemi, tıptaki en etkili müdahaleyi vermeye zorlamalıyız: düşünmeye ve konuşmaya zamanı olan bir doktor.

Doktor, Sen Önce Kendini İyileştir! - Ekopolitik - Ekonomi Politika Haber Analiz
imza

Arkadaşlar artık lütfen kopyala/yapıştır konu açmayalım kendi yorumlarımızla konu açalım...

Arkasokakta Siyasi ve Kişiler Hakkında Konular ve Tartışmalar Yasaklanmıştır

Konu Açarken Lütfen Etiketleri Girelim
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 27-10-2007, 12:02 AM
!!!= " ßéGuM " =!!! kullanıcısının avatarı
Yéniden Doğamayacak Kadar "Yok" oLduk ...
"" =Daa Küçüüm Beenn= ""
 
Konum: İçimdé Fırtına...
Mesaj: 6.178
saollll...
imza

'sussaM yalnızlık, konuşsaM ayrılık, dönseM yıkılış, dönmeseM yok oluş.. şimdi ben susuyoruM, yalnızlığa talip.. seNde sus bana sus ki, bir daha ölmeyeyiM..'

" вїя đΰ$'τΰм... кıяıŁđıм!!! "


Sén A$ksız Géçén Dünü'M ,,
Sén Ya$anMamı$ ßugünüm Vé
TakvimLérdé békLéyén ya$anacak YaRını'M'sıN..!

Git GamzéLéRi YağmuR KoKan YaRiM,,
ßén gittiğiN YérLéRdé yağMuRunuM.!
SériN, ısLatan aMa ü$ütMéyén...

●● «3 [ย] ๓ยtรยz קгєภรєร «3 ●●
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 27-10-2007, 12:15 AM
viya
Misafir
 
Mesaj: n/a
Ellerine sağlık Adminim, harika bir yazı bence...
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 28-10-2007, 09:04 AM
IvIeTe kullanıcısının avatarı
FaKiR_RaPCi ==> FaTaL_Rhy.IvI.e
Arkasokaklı
 
Konum: İlk sen söyle.
Mesaj: 550
çok güzel bi yazı saolasın
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
geçmişten günümüze seri katiller bad_boy13 Tarih 7 09-06-2008 01:51 PM
Git Kendini Çok Sevdirmeden ~coffee~ Kitap Diyarı 4 04-11-2007 01:24 PM
Borcundan kurtulmak için kendini ölü gösterdi NoDRaC Güncel Konular 1 23-09-2007 02:18 PM
"Ronaldo kendini yere attı" m.kidd Avrupa Ligleri 1 06-02-2007 04:58 PM


Saat 01:45 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0