Arkasokak Logo






Forum Arkasokak > HAYATIN İÇİNDEN > Aşk Bölümü » Asla sevgiyi arama

Asla sevgiyi arama

Aşk Bölümü icinde Asla sevgiyi arama konusu , Asla değiştiremiyeceğin şeyler için üzülme.. Değiştirebileceğin ama istediğin halde değiştiremediğin seyler için mutsuz ol veya ağla.. Asla bir daha sevmiyeceğim deme.. mahçup olursun.. Asla sevgiyi arama çünkü sen aradıkça o ...


Anket Sonuçlarını Görüntüle: Sevgiyi asla arama hakında görüşleriniz
yazıları beğendim 3 100,00%
yazıları beğenmedim 0 0%
Oylayanlar: 3. Bu ankette oy kullanamazsınız

Cevap
  #1  
Eski 17-07-2005, 01:23 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
Asla sevgiyi arama

Asla değiştiremiyeceğin şeyler için üzülme..
Değiştirebileceğin ama istediğin halde değiştiremediğin
seyler için mutsuz ol veya ağla..
Asla bir daha sevmiyeceğim deme.. mahçup olursun..




Asla sevgiyi arama çünkü sen aradıkça o saklanır kapı arkalarına..
Sevgi seni istedi mi bulur.. Zamanı vardır..
Tıpkı baharı ,kışın arasan da bulamıyacağın gibi...
yada bulsan da asla onun gerçek bir bahar olmadığını
kabul etmek zorunda olacağın gibi ..O bulduğun sadece bir aldanmışlıktır..
Aldanırsan, tıpkı kış ortasında çiçek açan erik ağaçlarına dönersin..
Kışın ortasında sevinçten çiçek açarsın..
Kış gerçek yüzünü gösterince de donarsın;
anlarsın ki yaşadığın bahar kış ortasında yaşanan yalancı bir baharmış....
Erik ağacı gibi donarsın o zaman ve o yaz boşa geçer.. Meyvesiz, kimsesiz..
Sevgi aranmaz.. Sevgi istedi mi seni bulur...
Hiç ummadığın bir anda arkanda beliren bir dost olur bu bazen..
Otobüs durağında ensende hissettiğin bir nefes alır götürür seni sevgiye..
Bir tesadüf sana sevgiyi taşır..Sen sevgiyi aramamışsındır..
Tıpkı gecikse de gelen ve geleceğinden emin olduğun bahar gibi...
Tıpkı bir sabah kalkıtıgında baharın pürüzsüz yüzü ile
karşılaşman gibi bulmuştur seni sevgi..
Sevgiyi kaybederken de cesur olmalısın..
Yüreğin dolu olmalı sabır ve güçle..
Her kaybedilen kazanılan bır derstir zaten..
Sevgi çok şey öğretir severken ve kaybederken..
Sevgiyi kaybederken aslında onu hiç kaybetmek istemediğini ögrenirsin..
Sevgiyi kaybederken, onu kaybetmenin, bulmak kadar
güç olmadığını ama acısına katlanmanın ne güç oldugunu öğrenirsin..
Sahipken sevgiye hep yanında olacakmış gibi onu hoyratça harcamışsındır..
Kaybettiğinde ise her an yanında olacağına inanmakla
ne büyük yanlış yaptığını anlarsın..Ve bir dahaki sevginde daha temkinlisindir..
Hem severken,hem kaybederken.. Bir önceki sevgi ögretmiştir bunu sana..
Her kayıp bir derstir almam gereken.. Çünkü hiçbir sevgi tek başına var olamaz..
Ayrılamaz daha öncekilerden...
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 17-07-2005, 01:26 PM
karmelo kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Lay Lay Lom
Mesaj: 374
karmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of light
güzel şeyler hep beklenmedik zamanda olur...
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 17-07-2005, 01:29 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
Anlamaliydim

Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan,
sadece işin düştüğünde aramandan. "N'aber, nasılsın" lâfının arkasına
"Bir görüşelim mi?" ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini...

Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken,
senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından,
ya da senden vazgeçerim diye korkup
önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım...

Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı
bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda
fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi...
Bir bunları severdim bir de seni sevdim...
Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim....

İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.
Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun,
evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu...
Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı...

Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz...
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan
hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün,
emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden;
öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?

Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim...
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim.
Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü,
sendeki beni merak ettim...

Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi;
o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum... Şimdi tekrar
başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir,
gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun?

Şimdi artık tek başınayım...
Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.
iki kişilik kocaman bir boşluktansa
sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim...

Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum,
üşürüm diye kazağını giymiyorum,
ağlarım diye türkü söylemiyorum.
Belki de sen haklısın!
Artık ben bile kendimi sevmiyorum...
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 17-07-2005, 01:33 PM
karmelo kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Lay Lay Lom
Mesaj: 374
karmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of lightkarmelo is a glorious beacon of light
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim...
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim.
Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü,
sendeki beni merak ettim...


inan gözlerim doldu...Ellerine sağlık...
Alıntı Yaparak Cevapla
  #5  
Eski 17-07-2005, 01:43 PM
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Mesaj: 64
euromos will become famous soon enougheuromos will become famous soon enough
Birşeyi paylaşmak istedim

Bir kızın peşinden üniverstede 1. senemdi çok olaylı bi koşuşturma yaşamıştım yani ben kovalıyorum o kaçıyodu ki şu an daki kız arakdşımda olayların son bir hafatsında bu olaylara şahit oldu fakat 1 hafta tanıdığım bir kız bana bu olaylarda öyle bir arkadaşlık yapmıştıki şunu anladım ben yalnış yapıyodum ve karşımda dertlerime ortak olan insan ve beni anlayan tek insan oydu
Arkadaşıma benden hoşlandığını söylemiş(En yakın dostlarından biriydi) ve araya girmek istemediğini söylemişti ama ben onunla konuştukça dertleştikçe çok fazla ortak yönümüz olduğunu ve birbirimiz anladığımızı hissetmiştim ve herşey tanıştık tan 5 gün sonra gerçekleşti git gide büyüyen sevgi hiç olmadık bir zamanda 19 mart 2003 te bir iktisat tarihi dersinde (Ben Fizik bölümü öğrencisiyim o iktisat) filizlendi

Hiç olmadık bir zamanda hiç olmadık bir yerde

Sevgilerimle
imza

İMZA ATMAYI BİLMEM PARMAK BASSAM OLMAZ MI?

Bu mesaj en son " 17-07-2005 " tarihinde saat 01:44 PM itibariyle euromos tarafından düzenlenmiştir....
Alıntı Yaparak Cevapla
  #6  
Eski 17-07-2005, 01:49 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
AŞk KÖrlÜĞÜ GeÇtİkten Sonra!!!

• Ayaklarmızı yerden kesen, kalbimizde fırtınalar estirir ve bir gün
geldiği
gibi gider ya aşk. İşte o gün, ilişkimizi büyüteç altına alırız ve
neler
görürüz neler...
Havva anamız sağ olsun, bize dünyanın tüm hazinelerinden daha değerli
bir
miras bıraktı: Aşık olma kabiliyeti. Biz de bu mirası en iyi şekilde
kullandık. Hem de aşkın gözünün kör olduğunu bile bile. Peki, ya
sonrası?
İlk heyecanların geçici körlüğünü attıktan sonra bizi neler bekliyor
dersiniz?
• Seks, zevk vermez olur: Aranızda şimşekler çakmasına neden olan
fiziksel
çekim, yerini düzenli bir ilişkiye bıraktıktan bir süre sonra yatakta
memnuniyetsizlikler baş gösterir. Birbirinizin isteklerini dikkate
almamaya
başlarsınız, bencilleşirsiniz, cinsel hayatınız monotonlaşır. Daha önce
bir
ilahla seviştiğinizi düşünürken artık karşınızda sıradan bir erkek
vardır.
Ne yazık ki aşkın etkisini kaybedişi kendini ilk olarak yatakta belli
eder.
Seks artık eğlenceli değildir ve bunu değiştiremezseniz, ilişki kısa
bir
süre sonra çıkmaza girer.
• Sık sık bekarlık günlerini aramaya başlarsınız: Barlardaki
yakışıklılarla
sıkı flörtler, kız arkadaşlarnızla sabahı sabah ettiğiniz geceler,
özgürlüğünüzün tadını çıkardığınız başına buyruk günler. Onunla
birlikte
olmaya başladığınızdan beri bütün bunları unutmuştunuz. Ama nedense son
zamanlarda bekarlık döneminizi gittikçe daha sık hatırlıyor ve
özlüyorsunuz.
Bu da onun size yetmemeye başladığının en önemli göstergesidir.
• Akşamları yanlız çıkmayı tercih edersiniz: Partilere, konserlere,
barlara,
kulüplere, diskolara, kısacası her yere onunla birlikte gidiyor ve
bundan
büyük bir keyif alıyordunuz. Fakat nedense artık bir işi çıktığını ve
artık
gelemeyeceğini söylediğinde üzülmek bir yana, resmen
seviniyorsunuz.Demek
ki, aşk bitti bitiyor.
• Uzun vadeli planlar yapmazsınız: Bayram tatilleri, hafta sonu
kaçamakları,
yurtdışı seyahatleri. Eskiden bütün bunlar nasıl da aylar öncesinden
planlar, rezervasyon yaptırır, sevinç içinde gün saymaya başlardınız.
Artık
ayaklarnız yere basıyor ya, birlikteliğinizi çok farklı açılardan ele
almaya
başladığınız bile.
• Onu özlemezsiniz: İlk seyahate çıktığınızda nasılda hüngür hüngür
ağlamış
onu her gün 10 kere telefonla aramış, deliler gibi özlemiştiniz. oysa
şimdi
15 günlük uzun bir iş seyahatine çıktığı halde içinizde en ufak bir
boşluk
bile hissetmiyorsunuz. Hatta o gittiğinden beri çok daha keyifli,
neşeli ve
rahatsınız. Yoksa varlığı sizi sıkıyormu?

http://**********.de/files/3123223/A_k_ma.zip.html
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #7  
Eski 17-07-2005, 02:57 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
Ayrılmak istiyorum.....

Ayrılmak istiyorum...“Evet..”
Konuşan bir yabancı, her kimse...
“Nasıl istersen..”
Kendi sesi mi bu?
Ayakların yerden kesilmesi demek bu olmalı. Ipıssızlığı yaşamak. Ya da bir dönemeçte
ansızın yüzyüze geliniveren araba burnu gibi.
Ağlamak şimdi en olmayacak şey olur. En iğreti.
“İşte böyle yaparlar adama”
Hıncını üstüne kusmanın ve en kendine ait giysisini /neredeyse hep üstünde olan
pantolon için bir gün, “yeni mi aldın bunu?” diye sormuştu / pisletmenin gönül
rahatlığını yaşar belki. Ve oracıkta, belendiği çamurların orta yerinde bırakıp
gider ellerini oğuşturarak. Kimbilir.
Ağlamak en yanlış iş şimdi. Evet.
İyi ama, bozguna dönüştüğünde umut, nasıl yürekli olunur?
“Ben mahkeme işini hallederim. Sen yalnızca onayla..”
Paramparça bulutlar. Yağmur yüklü. Söylenecek bir şey yok artık.
“İstediğin bu değil miydi zaten. Öyleyse niye?”
O güzel günler. Yüreğinin bin attığı yanında, kuşlar gibi çırpındığı. Her bir kar
katmanının daha derine gömdüğü, yok ettiği izlere dönüşüyor şimdi. Kar hep yağdı.
Hep yağacak.
Sokağın başındaki pastaneye uğrayıp kocaman bir pasta almalı, kreması bol
olanlardan, üstüne renkli güller kondurulmuş. Kremanın ağızdaki o peltek, kaygan
yağlılığından nefret eder ama kutlamalar ne içindir ki? Kırdığı yaşam parçacıklarını
altın bir çöp kutusuna doldurması gerekmiyor mu? Sonra oturup, bir daha asla
birleşmelerine olanak olmayan bu paramparça kalıntıları seyretmek isteyebilir. Sudan
incilerle tümleyerek.
Önce sıcak suyla bir duş. Birikmiş kirleri arıtarak. Sıcak da bir çay. Ve hala bir
sıcaklığı korumanın düşündeki anılar, kullanmadığı eski bir çantaya zar zor
sığdırmaya çalıştığı. Mektuplar, defterler, şiirler, resimler, kurumuş yapraklar,
boş bir kibrit kutusu/anısı var/, bir kozalak, iki kaset/ikisi de arkalı önlü aynı
şarkıya adapte/, bir kurdele, bir gümüş küllük, üç beş deniz kabuğu, bir kurutulmuş
deniz atı, kolları kopmuş yıldızlar, daha bir sürü ıvır zıvır...
Bitti. Serbest fıkra yazarlığına başlayabilir bundan böyle.
Dağıttığı yaşamı toplayıp çantaya tıktı yine. Çapulcu, ne olacak! Durakladı.
Parmaklarını gerdirerek sarı altın halkayı evirip çevirdi, çıkarıp onu da attı içine
çantanın.
Ne olmuş yani, bitmişse bitmiş! Şimdi en frapan giysisini giyip, bir parti verecek.
Saçları nemliliğini tüketmemiş daha. Biraz jöle, dudaklarına koyu kırmızı ruj ve
özel günlere ayırdığı o pahalı koku. Böyle iyi. Yeter.
Kendine son göz atış. Aykırı bir buklenin yerine oturtulması, gözlere
yerleştirilmesi çok gerekli bir gülücük sonra. Işıltı. Daha bir iki ufak ayrıntı
işte.
Parti onu bekliyor. Onları.
Masada çiçekler. Mum da olsun. Mum ışığında vals. Kızarmış patates, bol göbek
salata/mantarlı üstelik/, geceye hiç uymasa da hiç vazgeçemediği makarna/soslu/,
şarap bir de. Sıradan. Olsun. Neden olmasın? Her şey olası.
Alışkın olmadığı bir gece başlamak üzere. Sahi, pasta da vardı. Yarına kalabilir.
Kalsın. Ama kalmasın.
Artık her günümüz bir düğün. Değil mi? İstediğin bu değil mi?
Şerefe!
Gece pencerelerde şimdi. Gece içinde. Daralmaları şu kuytu gecenin bekçileri gibi
uyanık. Onlarca tetik. Parti bitti.
Ayrılmak istiyorum.. Resmen..”
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #8  
Eski 17-07-2005, 03:03 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
Aşkın Dört Mevsimi

Her iliski bir bahceye benzer. Eger yeserip gelismesi isteniyorsa, duzenli olarak su verilmelidir. Beklenmedik hava degisiklikleri kadar, mevsimleri de dikkate alarak ozel bakim gosterilmelidir. Yeni tohumlar ekilmeli ve yabani otlar ayiklanmalidir. Tipki bunun gibi, askin buyusunu canli tutmak icin de, mevsimlerini anlamali ve askin kendine ozgu ihtiyaclarini doyurmaliyiz...



AŞKIN ILKBAHARI

Asik olmak, ilkbahar gibidir. Sonsuza dek mutlu olacakmisiz gibi birduyguya kapiliriz. Esimizi sevmemek aklimizin ucundan bile gecmez. Bu bir saflik donemidir. Ask olumsuz gibi gorulur. Her seyin kusursuz sanildigi ve tikir tikir isledigi buyulu bir donemdir bu. Esimiz tipatip bize uygun gorunur. Hic caba harcanmaksizin, uyum icinde dans ederiz ve sansimizin yuzumuze gulmesinin tadini cikaririz ..

AŞKIN YAZ MEVSIMI

Askimizin yaz mevsimi boyunca esimizin sandigimiz kadar kusursuz olmadigini ve iliskilerimiz uzerinde calismamiz gerektigini anlariz . Esimiz hata yapan, bazi bakimlardan aksayan bir insan olarak da karsimiza cikar. Surtusmeler ve dus kirikliklari belirmeye baslar, yabani otlarin kokunden sokulmesi ve yakici gunes altindaki bitkilerin fazladan sulanmasi gerekir. Artik aski vermek de, gereksindigimiz aski almakta o kadar kolay degildir. Her zamaan mutlu ve sevgi dolu olmadigimizi gorup anlariz..Bizim ask konusunda dusledigimiz tablo degildir bu. Bircok cift, bu noktaya geldiginde dus kirikligina ugrar. Ilısiki uzerinde calismak istemezler. Hicte gercekci olmayan bir tutumla, hep ilkbahar olmasini beklerler. Eslerini suclarlar ve pes ederler. Askin her zaman kolay olmadigini, arasira yogun bir calisma ve sicak bir gunes istedigi gercegini gormezler. Askin yaz mevsiminde, kendi sevgi ihtiyacimizi oldugu kadar esimizin ihtiyaclarini da doyurmamiz gerekir. Bunlar kendiliginden gerceklesmez...

AŞKIN SONBAHARI

Yaz mevsimi boyunca bahcemize iyi baktiysak, bu calismanin sonucu olarak hasadimizi aliriz.. Guz mevsimi gelmistir. Bu altin bir cagdir, zengin ve doyurucu. Gerek kendimizin, gerekse esimizin kusurlarini kabullenen ve anlayisla karsilayan daha olgun bir asktir yasadigimiz . Bir sukran ve paylasma zamanidir. Yaz boyu cok calistigimiz icin, simdi dinlenebilir ve yarattigimiz askin tadini cikarabiliriz ..

AŞKIN KIŞ MEVSIMI

Sonra hava yeniden degisir ve kis bastirir. Kisin o soguk, verimsiz aylari boyunca doga kendini tumuyle icine ceker, kapanir. Bu bir dinlenme, dusunme ve yenilenme zamanidir. Ilıskilerde de cozumlenmemis acilarimizla veya golge benligimizle yuzlesme zamandir. Kapagimizin acilip aci dolu duygularimizin ortaya dokuldugu zamandir. Ask ve doyum icin esimizden cok, kendimize bakmaya gereksinme duydugumuz, kendi kendine gelisim zamanidir. Yaralarin iyilesmesi, acilarin dindirilmesi zamanidir. Erkeklerin magaralarina cekilip kisladiklari ve kadinlarin kuyularin dibine indikleri zamandir bu..."
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #9  
Eski 17-07-2005, 03:13 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
Aşığım yine...

Aşığım yine. Hiç bilmediğim bir yüze, hiç dokunamadığım bir
tene. Belki de ezelden beri hep aşıktım. Aşka aşıktım. Ben hep aşıktım,
inenler ve binenler oluyordu. Karakterlerin sürekli değiştiği ama hep aynı
senaryoyu oynuyordum belki de...

Sevmek sevilmekten daha güzeldi. Ne bir beklentin vardı acaba
sever mi diye, ne de kabusların acaba çekip gider mi diye... Aldatmışlık,
aldatılmışlık, aldanış ve aldırmazlıklar... severek sevişmeler, sırf
hayvansal içgüdülerimizi doyurmak için yapılan yiyişmeler, “sen yanımda ol
yeter” saçmalıkları. Sensiz olmaz zırvalıkları, ruh ikizi karmaşıklığı,
mantık evliliği gibi mantıksızlıklar. “Bak askerliğini yaptın, işin de
var, e bir de resmi olarak sevişeceğin biri lazım.” nağraları...

Aşka aşıktım ben, herhangi bir kadına bazen. Yaralamış, yaralanmış
,yarılanmıştım.Aşıktım ben ve böylesine sabıkalıyken. Kaçtığım saklandığım
zamanlarda bile sobeleniyordum hep. Ama öyle bir oyundu ki bu , ne dört
yanlış doğruyu götürüyordu ne de yanınca çıkıyordun. Bazen mola veriyorum
sanırken ayaküstü bile aşık olabiliyordun. Ne yoruluyordun , ne de
sıkılıyor. Bazen acılar çekiyor , bazen acıtıyordun. Bol Limonlu ekşi bir
çorbanın üstüne , bol acılı bir lahmacun, bol şerbetli çok şekerli bir
tatlı, yanında bir şişe kırmızı şarap şu köpek öldüren dediklerinden. İşte
böyle tezat bir sabah kahvaltısı misali aşk. Ama yine de aşıktım ben, hem de
böylesine sabıkalıyken. Bu kadar günah işlememe rağmen tövbe edemeden içmeye
devam ederken...

Tüm yaşadıklarım, yaşayamadıklarım , sevdiklerim ve sevip de
söylemediklerimin toplamıydı sevdam. Hiç birinizi biraz eksik biraz fazla
sevmedim. Belki de tek sevabım adil olmaktı bu konuda. Hepinizi çok sevdim,
her ne kadar adam gibi söyleyemesem de. Ben daha siz gelmeden sevmeye
başlamıştım birden siz geldiniz. Ve geldiğiniz gibi gittiniz. Ne dönmenizi
bekliyorum , ne de yeni sizleri. Ben olduğum gibiyim aşka aşığım yine
buradayım ve hala aşığım , üstelik böylesine sabıkalıyken. Ama nasılsa, bir
sen geldiğinde temiz kağıdı istemeyeceksin ya. Gerçi istesen de , korkma
nasılsa seveceksin...
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #10  
Eski 17-07-2005, 03:24 PM
zagor34 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Giriş: Jul 2005
Konum: Istanbul
Mesaj: 90
zagor34 will become famous soon enoughzagor34 will become famous soon enough
Ağlamak İstiyorum




Ağlamaya çalışıyorum,ağlamalarım bana isyanlar ediyor.Geceler bana bu
isteğimi vermiyor.Ne zaman ağlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı
olup kalıyorsun gözlerimde.Gözlerimde donan birkaç damla yaş
oluyorsun,o yaşları da sarıyor geceler.O yaşlarla birlikte alıyor yanına geceler
beni...Geceler unutmamı istemiyor seni,geceler bana ihanet
ediyor.Geceler senden yana sevdiğim..geceler seni yaşamamı istiyor.Sözümü
dinlemiyor....Güneşi özlediğim oluyor arada bir.Yeter diyorum bunca yıldızla
arkadaş olduğum.Seni unutup da yıldızları gördüğüm anlar olursa tabii.Beni
böyle gördükleri zaman anlamıyor insanlar.Nasıl böyle saatlerce
kalabildiğimi sorup duruyorlar.Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasıl
karanlığın içinde bakışlarımı dayattığımın sırrını anlamıyorlar.Tüm
dünya,tüm tabiat susmalarda ve uykulardadır belki ama benim yüreğimde
gizlenmektedir tüm dünya...Ben içime tüm insanları,tüm milyarları
almışım.Farkında değiller.Herkesi ve her şeyleri sığdırmışım içime.Bir sen
sığmıyorsun,bir seni sığdıramıyorum kalbime,bilmiyorlar...Ve senin
uzaklığın,ve senin gece kadar olan uzaklığın..Bana öyle uzak,öyle
yabancısın ki sevdiğim,seni senden istemeye korkuyorum.Geceleri bu yüzden
seviyorum.Seni sevmeme engel olmuyor,seni bana getiriyor...ve seni gecenin
karanlığında buluşumdandır seni gündüzleri istemeyişim.Evet sevdiğim
bana her şeyden ve herkesten uzaksın. Herkesin yaşamına giriyor,her şeyi
paylaşıyorsun insanlarla...Ama sitem bile etmiyorum...Sana söyleyecek
söz bulamıyorum.Söyleyecek bir şeyler arasam ve bulsam biliyorum geceler
alır onu elimden,dilimden de.Sana söyleyeceklerimin hesabını yapsam
sabahlar buna izin vermez.Olsa olsa sana “bu sevgiyi yaşa” diyebilirim.Gel
birlikte yaşayalım demeye dilim varmaz. Geceler bunu bırakmaz
yanına.Kaybettiğim değilsin.Ben seni hiç yitirmedim.Çünkü içimde taşıdığımdın
hep.Benden bir parça oldun sen.Ben kendimi yitirmediğim sürece sen de
kaybolmayacaksın.
imza

Kadınların Kalbi Mezar Gibidir, Giren Çıkmaz!
Erkeklerin Kalbi Bakkal Gibidir, Giren Çıkan Belli Olmaz.


zagor34 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 08:24 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0