Arkasokak Logo





Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Edebiyat > Makaleler » TÜrkÇe'ye KarŞi SorumluluĞumuz
Güngör Evren, 18 Kasım 2000- Cumhuriyet-Bilim Teknik Cumhuriyet'te ve Bilim Teknik ekinde Türkçe üzerine tartışmalar açılmasını, görüş ve önerilerin dil ...

Cevap
  #1  
Eski 06-01-2008, 01:58 AM
greenpain kullanıcısının avatarı
Önsokaktan soluk soluğa kan ter içinde koşarak kaçıp gelen adamın DOSTU...:)
Editör
 
Konum: ankara
Mesaj: 553
greenpain kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
TÜrkÇe'ye KarŞi SorumluluĞumuz

Güngör Evren, 18 Kasım 2000- Cumhuriyet-Bilim Teknik
Cumhuriyet'te ve Bilim Teknik ekinde Türkçe üzerine tartışmalar açılmasını, görüş ve önerilerin dil getirilmesini sevinçle, karşılıyorum. Ben de bu yazı ile tartışmalara katılmak ve görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Dilin en önemli özelliği, kuşkusuz, düşünme aracı olmasıdır. Bu bağlamda düşünmeyi çıkarımlar yapılması, kavramlar ve önermeler arasında bağlantılar kurulması, yani derin ve yaratıcı düşünceler üretilmesi, özellikle soyut kavramları özümsenmesi olarak algılamak gerekir. Gerçekten yetersiz ve karmakarışık bir dille duru bir düşünceye varılması olanaksızdı.
Bir toplumu ulus yapan başların en güçlüsü dildir. Toplumun pek çok özellikleri, yaşayışı, gelenekleri, dünya görüşü, yaşam felsefesi, inançları, bilim-teknik ve sanata olan katkıları dilin gelişmişlik düzeyinden etkilenir ve o toplumun diline yansır. Mümtaz Soysal'ın "Yabancı dil öğrenmenin kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiş olması, anadili koruma, geliştirme ve yüceltme diye bir ulusal görev yaratmıştır. Yoksa, yalnız Türkçe değil, Türkçe'yle birlikte bütün bir kimlik de kaybolup gidecek ..." kaygısını dile getirmesi boşuna değildir.
W. Von Humboldt'a göre "düşünceyi yaratan ve ileri götüren dildir ve dilin engellendiği yerde düşünce de engellenmiş olur: "Dolayısıyla, ancak dilini oluşturan, yücelten bir ulus gerçek bir düşünce etkinliği gösterebilir. Dili ilkel kalmış bir ulus kültür yaşamında da ilerleme gösteremez. Doğan Aksan "Bu benim anadilim bir denizdir, derinliğiyle, gözün erişemeyeceği genişliğiyle, sınırsız gücü, güzellikleriyle..." diyerek sevgiyle tanımlıyor Türkçe'yi. Bu Türkçe'nin yükseköğretim ve bilimsel etkinlikler için yetersizliğinden söz edilemeyeceği yıllardır bu alanlarda Türkçe olarak yürütülen çalışmalardan (227. yılını Türkçe öğretimle sürdüren İTÜ'den) açıkça ortadadır. Bedia Akarsu da bu görüşü destekliyor: "Felsefenin en güç anlaşılır konularını bile rahatlıkla işleyen felsefecilerimiz az değil, bilim adamlarımız herkesin rahatlıkla anlayabileceği terimler ve sözcüklerle dile getiriyorlar araştırmalarının sonuçlarını: "Dil uzmanı Ömer Demircan konuya şu sözlerle açıklık getirmeye çalışıyor: "Türk dili gerek yapısal olanakları, gerekse anlamlama ve türetme zenginliği bakımından her düzeyde öğretim ve her alanda bilimsel anlatıma yetecek ölçüde gelişmiştir. Bu görüşlere karşılık "Türkçe'nin öğretim ve bilim dili olarak yetersizliğini ileri sürenler de vardır. Bu savın doğru olduğu varsayılırsa, yapılması gereken Türkçe'yi öğretim ve bilim alanında kullanıp işleyerek öğretim ve bilim dili olarak güçlendirmektir. Çünkü bir dilin yetersizliği değil, işlenmeyen bir dilin gelişememesi, zayıflaması, giderek evde ve sokakta basit bildirişimler için kullanılabilen kısıtlı bir dil haline dönüşebilmesi söz konusudur.

Bana göre, Türkçe'nin öğretim, bilim ve kültür dili olabilmesi konusunda öğretim üyelerinin ve bilim adamlarının ciddi görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Atatürk'ün dil devriminin temel amacı da Türkçe'yi öğretim ve bilim dili olarak güçlendirmektir Bu nedenle, Türkçe ile ilgili her türlü tartışmanın yararına inanmakla birlikte, dikkatleri yalnız sözcükler üzerine yoğunlaştırmanın isabeti tartışılabilir. Aslolan düşüncelerin en anlaşılabilir ve etkin biçimde, Türkçe'nin kurallarıyla ve özellikleriyle açıklanabilmesidir. Bu yaklaşım içinde olabildiğince Türkçe sözcükler kullanmanın daha uyumlu ve güzel dinlenmesi okunması zevk veren, üstelik yalnız "elit" değil, herkesin anlayabileceği bir anlatım sağlayacağından kuşku duymuyorum. Böyle bir çabada birleşme için hiçbir engel düşünemiyorum. Bu nedenle, "elit" için yazma savında olanların "bilimsel olmayan" yerine "gayri ilmi" de değil, "yamalı bohça"yı uyumsuz renkteki ipliklerle tutturmayı yeğleyerek "gayrıbilimsel" gibi bir sözcük türetmelerini anlayamıyorum. Her yurttaşın Türkçe üzerine görüş belirtme ve eleştirme hakkı vardır. Bilim adamlarının bu hakkı yanında Türkçe'nin öğretim ve bilim dili olarak zenginleşmesine ve güçlenmesine çaba gösterme görev ve sorumlulukları da bulunmaktadır. Umuyorum ki bu anlayışta ve Türkçe üzerine konuşurken tutarlı ve sorumlu davranmaya özen göstermek gereğinde görüş ayrılığımız olmayacaktır.

Kaynaklar:1. Demircan, Ö., "Dünden Bugüne Türkiye'de Yabancı Dil", 1988.
2. Aksan, D., "Her Yönüyle Dil (Ana Çizgileriyle Dilbilim)", Türk Dil Kurumu Yayınları, 1977. 3. Akarsı, B., "Wilhelm Von Humboldut'da Dil-Kültür Bağlantısı, 1984.
4. Başkan, Ö., "Bildirişim (İnsan-dili ve ötesi), Bilimsel Sorunlar Dizisi, 1988.
5. Aksan, D., "Türkçe'nin Gücü ', Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1987.
imza
"Rüzgar ne kadar sert eserse essin kayadan alıp götüreceği tozdur"
Silgi kullanmadan çizgi çizme sanatına HAYAT denir....
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 24-03-2008, 04:26 AM
viya
Misafir
 
Mesaj: n/a
Bu konu güzelmiş
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 24-03-2008, 06:33 PM
!!!= " ßéGuM " =!!! kullanıcısının avatarı
"" =Daa Küçüüm Beenn= ""
"" =Daa Küçüüm Beenn= ""
 
Konum: İçimdé Fırtına...
Mesaj: 5.990
saollll...
imza
'sussaM yalnızlık, konuşsaM ayrılık, dönseM yıkılış, dönmeseM yok oluş.. şimdi ben susuyoruM, yalnızlığa talip.. seNde sus bana sus ki, bir daha ölmeyeyiM..'

" вїя đΰ$'τΰм... кıяıŁđıм!!! "


Sén A$ksız Géçén Dünü'M ,,
Sén Ya$anMamı$ ßugünüm Vé
TakvimLérdé békLéyén ya$anacak YaRını'M'sıN..!

Git GamzéLéRi YağmuR KoKan YaRiM,,
ßén gittiğiN YérLéRdé yağMuRunuM.!
SériN, ısLatan aMa ü$ütMéyén...

●● «3 [ย] ๓ยtรยz קгєภรєร «3 ●●
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 25-03-2008, 07:02 PM
__LoSt_SouL__ kullanıcısının avatarı
SeViYoRuMMMMM....
Arkasokaklı
 
Konum: CeHeNNeMDEN...
Mesaj: 395
herkes duyarlı olsa bu konuda keşke(en çokta ben)
imza
KİMİNE GÖRE YALANIM KİMİNE GÖRE KRALIM BEN ADAMINA GÖRE ADAMIM
Alıntı Yaparak Cevapla
  #5  
Eski 14-06-2008, 10:17 PM
POCOHONTAS kullanıcısının avatarı
Hiç bir iyilik, CEZASIZ kalmaz!
Yeni Üye
 
Mesaj: 40
Evet kesinlikle katılıyorum Türkçe'nin öğretim, bilim ve kültür dili olabilmesi konusunda öğretim üyelerinin ve bilim adamlarının ciddi görev ve sorumlulukları bulunmaktadır, hatta sadece onların değil Türk olan Türk olduğunu savunan her bireyin. Ama bugünlerde ben, Türkçe' nin bilimsel bir dil olmasını, geliştirilmesini ve yeni sözcükler türetilmesini bir yana bıraktım, var olanların Türkçelerini kullanalım da, bu bile büyük bir ilerleme olur bizim için, diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Nedir? bu yabancı sözcük kullanma merakımız, anlamıyorum doğrusu. Dünyada bizim kadar, dilini yabancı dillerden geçme sözcük öbekleriyle, allayıp pullayan bir millet daha var mıdır? merak ediyorum doğrusu . Güzel Türkçemiz, gün geçtikçe biraz daha bozuluyor ve bizler bunun önüne geçebilmek için biraz olsun çaba göstermiyoruz.

Bugün İngilizce kursunda hoca 'kozmopolit' ile 'sofistike' kelimelerinin, Türkçe karşılığını söyleyemedi. Dilimize öylesine yerleşmiş ki, günlük hayatta birebir kullanıyoruz, Türkçe karşılığını biz bile hatırlıyamıyorsak vay çocuklarımızın haline ...

Bakın lütfen! şu saflığımıza basit bir örnek, Meclisi 'parlemento' yaptık,vekili 'parlementer. Halbu ki;
'parlementer' İtalyanca kökenli bir kelime olup 'laf üreten' demektir. [ bugünlerde tek yaptıkları iş bu nasıl olsa... demeyin ] biz yine de Türkçe karşılığını kullanmak zorundayız. 'Parlemento' yerine de Atatürk'ün adını koyduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi demek zorundayız.

Değerli büyüğümüz, Oktay Sinanoğlu bu konuda büyük mücadeleler vermiş ve vermeye de devam etmektedir, kendisine sonsuz teşekkürler ediyor ve Bye Bye Türkçe isimli kitabından Türkçe karşılığı olduğu halde, inatla kullanmaktan kaçındığımız bazı kelimeleri yararlı olur düşüncesiyle yazıya eklemek istiyorum, umarım yararlı olur.

ambulans = can kurtaran
trend = gidiş, gidişat
erozyon = toprak kayması
Parlemento = meclis
Parlementer = millet vekili
kabine = bakanlar kurulu
medya = basın yayın
dizayn = tasarım
fastfood = taze yemek
servis = hizmet
fltre = süzgeç
mobil = gezgin
brifing = bilgilendirme
miting = toplanım
star = yıldız
sosyal = toplumsal
sprey = püskürteç
pozisyon = durum,konum
reyting = sıralama
catering = ikram
final = son sınav
alternatif = seçenek
legal = yasal
İllegal = yasadışı
organize etmek = düzenlemek
provokasyon = kışkırtma
resepsiyon = kabul
deklarasyon = beyanname
döküman = belge
konsensus = mutabakat
ambargo = yaptırım
aktivite = etkinlik
sponsor = destekçi
sektör = kesim
izolasyon = yalıtım
agresif = saldırgan
dekorasyon = süsleme
antik çağ = eski çağ
proses = süreç
aktif = etkin faal
pasif = edilgen
galeri = sergi
spesial = özel

Biz bunları zaten bilyoruz, ne demeye yazdın bu kadar şeyi, dediğinizi şimdiden duyar gibi oluyorum
Evet, sorun da bu ya, biliyoruz; ama kullanmıyoruz, hatırlamakta yarar var ne dersiniz.
imza
Evrende sayılabilen herşeyi sayıp, sonuçatan kendimizde sayılabilenleri çıkaralım; sonra da geriye yaslanıp kendi büyük küçüklüğümüzü seyredelim.
Alıntı Yaparak Cevapla
  #6  
Eski 15-06-2008, 04:41 AM
viya kullanıcısının avatarı
Önsokaktan kan ter içinde soluk soluğa koşarak kaçıp gelen adam:)
Editör
 
Konum: Bandırma
Mesaj: 2.229
viya kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı: POCOHONTAS tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
Evet kesinlikle katılıyorum Türkçe'nin öğretim, bilim ve kültür dili olabilmesi konusunda öğretim üyelerinin ve bilim adamlarının ciddi görev ve sorumlulukları bulunmaktadır, hatta sadece onların değil Türk olan Türk olduğunu savunan her bireyin. Ama bugünlerde ben, Türkçe' nin bilimsel bir dil olmasını, geliştirilmesini ve yeni sözcükler türetilmesini bir yana bıraktım, var olanların Türkçelerini kullanalım da, bu bile büyük bir ilerleme olur bizim için, diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Nedir? bu yabancı sözcük kullanma merakımız, anlamıyorum doğrusu. Dünyada bizim kadar, dilini yabancı dillerden geçme sözcük öbekleriyle, allayıp pullayan bir millet daha var mıdır? merak ediyorum doğrusu . Güzel Türkçemiz, gün geçtikçe biraz daha bozuluyor ve bizler bunun önüne geçebilmek için biraz olsun çaba göstermiyoruz.

Bugün İngilizce kursunda hoca 'kozmopolit' ile 'sofistike' kelimelerinin, Türkçe karşılığını söyleyemedi. Dilimize öylesine yerleşmiş ki, günlük hayatta birebir kullanıyoruz, Türkçe karşılığını biz bile hatırlıyamıyorsak vay çocuklarımızın haline ...

Bakın lütfen! şu saflığımıza basit bir örnek, Meclisi 'parlemento' yaptık,vekili 'parlementer. Halbu ki;
'parlementer' İtalyanca kökenli bir kelime olup 'laf üreten' demektir. [ bugünlerde tek yaptıkları iş bu nasıl olsa... demeyin ] biz yine de Türkçe karşılığını kullanmak zorundayız. 'Parlemento' yerine de Atatürk'ün adını koyduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi demek zorundayız.

Değerli büyüğümüz, Oktay Sinanoğlu bu konuda büyük mücadeleler vermiş ve vermeye de devam etmektedir, kendisine sonsuz teşekkürler ediyor ve Bye Bye Türkçe isimli kitabından Türkçe karşılığı olduğu halde, inatla kullanmaktan kaçındığımız bazı kelimeleri yararlı olur düşüncesiyle yazıya eklemek istiyorum, umarım yararlı olur.

ambulans = can kurtaran
trend = gidiş, gidişat
erozyon = toprak kayması
Parlemento = meclis
Parlementer = millet vekili
kabine = bakanlar kurulu
medya = basın yayın
dizayn = tasarım
fastfood = taze yemek
servis = hizmet
fltre = süzgeç
mobil = gezgin
brifing = bilgilendirme
miting = toplanım
star = yıldız
sosyal = toplumsal
sprey = püskürteç
pozisyon = durum,konum
reyting = sıralama
catering = ikram
final = son sınav
alternatif = seçenek
legal = yasal
İllegal = yasadışı
organize etmek = düzenlemek
provokasyon = kışkırtma
resepsiyon = kabul
deklarasyon = beyanname
döküman = belge
konsensus = mutabakat
ambargo = yaptırım
aktivite = etkinlik
sponsor = destekçi
sektör = kesim
izolasyon = yalıtım
agresif = saldırgan
dekorasyon = süsleme
antik çağ = eski çağ
proses = süreç
aktif = etkin faal
pasif = edilgen
galeri = sergi
spesial = özel

Biz bunları zaten bilyoruz, ne demeye yazdın bu kadar şeyi, dediğinizi şimdiden duyar gibi oluyorum
Evet, sorun da bu ya, biliyoruz; ama kullanmıyoruz, hatırlamakta yarar var ne dersiniz.
Bu konuya özel olmayarak, genel bir biçimde yorumlarını okuyorum ve hepsi üzerinde çalışılmış yorumlar bence... Tebrik ve teşekkür ederim..
Alıntı Yaparak Cevapla
  #7  
Eski 15-06-2008, 07:25 PM
POCOHONTAS kullanıcısının avatarı
Hiç bir iyilik, CEZASIZ kalmaz!
Yeni Üye
 
Mesaj: 40
Rica ederim Sevgili Viya,
Karınca kararınca birşeyler yapmaya çalışıyorum işte, yararlı olabiliyorsam ne mutlu
imza
Evrende sayılabilen herşeyi sayıp, sonuçatan kendimizde sayılabilenleri çıkaralım; sonra da geriye yaslanıp kendi büyük küçüklüğümüzü seyredelim.
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Alzheİmer'a KarŞi KÖrİ... ~coffee~ Güncel Konular 2 22-10-2007 03:48 PM
ingilizceden türkçeye çevrimler!! çok komikk!! DoOMaN.yAq Komik Yazılar 5 15-09-2007 03:55 PM


Saat 03:04 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 RC7