| "Simpsons: Sinema Filmi": Ne eksik, ne de fazla... Uzun yıllar, istikrarlı bir şekilde televizyon macerasını sürdüren, 90'lardan 2000'li yıllara taşan bir fenomen olan Simpsonlar'ın merakla beklenen sinema filmi nihayet vizyona giriyor. Film de, televizyon dizisi gibi, politik doğruculuk tuzağına düşmeden, Amerikan hayat tarzı ve politikalarını iğneli bir mizahla eleştirmekten geri durmuyor. 400 bölümü ve 18 sezonu deviren televizyon ömrüyle, tarihin en uzun soluklu sitcom'larından olan Simpsons ailesinin 20. yaşını beyazperdede kutlayacağı haberleri yayıldığında akla ilk gelen soru, dizinin pek çok sinema izleyicisi için fazlasıyla tanıdık olan karakterlerinin ve mizah anlayışının, sinemada 'bayat' durup durmayacağıydı. Nitekim, filmin yapımcıları da bu riski fark etmiş olacaklar ki, farklı dönemlerde diziye katkıda bulunmuş 11 senaryo yazarını bir araya getirerek dev bir beyin takımı kurmuşlar. Bu, yapımcıların, "Simpsons: Sinema Filmi" için dizide denenmemiş yeni fikirler bulmayı ve sağlam bir öykü yapısı kurmayı her şeyden daha fazla önemsediklerinin kanıtı. Bunun sonucu olarak, izleyicinin karşısına gelen filmde, tabii ki yeni bazı cin fikirler var. Ancak bunlar, "Simpsons: Sinema Filmi"nin, Simpsons'ın herhangi bir bölümünün 90 dakikaya uzatılmış versiyonu olmaktan kurtaramamış. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, filmin hemen başında, bizi televizyonda bedava izlemek dururken bilet parası verip izlemeye geldiğimiz için enayilikle suçlayan Homer'ın kısmen de olsa haklı olduğunu kabul etmek gerek: "Simpsons: Sinema Filmi"nde, dizinin 20 yıllık mirasını taçlandıracak, yaratıcı bir senaryo ve parlak fikirlerin eksikliği hissediliyor. Hissediliyor da ne oluyor, film hiç mi eğlenceli değil diye merak edenleri hemen rahatlatalım: Simpsonlar beyazperdede de, televizyon ekranında oldukları kadar eğlenceliler; ama o kadar, ne eksik, ne fazla... Kendinin farkında bir film "Simpsons: Sinema Filmi"ni yaratan ekip, diziyi benzerlerinden farklılaştıran en temel özelliklerinden olan "kendinin farkında olma", "siyaseten doğrucu olmayı umursamama", "sosyal ve politik konularda lafını esirgememe", "genelgeçer kültürel kodlara ve ahlâki değerlere bağlı olmama" gibi unsurlara sonuna kadar yaslanmışlar. Film "kendinin farkında olduğunu" daha jeneriğinde televizyondan uyarlanmış bir sinema filmi olmasına gönderme yaparak gösteriyor. Ailece sinemada absürd bir film izleyen Simpsonlar'ın, tahammül eşiği en düşük üyesi baba Homer, filme dayanamayıp feryadı basıyor. Okulda sıkça ceza almasına alışık olduğumuz Bart da, filmin jeneriğinde tahtaya 100 kez "Bu filmi internetten yasadışı bir şekilde indirmeyeceğim" yazarken karşımıza çıkıyor. Film açılış jeneriğindeki espriyi kapanış jeneriğinde de farklı bir şekilde tekrarlıyor, dolayısıyla jenerik bitmeden sakın koltuklarınızdan ayrılmayın. Filmin beyin takımının, "Simpsons: Sinema Filmi" için seçtikleri ana öykü ekseni, küresel ısınma tartışmalarıyla birlikte, tüm dünyayı kasıp kavuran 'çevre' konusu olmuş. Bu, Simpsonslar için biraz masum ve siyaseten doğrucu olmaya müsait bir konu gibi gözükse de, filmde daha çok Amerikan hükümeti ve politikalarıyla dalga geçmeye yarıyor. Kaliforniya valiliğinden ABD Başkanlığına terfi etmiş olarak karşımıza çıkan Arnold Schwarzenegger'i, 'okumak için değil yönetmek için' oturduğu koltuğunda bir kukla olarak resmeden film; onu istediği gibi yönlendiren Çevre Koruma Kurumu Başkanı Russ Cargill'i de korumacıdan çok yok edici, hırslı bir bürokrat olarak karşımıza getiriyor. Böylece, Amerikan hükümetinin sallapati politikalarına ve hâlâ Kyoto'yu imzalamayan Amerikan politikacılarının çevre konusundaki ikiyüzlülüklerine işaret ediyor. Aile bildiğiniz gibi... Bu çevre meselesinin yanında, "Simpsons: Sinema Filmi"nde, çizgi dizinin herhangi bir bölümünde olduğu gibi, aile üyelerinin aralarındaki tatlı çatışmalar ön planda yer alıyor. Bart, kendisiyle ilgilenecek baba arayışını, fazlasıyla düzgün komşuları Ned Flanders'la doldururken; Homer istediği gibi yönlendirebileceği, her an birlikte olabileceği 'kanka' ihtiyacını, dışkılarıyla Springfield'i felakete sürükleyecek olan bir domuzcukta buluyor. Springfield için hep fazla entelektüel kaçan ve anlaşılmamaktan yakınan Lisa ise, kasabaya İrlanda'dan yeni gelen ve hem müzik hem çevre, hem de nezaket konusunda kendisi kadar duyarlı olan, Colin'de (Bono'nun oğlu değil), hayata ve Springfield'e dayanmasını sağlayacak bir anlam buluyor. Ancak tüm bunların karakterlere yeni bir boyut kattığını söylemek zor. Filmin başlarında, kilisedeki Pazar ayini sırasında 'tanrıdan gelen ışık'la kendinden geçen ve Springfield'in geleceğine dair kehanetlerde bulunan büyükbaba Abe Simpson'ın, filmde dizilerde olmayan bir ağırlık kazanabileceğini düşünsek de, film büyükbabanın rolünü bundan ileri götürmüyor. Benzer şekilde, anne Marge ve bebek Maggie de sinema filmi için fazla silik ve sıradan kalıyor. Öyle ki, filmin Simpsons karakterleriyle ilgili, diziye yaptığı en hoş katkı, Bart'ı çıplak bir halde izleyicinin karşısına çıkarması. Babasıyla her zamanki gibi anlamsız bir iddiaya tutuşup anadan üryan bir halde Springfield'de kaykay yapan Bart, pipisini izleyiciden gizlemeye çalışıyor, ama takkenin düşüp kelin görünmesine engel olamıyor. Sonuç olarak, "Simpsons: Sinema Filmi", dizinin alıştığımız çizgisini ve mizah anlayışını başarıyla sürdüren, ama dizinin mirasını sinemaya taşırken, yarattığı beklentinin altını yeterince dolduramayan bir film olarak akıllarda yer ediyor. ALINTI |