|
#1
| ||||
| ||||
| Aman hocam! 2008 Elemeleri’yle birlikte yeni bir dönem başlıyor... Ancak Barbie skandalı ve şike olayının yanı sıra gündemde bir de Aurelio var. Coşkun Özarı, Yiğiter Uluğ, Basri Baykoç, Gökmen Özdenak ve Metin Tükenmez’e sorduk... 2-0 kaybettiğimiz İsviçre maçının ardından milli futbolcu Necati Ateş’in uygunsuz telefon görüşmeleri ortaya çıktı. Necati Ay-Yıldızlı formayı giymeli mi? 5 yıl Türkiye’de top koşturan eski Marco yeni Mehmet Aurelio milli takıma girmeye hak kazandı. Fatih Terim’in Brezilya asıllı futbolcu için tavrı nasıl olmalı? Gökdeniz Karadeniz kendi takımının yenilgisine bahis oynadı, cezasını çekti ve milli formayı giydi. Terim’in bu tavrını ne kadar doğru buluyorsunuz? Coşkun Özarı: Son kararı Terim verecek Necati olayının ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak milli takım futbolcularının herkese örnek davranışlar olması gerektiğine de inanıyorum. Böyle söylentilerin yayılması bile çok kötü. Gençler ve çocukların hayallerini süsleyen milli formaya karşı herkesin biraz daha saygı duyması gerekli. Özellikle de Türkiye’nin kaderini belirleyen İsviçre maçı öncesinde... Aurelio konusuna gelince... Biliyorsunuz ki dünyanın en milliyetçi liderlerinden biri Hitler’di. Hatta bir olimpiyat müsabakasında Owens yarışı kazanınca stadyumu terketmişti... Şimdi Hitler’in ülkesi Almanya’da bile birçok devşirme oyuncu forma giyiyor. Çağdaş ülkelerde artık bu tip şeyler yadırganmıyor. Seçim hakkı Terim’in. Bazıları mutlaka bu fikri savunacak, bir kısım ise eleştirecektir. Terim doğru tercihi yapacaktır... Gökdeniz ise genç futbolcular için gerçekten kötü bir örnek... Yaptıkları ve yaşadıkları üzüntü verici. Genç yaşında büyük bir hata yaptı ancak benim fikrim Gökdeniz gibi isimlerin kolay yetişmediği yönünde. Affedilmesi taraftarıyım. Her insan hatalar yapar, önemli olan hatalardan ders almak... Yiğiter Uluğ: Ne mutlu Türküm diyene! Posta kutuma mesajlar yağıyor; “Milli marşımızı söyleyemeyen Aurelio, ay-yıldızlı formayı giyerse ben o takımı tutmam” diyenler var. Marco adıyla ülkemize gelen, geçtiğimiz günlerde Mehmet adıyla Türk vatandaşlığına kabul edilen Aurelio, beş yıldır aramızda. Onu hep güleryüzlü, çalışkan, iyi bir sporcu olarak tanıdık, sevdik. Saha içinde ya da dışında bir gün olsun çirkin bir hareketine tanık olmadık. Milli takım kampından telekızlarla randevu ayarlamaya çalışanlar, takımının maçına bahis oynayıp, başka maçları da ayarlayacağı sözüyle organize suça bulaşanlar, koridorlarda rakibe barbarca saldıranlar hala milli takıma çağrılırken, olaylara “Bu değerler kolay yetişmiyor, onları affetmemiz lazım” adamsendeciliğiyle yaklaşılırken, Mehmet Aurelio’nun milli formayı giymesine karşı çıkmak niye? Atatürk, 10. Yıl Nutku’nu “Ne mutlu Türküm diyene” sözleriyle bitirmemiş miydi? Aurelio “Türküm” diyorsa, aramızda olmaktan mutluysa, bayrağımızın altında mücadele etmek istiyorsa, ona engel olmaya kalkmak tek kelimeyle vicdansızlıktır. Basri Baykoç: 2 yanlış 1 doğru Dilini dinini rengini hiç gözetmeden yüzyıllardır her kesimden insana kucak açmış bu milletin bugün devşirme diye Marca Aurelio’yu tartışması komik olur. Üstelik yanıbaşımızda Elvan yarışırken hiç ses çıkarılmıyorsa... Gökdeniz ve Necati olayı ise farklı... Hatta Gökdeniz’inki daha da farklı. Rio Ferdinand’ın idrar tahliline iki saat gecikmesine verilen ceza ile kıyaslandığında, tenezzül olarak ne ölçüde basitleştiğimizi, bilmem anlatmaya gerek var mı? Kaldı ki, kirlenme en tepeden meşrulaşırsa, şikayet müessesesi ortadan kalkmış olur. Bir toplumun vicdanına indirilebilecek daha büyük bir darbe olacağını sanmıyorum. Necati’ninki ise daha lokal bir etik durum meselesi... Biz Fatih Terim’in 2 günlük izinde soluğu Kıbrıs’ta alan Sergen’i nasıl kapının önüne koyduğunu iyi hatırlıyoruz ve Fatih Hoca’nın hala aynı değerleri farklı tuttuğu inancındayız. Doğru cezanın en büyük ödül olduğunu, en azından bir kere hazırlayalım ve en önemlisi önce ahlakta buluşalım... Gökmen Özdenak: Üçünü de istemem Bu ülkede herkes futbola aşık... Futbolun etki alanı çok büyük. Futbolcular tek tek özel yaşamlarından sahadaki performansına kadar takip ediliyor, gençlere çocuklara örnek oluyor. Necati’nin milli takım kampında böyle bir fütursuzca, uygunsuzca, umursamazca sorumsuz bir harekette bulunması affedilir gibi değil. Terim, bu konularda hassastır. Kesinlikle milli takım için Necati’yi düşünmemeli ve düşüneceğini de zannetmiyorum. Bir deli kuyuya taş atıyor, 100 akıllı çıkartamıyoruz. Yabancı tartışmasından birşey çıkmayınca ülkedeki yabancıları Türk yapmaya başladık! Böyle saçma şey olmaz. Fatih Terim de popülist yaklaşımlar göstererek faydalanabiliriz gibi söylemlerde bulundu. Bunu kabul etmek mümkün değil. O zaman altı değil 8 yabancı yapsaydınız. Fatih Terim’in daha ciddi yaklaşımlarda bulunması gerekiyor. Sporun ruhuna bağdaşmayan her hareket cezalandırılmalı. Ne oldu da Gökdeniz’in cezası birden düşürüldü kuşa çevrildi. Gökdeniz’in bu cezadan sonra milli takıma alınması büyük hataydı. Bu hatanın düzeltilmesi gerekir ve eğer fırsat varsa bundan sonra kadroya dahil edilmemesi gerekir. Metin Tükenmez: Yapılanlar çirkindir Necati Ateş Galatasaray’a geldiğinden beri sorunlu bir futbolcu olma özelliğini sürdürdü. 500 milyarlık otomobile sahip olup, “param yok, pulum yok” türküsünü söylediği zaman da bir sorunun içinde olduğunu kanıtlamıştı. Şimdi de başka, hatta bambaşka ve hatta eğer doğruysa çirkin bir hareketin içinde olduğundan söz ediliyor. Derhal ulusal takımla ilişkisi kesilmeli. Bu tartışılacak bir konu değildir. Benim yabancı futbolcu transferi ve yabancıların Türk yapılmasına bakış açım, bugünkü koşullar içerisinde bellidir. Yabancı transferi sınırlanmalı, yabancı futbolcu Türkleştirerek kalkınma olmaz. Aurelio çok iyi bir futbolcudur. Yabancı futbolcu statüsünde futbolu bırakana kadar Türkiye’de oynamasından yanayım. Ama belli bir dönem için “işini yürütmek” planlanarak yapılan vatandaşlığın kimseye bir yararı olmaz. Gökdeniz’in yaptığı Necati’nin yaptığından daha çirkindir. Gökdeniz’in ülkemiz de futbol oynaması bile ayıptır. Ulusal Takım’da görev verilmesi ise bu çirkinliğe ortak olmak demektir. Gökdeniz’e Türkiye’de hiç bir takım transfer teklifinde bulunmamalı. Yurt dışında oynasın, bu çirkinliklerin önüne geçilsin... Bir anı Hocaların hocası Özarı’nın bir anısını dinleyelim: Milli takım hocası olduğum zaman, dönemin en başarılı oyuncularından Engin Verel de kadrodaydı. Verel, zamanın popüler isimlerinden Bahar Öztan hanım ile birlikteydi. Kendisini antrenör Çetin Güler aracılığıyla uyarıp kız arkadaşıyla görüşmemesini söyledim. Ancak otelin lobisinde Bahar hanımla görüntülenince Engin’i kadrodışı bıraktım. Engin ağırbaşlılıkla bu durumu kabul etti, maç öncesi bize şans diledi. Şimdi kendisiyle baba-oğul ilişkisi içerisindeyiz... |