Arkasokak Logo
Kayıtsız, hoş geldiniz.





Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Felsefe & Psikoloji » Türk Şiirinde Varoluşçuluğun Veraseti
Türk Şiirinde Varoluşçuluğun Veraseti Yücel Kayıran Kitap-lık Yapı Kredi Yayınları Eylül 2005 Varoluşçulukla Türk şiiri arasında bir ünsiyet bağından söz ...

Cevap
  #1  
Eski 07-08-2006, 09:08 PM
keten kullanıcısının avatarı
Yeni Üye
 
Giriş: Sep 2005
Konum: istanbul-şarköy hattı
Mesaj: 25
keten will become famous soon enoughketen will become famous soon enough
Türk Şiirinde Varoluşçuluğun Veraseti

Türk Şiirinde Varoluşçuluğun Veraseti
Yücel Kayıran
Kitap-lık
Yapı Kredi Yayınları
Eylül 2005
Varoluşçulukla Türk şiiri arasında bir ünsiyet bağından söz edilebilir mi? Türk edebiyatı ortamında, varoluşçuluğun itibarlı etkisi, şiirden çok ‘edebiyat’ta görülür; orada da romanda değil, daha çok hikâyede. Denilebilir ki, Türk hikayesi 50’li yıllarda, kendini varoluşçulukla yenilemiş/temize çekmiştir, Ama, şiir söz konusu olduğunda, söz konusu yıllarda varoluşçuluktan söz etmek ne ölçüde olanaklıdır. Örneğin Aragon üzerinde böyle bir etkiden söz edilebilir mi?
Varoluşçulukla Türk şiiri arasında böyle bir ünsiyet bağı aramak, her şeyden önce, bir dizi peşin problemle yüz yüze gelmeyi gerektirmektedir. Örneğin, her şeyden önce, Türk şiirinde varoluşçuluğun izlerini aramak, felsefenin Türk şiiri üzerinde bir etkisinin olup olmadığını aramak anlamına gelir. Bu da başka bir problemi doğurur: Türk şiirinde felsefenin bir etkisinden söz edilebilir mi?
Şairliğin varoluşundan hareketle bakıldığında, etkilenmek denilen şey, monte etmek veya yapıştırmak gibi herhangi bir durum değildir. Etkilenmek, etkilenen ile etkilenilen şey arasında varlıksal bir bağ kurulması, etkilenilenin etkilenende bir iç burkulmasına, bir içlenme durumuna yol açmasıdır. Şiirin varoluşu bakımından müteessir olmak, teessür olma halidir. Buradan bakıldığında birkaç isimden söz edilebilir. Melih Cevdet Anday’dan; Hilmi Yavuz’dan.. Felsefenin şiir üzerindeki etkisi bakımından, Melih Cevdet Anday Türk şiirinin Herakleitos’udur; Hilmi Yavuz ise John Locke’u.. Herakleitos felsefe tarihinde ne ise Melih Cevdet Anday da Türk şiirinde odur; John Locke felsefe tarihinde ne ise Hilmi Yavuz da Türk şiirinde odur demek istiyorum burada. (Bu da ayrı bir yazı konusu,.) Ama her iki şair için de varoluşçuluğun bir etkisinden, varoluşçuluk karşısında bir müteessir olma durumun dan söz edilemez.
Şu soru üzerinde de durulmalıdır. Türk şiirinde varoluşçuluğun izlerini aramak, tam olarak şiirde felsefenin izlerini aramak anlamına gelir mi? Bu soru, özellikle felsefe dışındaki okura tuhaf gelecektir. Böyle bir soruya verilecek olumlu bir yanıt, her şeydan önce, varoluşçuluk veya existentialism (varoluş felsefesi değil dikkat) terimleriyle ifade edilen şeyin, yani
varoluşçuluk/-çilik veya —izm denilen şeyin bir felsefe olduğunu varsayar. Ama, çuluk ve ya —izm denilen şey gerçekten de felsefe midir?
Bu soru, temelde, felsefe ile dünya görüşü denilen şeyin bir ve aynı olup olmadığıyla ilgili bir sorunu dile getirmektedir. Sanıldığının ve kimi filozoflarca’ da telaffuz edilmesinin tersine felsefe bir dünya görüşü değildir; süreklilik kazandığı Grek toplumunda, dünyagörüşü olmaklıkla ıralanan bir emare mevcut değildir. Felsefenin temel kaygısı, konu edindiği problem nesnesinin ne olduğunu, o nesneyi o nesne yapan şeyin ne olduğunu irdelemek iken, dünyagörüşlerinin temel kaygısı dünyanın, orada da hayatın anlamını ve önemini belirlemektir (Kayıran, 2003: 221).
“Her dünyagörüşü, dünyanın nasıl olduğu üzerine bir görüş’tür; yaşamaya ilişkin tutumların dayandığı bir varsayımdır. Bu gerçek en güzel, dünyagörüşlerini özetlendiği bellibaşlı kavramlarda, çoğun Frenkçede ‘izmle’ biten deyimlerin anlamında belli eder kendini” (Uygur, 1963: 21). Jean-Paul Sartre söz konusu olduğunda, varoluşçuluğun/existentialismin yaşamın anlamı kavramı ve problemiyle betimlenmesi ve açıklanması rastlantısal değildir. Buradan hareketle bakıldığında ve Sartre söz konusu olduğunda, yapılan varoluş felsefesinin varoluşçuluğa/existentialisme, yani felsefenin dünya görüşüne dönüştürülmesidir. Ama bu yargı elbette örneğin Martin Heidegger için ileri sürülemez.

(devam edecek)
imza

Şarköylü Genç Fenerbahçeli





benimkisi bir delililk hali
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 11:50 AM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0