Arkasokak Logo






SoN KaHRaMaNLaR

Mustafa Kemal Atatürk icinde SoN KaHRaMaNLaR konusu , ERSİN KALKAN Onlar Mustafa Kemal Paşa'nın son askerleri. Türkiye'yi kurtaran neslin son temsilcileri. En genci 1899 (1317), en yaşlısı 1893 (1311) doğumlu. Yani en küçüğü 104, en büyüğü 110 yaşına ...


Cevap
  #1  
Eski 19-07-2006, 02:47 PM
crazyboy kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Giriş: Dec 2005
Konum: AnTaLyA
Mesaj: 171
crazyboy is just really nicecrazyboy is just really nicecrazyboy is just really nicecrazyboy is just really nicecrazyboy is just really nice
SoN KaHRaMaNLaR

ERSİN KALKAN

Onlar Mustafa Kemal Paşa'nın son askerleri. Türkiye'yi kurtaran neslin son temsilcileri. En genci 1899 (1317), en yaşlısı 1893 (1311) doğumlu. Yani en küçüğü 104, en büyüğü 110 yaşına merdiven dayamış durumda.

Mustafa Kemal'in ordusundan geriye kalan yedi kişi: Yakup Satar, Veysel Turan, Ömer Kamış, Mahmut Özcan, Ömer Küyük, Ömer Ateş ve Hamza Akbulut.

19'uncu yüzyılın sonunda doğup 21'inci yüzyılın başına kadar ayakta kalmayı başarmış kahramanlar.

Daha çok çilelerle, eza ve cefayla geçirmişler ömürlerini. Yoklukların, kıtlıkların, ıssızlıkların, esaretin içinden geçmişler. Ama bir gün bile boyunlarını bükmemiş, tarihin ve talihin önünde eğilmemişler. Özgürlüğü seçmiş ve onu elde etmek için hayatlarını ortaya koymuşlar. Köylerinden, şehirlerinden, sıcak yuvalarından çıkıp yollara düşmüşler.

RÜZGAR KANATLI SÜVARİLER

Fotoğraflardan size bakan bu yaşlı adamlar, bir zamanlar savaş meydanlarında, uçsuz bucaksız çöllerde, geçit vermez karlı dağların vadilerinde durmaksızın savaşmışlar. Atları rüzgar kanatlı bu süvariler, vatan onlara nerede ihtiyaç duymuşsa oraya gitmişler.

Kimi Türk, Kürt ve Laz, kimi Yörük, Türkmen.

Aynı sancağın altında bir orman gibi kardeşçesine saf tutmuşlar. Ellerinde kalan son vatan parçası için gözlerini kırpmadan, güneşte parlayan çelik süngülerin üstüne doğru gitmiş, kulaklarının dibinde uğuldayan mermilere aldırmaksızın hiç durmadan yürümüşler.

Bazıları kollarından, yüreklerinin yanından, yorgun bacaklarından yaralanmış. Mermiyi yediklerinde şöyle bir devrilip, sonra hemen ayağa kalkmış ve savaşmaya devam etmişler.

Kızgın savaşların ortasında barış rüyaları görmüş, esir kamplarında özgür bir vatan özlemiyle yanıp tutuşmuş, firari güvercin düşleri kurmuşlar. En katı harplerin içindeyken bile, sol göğüslerinin altında taş değil kalp taşıdıklarını unutmamışlar. Bu yüzden hepimiz gibi ağlamış, korkmuş, gülmüş, kederlenmişler.

BEŞ BİN KM YOL YAPTIK

Kutup Dalgakıran'la birlikte yollara düştük. Tam beş bin kilometre yaptık.

İki ay önceydi. Ekler görsel yönetmeni Sanlı Ergin, İstiklal Savaşı Gazileri'nden sadece üçünün hayatta kaldığını yazan bir haber gösterdi. Tam o günlerde, bir başka haberde tek bir İstiklal Savaşı Gazisi'nin yaşadığı yazılıyordu.

Oysa sadece benim tanıdığım, yaşadığını bildiğim dört kahraman vardı. Araştırmaya başladık.

Ankara'dan Faruk Bildirici Emekli Sandığı kayıtlarında Gazi maaşı alanların sayısının 15 olduğunu gösteren bir listeyi ulaştırdığında umutlandık. Ama adresler eskimiş, telefon numaraları değişmişti.

Genelkurmay'dan Muharip Gaziler Cemiyeti'ne, Gazilerin yaşadığı belirtilen ilçelerdeki askerlik şubelerinden belediye başkanlarına, muhtarlara kadar farklı mercilere ulaştık. Maalesef, hiçbir yerde derli toplu bir kayıda rastlayamadık.

Ve ne yazık ki, bazı yerlerdeki yetkililerin, hemen yanıbaşlarında sessiz sedasız ömrünü tamamlayan büyük kahramanlardan haberleri bile yoktu.

Sonunda, 15 Gazi'den altısı listeden bir bir silindi. Yedincisini ise kıl payı kaybettik: Konya'da yaşayan Gazi Ahmet Turan'ı aradığımda, üç gün önce öldü, cevabını aldım.

Hepsi hayata sessiz sedasız veda etmişlerdi. Geriye sadece sekiz kahraman kalmıştı.

Onları biran önce bulmalı, fotoğraflarını çekmeli, bu 29 Ekim'de, Cumhuriyet'in 80. yılında baştacı etmeliydik.

Yola çıkmadan önce konuştuk. En yakınlarındaki insanlarla tek tek sorduk:

EVLERİNE, KÖYLERİNE GİTTİK

Ömer Ateş, Nevşehir'in Avanos ilçesi Özkonak beldesinde bir huzurevinde yaşamını sürdürüyordu. Hamza Akbulut Adana'nın Aladağ ilçesinde, Ömer Kamış İstanbul Alibeyköy'de bir gecekonduda, Mahmut Özcan Denizli'nin Acıpayam'ında, Yakup Satar Eskişehir'de, Veysel Turan Konya'da, Ömer Küyük Çorum'un İskilip ilçesi Çatkara Köyü'nde ikamet ediyordu. Hüseyin Zorlu ise yine Nevşehir'in Avanos ilçesinde yaşıyordu. Kendisiyle telefonda uzun uzun konuştuk. İlk onunla buluşacaktık.

Ama bu yaptığımız çalışma ne yazık ki büyük bir kederle başladı:

104 yaşındaki Gazi Hüseyin Zorlu bizimle yaptığı telefon konuşmasından iki gün sonra hayata gözlerini kapamıştı. Ama 94 yaşındaki karısı Şerife Hanım onu bize anlattı, Kurtuluş Savaşı'nda nasıl insanüstü gayret sarfettiğini hikaye etti.

Gidip bulacağımız, röportaj yapıp belki de son fotoğraflarını çekeceğimiz Mustafa Kemal Paşa'nın askerlerinden geriye artık sadece yedi kahraman kalmıştı.

Buruk bir kalple, ya yetişemezsek endişeleriyle yola devam ettik.

Evlerinde ve hatta huzurevlerinde bulduk onları. Bize büyük bir yakınlık, cömertlik ve misafirperverlik gösterdiler. Hikayelerini uzun uzun anlattırdık. Ev hallerinin, köy hallerinin, hálá gururla yürüyüşlerinin fotoğraflarını çektik. Ellerini öptük, dualarını aldık.

Benim için hayatımın en anlamlı haber çalışmalarından biri oldu.

İşte gazilerimiz, yaşayan son kahramanlarımız.

İşte Kurtuluş Savaşımızın ve onların üç yüzyıla yayılan hikayeleri.

Türkiye onları hep bu fotoğrafla hatırlayacak

Türkiye Gazilerimizi tıpkı tarihin içindeki gibi yakışıklı, merasimlerdeki kadar pırıl pırıl, şık ve güzel hatırlamalıydı. Söyleşilere başlamadan birkaç gün önce tesadüf eseri Damat Tween'in Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu'yla sohbet ediyorduk. Gazilerle ilgili araştırma için yola çıkacağımı söylediğimde Orakçıoğlu, ''O zaman biz de dedelerimize birer bayram hediyesi gönderelim'' dedi. 18 ülkede açtığı mağazalarla Türk tekstilini dünyaya taşıyan bir markanın patronundan gelen bu teklifi kabul ettik.


İlk onunla buluşmaya gittik ama o bizi iki gün önce terk etmişti

GAZİ HÜSEYİN ZORLU

Yaş: 104

Sakarya'da ve Büyük Taarruz'da çarpıştı

24 Eylül 2003'te öldü, Avanos Asri Mezarlığı'nda yatıyor

Hüseyin Zorlu'ya küçük torunlarından Avanos Belediyesi Hesap İşleri Müdürü Zorlu Balta vasıtasıyla telefonla ulaşmıştık. 104 yaşına rağmen hafızası pırıl pırıldı. Torunlarının da yardımıyla telefonda uzun uzun konuşmuştuk.

Yoldan geliyoruz diye aradığımızda Zorlu Balta acı haberi verdi: ''Maalesef sizinle konuştuktan iki gün sonra vefat etti.''

Sözler boğazımızda düğümlendi. İki hafta önce coşkulu bir sesle geçmişin o inanılmaz serüvenini anlatan adam artık yoktu. Telefon konuşmasındaki notlar ve yakınlarının aktardıklarıyla onu anlatacaktık.

Hicri 1316'da (Miladi 1899) Avanos'ta doğmuş. 1918'in başlarında askere gitmiş. Talimgah taburunda gördüğü eğitimden sonra silah kuşanmış. Ama eğini uzun süre tutamamış. Çünkü 31 Ekim 1918'de yapılan Mondros Mütarekesi'yle birlikte Osmanlı ordusunun silahsızlandırılması kararı çıkmış. Kasım ayının sonlarına doğru komutan askerleri toplamış ve titreyen bir sesle ''sizi terhis ediyoruz, evinize döneceksiniz'' demiş.

Hüseyin Zorlu, komutan dahil alaydaki tüm askerlerin göz yaşı dökmeye başladığını hatırlıyordu. Gururu incinmiş, kırık bir kalple Avanos'a dönmek zorunda kalmıştı.

Terhisten 7-8 ay sonra bir iş için Merzifon'a gittiğinde İngiliz askerlerinin Merzifon caddelerini arşınladığını görmüş. 1919'un Ağustos'unda Mustafa Kemal Paşa'nın Erzurum'da bir kongre topladığını ve vatan müdafaası için harekete geçtiğini öğrenmiş. Niğde yakınlarında birliğine katılmış. 135. Alay, 2. Tabur, 7. Bölük'te usta er olarak silah başına geçmiş. Süvari olmuş. Yunan askerleriyle ilk defa Eskişehir'de göğüs göğüse çarpışmış.

AY IŞIĞINDA GÖZLERİ GÜMÜŞ GİBİ PARLAYAN ADAM

Mehtaplı bir gecede, nöbet yerinde, başından geçen bir olayı hiç unutamadığını anlatmıştı telefonda: Gözünü kırpmadan ovayı gözlüyormuş. Bu sırada kendisine doğru birkaç karartının ilerlediğini fark etmiş. Parolayı sormuş, söylemişler. Aralarından biri ''Nerelisin asker?'' diye sormuş. Ay ışığının altında gözleri gümüş gibi parlayan bu adamın Mustafa Kemal Paşa olduğunu anlamış. ''Avanosluyum komutanım'' demiş. ''Sizin orada da aylı geceler bu kadar güzel midir asker'' diye sormuş Mustafa Kemal. ''Benim vatanımın her yanında aylı geceler güzeldir komutanım'' diye cevap vermiş hiç düşünmeden. Büyük komutan gülümsemiş, genç askerin yanında durup bir müddet aşağıda uzanan ovada kıvrılarak akan Sakarya Nehri'nin sularında yansıyan ay ışığını izlemiş ve maiyetindekilerle birlikte sessizce çekip gitmiş oradan. ''Ayaklarım titriyordu, zor dinliyordum. Paşa gidince öylece çöküp kaldım...'' Ertesi sabah şafakla birlikte taarruza geçmişler. Sakarya Meydan Muharebesi başlamış.

Hüseyin Zorlu bu savaş sırasında sol omuzundan hafif bir yara almış. Bu savaşın ardından İzmir'e kadar ilerleyen ordunun içinde yerini almış. 9 Eylül 1922'de zafer ilan edilmiş. Terhis olduktan sonra Avanos'a geri dönmüş. Şerife Hanım'la evlenmiş. Bu evlilik tam 70 yıl sürmüş. 12 çocuk, 21 torun. 26 torun torunu. Ticaret yapmış, çiftçilikle uğraşmış. Ve biz ona ulaşamadan sessiz sedasız çekip gitmiş bu dünyadan, geriye bağımsız bir vatan ve olağanüstü bir destan bırakarak...


Esir kampındaki İngiliz hemşirenin güzel gözleri, şefkatli elleri vardı
crazyboy kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 23-07-2006, 02:45 PM
sadist24 kullanıcısının avatarı
Banned
 
Giriş: Sep 2005
Konum: evden
Mesaj: 116
sadist24 is just really nicesadist24 is just really nicesadist24 is just really nicesadist24 is just really nicesadist24 is just really nice
çok güzel olmuş be eline sağlık
sadist24 kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 25-07-2006, 08:32 PM
kerem kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Giriş: Jul 2005
Konum: ordan,burdan,şurdan
Mesaj: 439
kerem is just really nicekerem is just really nicekerem is just really nicekerem is just really nice
çok qüzel eline sağlıkk
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 25-07-2006, 09:43 PM
langweilig kullanıcısının avatarı
Asil Üye
 
Giriş: Jul 2006
Konum: izmir
Mesaj: 263
langweilig is a jewel in the roughlangweilig is a jewel in the roughlangweilig is a jewel in the rough
çok teşekkürler
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 12:49 PM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0