|
#1
| ||||
| ||||
| Can Dündar - Ayın karanlık yüzü Ayın karanlık yüzü Ergenlik çağımızın unutulmaz albümü "Dark Side of the Moon," 30 yaşına bastı bu ay... Albümde aniden patlayan çalar saatin anlamını hep merak ederdim, anladığımda epey geç olmuştu. Sessiz gecelerde Pink Floyd dinleyerek hayal kurmaların, dans ederken bir öpücükle aşkı tatmaların devri bitti. Güneşten, "ayın karanlık yüzü"nü göremez olduk. Sonra bir gün... Benim kuşağım için bütün za*manların en unutulmaz albü*müydü. Kapağından üçgen ışık prizmasına soldan bir huzme girer ve prizmada kırılarak rengârenk da*ğılırdı. O zamana dek, Beatles tipi 3'er dakikalık kısa parçalara alışkındık. Böyle, birbirine zincirlenerek uzayıp giden tema*lar, etkileyici ses efektleri yeniydi. Plaktan yankılanan müzik, insanı soyut bir boşluğa çeken girdap gibiydi. Pink Floyd'un "Dark Side of the Moon'u, 1973'te piyasaya çıkmış, 30 milyondan fazla satmış ve 14 yıl müzik listelerinin zirvesinde kalarak bir reko*ra imza atmıştı. Ödevden "başımızın çatladığı" uzun gecelerde gözlerimizi semaya çevirip henüz bir hayalden ibaret olan sevdalı*mızın siluetini arardık, "ayın karanlık yüzü"nde... * * * Albümde ilk dikkatimi çeken parça "Time" olmuştu. Parçanın girişinde bir saatin tiktakları dinleyeni huşu içinde uyutuyor, sonra aniden alarm çalarak gaflet uyku*sundan uyandırıyordu. Seviyorduk bu parçayı; dinlerken dans ediyor, hayal kuruyorduk ama sözlerini anlamıyorduk. 10'lu yaşlarımızın sonlarındaydık henüz... Zaman, bir ışık prizmasından süzülürcesine tembel ve asude akıyor, saatler geçmek bilmiyordu. Parçanın da bundan söz ettiğini an*ladığımızda, vakit geç olmuştu. * * * "Bir bir sayarak saniyelerini sıkıcı bir günün, Harcayarak geçiriyorsun saatlerini düşünmeksizin Dolanarak bir karış toprağın üze*rinde doğduğun yerin, Bekleyerek birini ya da bir şeyi sana yol göstermesi için... Bıkkınsın güneş altında uzanmak*tan, Yağmuru izlemek için evde otur*maktan, Gençsin ve yaşam uzun; ve öldüre*cek zamanın var bugün..." (Nedime Harmandağlı'nın tercü*mesi, "Pink Floyd", Stüdyo İmge, 2000) Okullar bitti sonra... Önce akreplerle yelkovanlar, sonra takvim yaprakları "büyük koşu"ya başladı. Sessiz gecelerde Pink Floyd dinleyerek hayal kurmaların, dans ederken bir öpücükle aşkı bulmaların devri bitti. Güneşten, "ayın karanlık yüzü"nü göremez olduk. Sonra bir gün... "Ve sonra bir gün fark edi*yorsun ki 10 yılı arkanda bırak*mışsın". * * * Şarkıdaki gibi oldu gerçekten... İlk gençliğimizin o akmak bilmez kum saati birden gürüldeyen bir çağla*yana döndü. 30'larımızı aşıp arkaya baktığımız*da, peşinden ölesiye koşturduğumuz şeyin, kendi sonumuz olduğunu fark ettik. "Time" adeta bunları biliyor, "Yap*ma" diye çığlık çığlığa peşimizden ko*şuyordu: "Ve koşuyorsun ve koşuyorsun ye*tişmek için güneşe; fakat o batıyor, Ve hızla dolanıyor doğmak için ar*kandan bir kez daha, Güneş aynı güneş, fakat sen daha yaşlısın, Daha soluksuzsun ve bir gün daha yakınsın ölüme". * * * Saatin alarmı buymuş meğer... "Ayın Karanlık Yüzü"nü yeniden fark ettiğimizde vakit geç olmuştu. Onu dinlemeyenler çabuk yaşlandı, o ise hep genç kaldı. Belki de sırrı buydu, 30 yıl taptaze yaşamasının ve hayatının yarısını zirve*de tamamlamasının... ![]() '' There are two kinds of people in the world, my friend: Those with a rope around the neck, and the people who have the job of doing the cutting... '' "Geri kalmış insanla,Medeni insan arasında en belirgin fark şudur; Biri yaşamak için öldürür diğeri sömürmek için yaşatır" PsiCo-PaTh=Paylaşım Kendinize İyi Bakın Arkasokakçılar...Şimdilik Aranızdan Ayrılıyorum ![]() |