Arkasokak Logo





Forum Arkasokak > KÜLTÜR & SANAT & EĞİTİM > Edebiyat > Makaleler » “Reform süreci yerelleşmeli”
“Reform süreci yerelleşmeli” Voyvoda Caddesi İktisat Toplantıları'na katılan Doç. Dr. İzak Atiyas, bugüne kadar Türkiye'deki reform sürecinde, Dünya Bankası, IMF ...

Cevap
  #1  
Eski 22-04-2006, 06:57 PM
keten kullanıcısının avatarı
SoSYoLoJiL vakaaa
Yeni Üye
 
Konum: istanbul-şarköy hattı
Mesaj: 25
“Reform süreci yerelleşmeli”

“Reform süreci yerelleşmeli”
Voyvoda Caddesi İktisat Toplantıları'na katılan Doç. Dr. İzak Atiyas, bugüne kadar Türkiye'deki reform sürecinde, Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği'nin önemli ölçüde itici güç rolü üstlendiğini ve artık bu rolün yerelleşmesi gerektiğini savundu.
Kübra Varol
az dönemi nedeniyle ara verilecek olan Osmanlı Bankası Müzesi Voyvoda Caddesi İktisat
Tarihi toplantılarının bu sezondaki son toplantısı, "Küreselleşme ve Kamu Yönetimi Reformu" başlığı altında 1 Haziran'da yapıldı. Toplantıda, Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. İzak Atiyas, kamu yönetimi reformlarını ele alan bir konuşma yaptı. Konuyu küreselleşme kapsamında ele alan Atiyas, kamu yönetimi reformunun ne anlama geldiği, Türkiye'de kamu yönetimindeki zaafları ve kamu yönetimi ile siyaset arasındaki ilişkilere odaklandı. Lisans derecesini 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden alan İzak Atiyas, doktorasını ise New York Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde 1989 yılında tamamladı. 1988-1995 yılları arasında Dünya Bankası'nda Baş Ekonomist olarak çalışan Atiyas, Türkiye'ye döndükten
sonra, 1998 yılına kadar Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde Yardımcı Doçent olarak çalışmalarını sürdürdü. 1998 yılından beri Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde görev yapan Doç. Dr. Atiyas, akademik çalışmalarına daha çok politik ekonomi alanında devam ediyor.
Küreselleşme ve kamu yönetimi Son on-on beş yıldır hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde kamu reformunun yaygın bir
şekilde tartışılmaya başlanmasının, küreselleşme olgusuyla yakından ilişkili olduğuna işaret eden Atiyas, globalleşmeyle birlikte bilginin yaygınlaştığını ve kamu yönetiminde "iyi örneklerin" daha görünür hale geldiğini söyledi. Devletin geleneksel örgütlenme ve iş görme biçiminin yetersiz
bulunmaya başlanması ve daha üstün örgütlenme biçimlerinin mümkün olabileceğine ilişkin inancın yaygınlaşmasıyla birlikte, yetkin devlet nedir, nasıl olmalıdır sorularına cevap aranmaya başlandığını kaydeden Atiyas, küreselleşme-kamu yönetimi ilişkisindeki bir diğer önemli noktayı
ise şöyle ifade etti: "İdeolojilerin de küreselleşmesiyle birlikte, kamu reformu politikalarının sınırlandığını ve dar bir çerçevede hareket etmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bugün bu dar çerçeveyi neo-liberal düşünce ile birlikte, bu düşünce sisteminin politika uzantıları olan özelleştirme ve serbestleştirme oluşturuyor." İyi yönetişim ve iyi kamu yönetiminin, öncelikle iyi bir makroekonomik istikrar anlamını taşıdığını, bunun yanı sıra devletin piyasa ek***liklerine etkin bir biçimde müdahale etmesinin de genellikle
etkin bir kamu politikasının gerekleri arasında değerlendirilebileceğini vurgulayan Atiyas, yetkin ve etkili bir kamu politikasından beklentileri şöyle dile getirdi: Savunma, yargı, eğitim, sağlık gibi hizmetlerin etkin bir biçimde sunulması, güvenliğin sağlanması ve toplumsal grupların arasındaki
anlaşmazlıkların en az maliyetli bir biçimde çözülmesi, yetkin ve etkili bir kamu politikasından beklenir. Ancak Türkiye, bu yönetişim göstergelerinin hiçbirinde iyi bir performans sergileyemiyor."
Kamu yönetiminde üç temel sorunla karşı karşıya bulunulduğunu savunan Doç. Dr. Atiyas,öncelikle devlet gücünün vatandaşların refahını yükseltecek bir biçimde nasıl kullanılacağı, ikinci olarak devlet gücünün kişisel çıkarlar için kullanılmasının nasıl önleneceği ve son olarak da devlet
gücünü kullananların hesap verebilirliğinin nasıl sağlanacağıyla ilgili sorunların çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Hesap verebilirliğin önemli araçlarından biri olan bütçenin, Türkiye'de ne ölçüde iyi yönetişimin göstergesi olduğunu da değerlendiren Atiyas, düşüncelerini şöyle dile getirdi: "Bütçenin rolünü; makroekonomik istikrarı sağlamak, kamu kaynaklarını stratejik önceliklere göre yönlendirmek,kamu hizmetlerinin sunumunda etkinliği sağlama, hesap verebilirlik ve saydamlık olarak
sıralayabiliriz. Fakat Türkiye'de bütçe kurumları yakın tarihe kadar bunların hiçbirini yerine getiremedi. Bütçede bütünlük ve saydamlık, gizli harcama ve borçlanmalarla ihlal edildi. Hayata geçirilemeyen projeler nedeniyle bütçe stratejik planlamanın aracı olarak kullanılamadığı gibi, tam aksine popülizmin finansmanının aracı haline geldi. Kamu yönetiminde önemli olan bir başka konu
ise sistemde reform yapmanın son derece zor olması. Her değişiklik çabası, bazı yetkilerin devredilmesi veya kaybolması anlamına geldiği için, büyük bir dirençle karşılaşıyor."Egemen yönetişim modeli
Türkiye'deki son yirmi-otuz yıldır popülist yönetişim modelinin egemen olduğunu kaydeden Atiyas, bu nedenle toplumsal gruplardan gelen talepler arasında makul bir denge sağlanamadığını ve siyasi gücün dar menfaatler için kullanıldığını belirtti. "Türkiye'nin devraldığı yönetişim mirası;
geçmişte kamu kaynaklarının popülist amaçlar için seferber edildiği, atamalarda ve terfilerde
liyakat ilkesinin zayıfladığı ve idarede yetki savaşlarının kaliteli kamu politikası üretme hedefinin
önüne geçtiği verimsiz yapıyı günümüze taşıdı." diyen Atiyas, bu nedenle de 2002 yılında iş
başına gelen Hükümet'in iş yapmayan, pahalı bir devlet devraldığını ifade etti. AKP'nin yoğun bir
vatandaş desteği almasını bu duruma bağlayan Atiyas, yanıtı büyük önem taşıyan bir soru da
sordu: "Vatandaş, sistemin bu şekilde dönmediğini yaşanan krizlerle fark etti. Bugün gelinen
noktada kritik soru şu: Bu yaşananları ve çıkarılan dersi unutacak mıyız, unutmayacak mıyız?"
Türkiye'deki reform süreci
Türkiye'de devam eden reform süreciyle ilgili düşüncelerini de aktaran Doç. Dr. İzak Atiyas,
bugüne kadar alınan yol ve son dönemdeki gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi: "Kamu
maliyesindeki reformlar halen devam ediyor. Buna göre 2003 Kamu Finansmanı ve Borç
Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile kamu borçlanmasına sınırlar kondu, hükümetin
parlamentoya dönemsel rapor verme zorunluluğu getirildi. Daha sonra Aralık 2003'te Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Yasası ile birlikte mali saydamlık, çok yıllı bütçeleme, stratejik planlama,
performans denetimi, iç denetim mekanizmaları getirildi. Ancak son dönemde Torba Kanun
tasarısıyla birlikte bütçe ile ilişkilendirmeksizin, "bütçe dışı ikraz" ve "tahkim" uygulamaların
yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. Bu durum, 'bütçe dışı harcamaların yolu açılmak mı
isteniyor' sorusunu gündeme taşıyor."
Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı'na da değinen Atiyas, bu kanunun çok önemli olduğunu, bu
kanunla birlikte merkezi hükümetten yerel yönetimlere önemli ölçüde yetki devrinin gündeme
geldiğini hatırlattı. Yargı, düzenleme, eğitim, sağlık, planlama gibi bazı kamu hizmetlerinin
merkezi hükümette kaldığını, diğerlerinin il özel idareleri, belediyeler ve büyükşehir belediyeleri
tarafından sunulacağını belirten Atiyas, kanunun Cumhurbaşkanı tarafından veto edildiğine de
dikkat çekti. İl Özel İdareleri Kanunu'nun ise Anayasa mahkemesinde olduğunu kaydeden Atiyas,
"Kamu reformu kapsamında bakanlıkların da stratejik plan hazırlamaları öngörülüyor, ancak bu
konudaki çalışmalar çok yavaş ve sınırlı" dedi.
Özerk Kurullar ve piyasa müdahaleleri
Son yıllarda düzenleyici müdahaleler konusunda önemli ölçüde yol alındığını, bu kapsamda
elektrik ve telekomünikasyon sektörlerinde özerk idari otoritelerin kurulduğunu ve kâğıt üzerinde
yetkilerin bakanlıklardan bu otoritelere devredilmesinin sağlandığını hatırlatan Atiyas, "Her iki
sektörde de serbestleştirmeye yönelik adımlar atılacağı belirtilmesine rağmen bu sektörlerde ciddi
sorunlar devam ediyor. Telekomünikasyon sektörü halen rekabetçi bir yapıya kavuşmuş değil ve
bunun önündeki en önemli engel, Türk Telekom'un hakim konumunun devam etmesi. Lisanslar
verileli bir yıl oldu ama özelleştirme hedefi ile serbestleşme hedefi arasındaki çelişkiler ve
Bakanlığın serbestleşmeyi yavaşlatıcı tutumu nedeniyle rekabet hâlâ oluşmuş değil" yorumunu
yaptı.
Yasa uyarınca, elektrik sektöründe de rekabetçi bir yapı öngörüldüğü halde, şu anda rekabetin
çok sınırlı olduğunu savunan Atiyas, bunun için hem üretim hem de dağıtımda özelleştirme
yapılması gerektiğini, ancak bu özelleştirmelerin önemli hukuki sorunlarla karşı karşıya olduğunu
belirtti.
"Türkiye'deki özerk kurumlar yeterince saydam değil" diyen Atiyas, Telekomünikasyon Kurulu'nun
birçok kararının yayınlanmadığına, kararların gerekçelerinin topluma ve piyasadaki oyunculara
açıklanmamasının, saydamlıkta çok büyük bir ek***lik yarattığına işaret etti. Kurul atamalarının
saydam olmadığını ve ataması yapılan kişilerin işe uygunluğu hakkında hiçbir tartışma

yapılmadığını ifade eden Atiyas, konuşmasını şöyle tamamladı: "Kamu yönetimi veya yönetişim
reformu zor bir süreç, her adımda yerleşmiş çıkarların direnci ile karşılaşmak mümkün. Şu anda
Türkiye beş yıl önce hayal edilemeyecek kadar iyi bir noktaya geldi, ancak hala direnç var.
Reform sürecindeki tek engel, çıkar çatışması değil. Bu süreçte çıkar çatışması olmadığı zaman bile direnç var. Bunun kaynağı da ideoloji ve güvensizlik. Oysa reform sürecinin saydamlaşması ve hesap verebilirlik son derece önemli. Bu sürece sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerin katılımı gerekiyor. Şimdiye kadar Türkiye'deki reform sürecinde Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği önemli ölçüde itici güç rolü üstlendiler, artık bu rolün yerelleşmesi lazım."
imza

Şarköylü Genç Fenerbahçeli





benimkisi bir delililk hali

Bu mesaj en son " 22-04-2006 " tarihinde saat 07:01 PM itibariyle keten tarafından düzenlenmiştir....
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 11:46 AM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - Gizlilik İlkesi - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0