Arkasokak Logo





Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Divana uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mi kovalıyorsunuz, ...

Cevap
  #1  
Eski 13-04-2006, 10:50 PM
etem kullanıcısının avatarı
Asil Üye
 
Mesaj: 460
aksamları evde.....

Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?
Divana uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mi kovalıyorsunuz, yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?
Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?
iki türlü hayat var
1. Yaşanan hayat,
2. Seyredilen hayat, Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayati sadece seyrediyorsunuz!
Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
"Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz"
diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz? Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.
Ne çare ki sadece bir hayatimiz var. Bu da maalesef, çok kısa.
Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor. Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire...
Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.
Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir! Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yasamamak sayılır.
Ne mi yapmalı?..
1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin: Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah şahitlerinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalısın.
2. Gezin: Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayati paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da günesin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin.
(inanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir)
Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatin bir parçasıdır) Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.
3. Akraba ve komsularla ilgi bağı kurun: Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın.
Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, "Komsu komsunun külüne muhtaçtır."
4. Oturup uzaktaki aile bireylerine mektup yazın.
Biliyor musunuz mektup yazmak insani çok rahatlatır. Mektup yazarken, her aile bireyinden (basta çocuklar olmak üzere) birkaç cümle isteyin. Yani mektubu ailece yazın.
Ama çocuklarınızın cümlelerini beğenmezden gelmeyin.
5. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katilin.
(Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro) Hayatinizi biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini hak eder ve çok istediğiniz seye ulaşırsınız.
"Olmaz ki" diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz,hiçbir yere ulaşamazsınız.
Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür.
Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır.
Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız.
Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.
Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın.
Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun. Ayrıca unutmayın ki ; Hayati biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.
Artik cevap gelsin Akşamları ne yapıyorsunuz?..
Yaşıyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?


alıntıdır...
imza

gençlikte,
günler kısa,
yıllar uzun........
yaşlılıkta ise,
yıllar kısa,
günler uzun olur


Başarısız insanların mazeretleri
Başarılı insanların maharetleri vardır.




<<<aSiL ArKaSoKakCıLaR>>>
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2  
Eski 10-06-2006, 11:02 PM
aysev kullanıcısının avatarı
Yeni Üye
 
Konum: istanbul
Mesaj: 5
aydınlattığın için teşekkürler.
Alıntı Yaparak Cevapla
  #3  
Eski 10-06-2006, 11:08 PM
meltem_cennet
Misafir
 
Mesaj: n/a
yaşamak için elimden geleni yapıyorum eline sağlık teşekkür ederis güsel ve çok doğru bi yazıydı
Alıntı Yaparak Cevapla
  #4  
Eski 16-06-2006, 02:24 PM
tiryak kullanıcısının avatarı
Yeni Üye
 
Mesaj: 11
televizyon hayatta izlemem..
Alıntı Yaparak Cevapla
  #5  
Eski 18-06-2006, 10:24 PM
emel_1907 kullanıcısının avatarı
Müdavim
 
Konum: istanbul
Mesaj: 133
emeğine sağlık gerçekten de doru bi yazı
Alıntı Yaparak Cevapla
  #6  
Eski 24-08-2006, 09:34 AM
Nec kullanıcısının avatarı
Nec Nec Çevrimdışı
Müdavim
 
Konum: İstanbul
Mesaj: 213
Nec kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
bende izleme taraftarı değilim
imza

Bir ucu yanık teknoloji mektuplarının son durağıdır ayrılık. Düşünürüm de hep aynı yerde durur. Biten her cümlenin en sonunda. Biri baslar biri biter.


Alıntı Yaparak Cevapla
  #7  
Eski 25-08-2006, 12:14 AM
zelda kullanıcısının avatarı
Arkasokaklı
 
Mesaj: 312
sanırım ben hep seyreden oluyrum
imza

Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 12:37 AM.


Copyright ©2005 - 2008 Arkasokak.Net
Tasarım: NoDRaC
Bize Ulaşın - En Üst
Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0