|
#1
| |||
| |||
| Çanakkale Muharebesinde, bir kahraman asker ÇANAKKALE SAVAŞINDA BİR KAHRAMAN ASKER BİNBAŞI HALİS ATAKSOR Binbaşı Halis ATAKSOR 1876 yılında Aydın’da doğdu. Babası Aydınlı oğlu Hamlacı muhtar annesi Germiyan oğullarından Havva Naime’dir. Binbaşı Halis kısa sayılabilecek ömrünü muharebe meydanlarında geçirmiş kahraman askerlerden birisidir. Harp okulundan 1314 tarihinde mezuniyetine müteakip, önce Trablusgarp, sonra Balkan harbi, Çanakkale ve daha sonra Milli mücadelede Fransız cephesinde (Diyarbakır-Urfa-Siverek-Mardin) menzil mıntıka müfettişliği görevinde bulunmuş bir mütevazı Türk askeridir. Bu mütevazı asker Fransızca-Almanca-Farsça ve Arapça dillerine vakıf ve bu dilleri muharebe meydanlarında geçen ömrü içerisinde öğrenmiş ve bununla da yetinmeyip, ulusumuza Ziya Gökalp ile olan arkadaşlığı sırasında Küçük Mecmuada yayınladığı Komuk Türklerini anlatan Diyarbakır tarihinde Komuk eli isimli eser bırakmaktadır. Bütün bunların yanı sıra o zamanın muharebe şartları altında Çanakkale savaşı devam ederken hem 3.Tabur komutanı olarak taburuna komuta etmiş ve bu sırada savaşın gidişatını üstlerine aktaran bir günlük tutması dikkat çekicidir. İşte bu kıymetli günlüğü 1975 yılında anlamını bulmuş ve oğlu Yılmaz ATAKSOR tarafından bu günkü dile tercüme edilmek suretiyle kitaplaştırılmış ve Çanakkale Raporu adı altında neşredilip, Türk ulusunun istifadesine sunulmuştur. Özet olarak bu kıymetli asker vefatına müteakip aşağıdaki eserleri bırakmıştır: 1. Çanakkale Raporu (Çanakkale savaşı sırasında tuttuğu günlük) 2. Diyarbakır tarihinde komuk eli(küçük mecmuada yayınladığı makaleler) 3. La Commune de Paris (Paris komünü) (Tercüme) 4. Heredot tarihi (Vefatıyla yarım kalmış tercüme) Esas tarihimizin ciddi bir kesiti olan ve Avustralya, Yeni Zelanda ve müstemleke ülkelerinin ulus olma niteliği kazandığı, Sovyet devriminin yaratılmasına kapı açtığı ve hepsinden önemlisi Mustafa Kemal gibi bir tarihi dehanın tarih sahnesine çıktığı Çanakkale muharebesinden Binbaşı Halisle ilgili birkaç anıyı aktaralım. Binbaşı Halis Çanakkale muharebesi sırasında 27. Alay 3.Tabur komutanı olarak bulunduğu sırada 25 Nisanda ilk çıkartma yapan düşman askerini taburunun başında ilk karşılayan askerdir. Kendisinden 27.alay komutanı miralay Şefik Aker (Çanakkale-arı burnu savaşları ve 27 alay) isimli eserinin 55.sayfasında kendisinden çok kıymetli ve şeci olarak bahsetmektedir. Diğer yandan 27.alayın genç teğmenlerinden Mucip Kemal yeri Çanakkale ruhu nasıl doğdu ve Azerbaycan savaşları isimli kitabında Binbaşı halisin kahramanlığından övgüyle bahsetmektedir. Kitabında Arıburnunda bulunduğu sıralarda muharebenin tesiri bizim taraf içinde kendini göstermeye başladı. Mücadele bütün manasıyla dehşet ve ehemmiyet peydah ediyordu. Bu sırada tabur komutanımız Uşaklı Halis Bey geldi. Henüz yirmi yaşındaydım onun gelişi benim için imdat kuvveti oldu. Düşman vaziyetini tetkike başladı. Vaziyetin lehimize olduğuna dair bir kanaati olmadığını yüzünden okumak mümkündü. Bana durum muhakemesi yaptıktan ve emir verdikten sonra; —Düşman herhalde denize dökülecektir dedi. Gittikçe sararan yüzünden ve bakışlarından, kuvveti kaybolan gözlerinden bir mana çıkartmak istiyorum, fakat bunun için çok düşünmeye ve sebep aramaya lüzum kalmadı. Sol kolunun haki kumaşı yavaş, yavaş kızarıyor ve parmaklarının ucuna kandamlaları birikiyordu. —yaralanmışsınız dedim. —şimdi değil sizin bölüğe gelirken yolda oldu. Sıhhiye çavuşu diye bir defa seslendim. Beni susturdu ve hemen ilave etti. -“Asker yaralandığımı duymasın” dedi. Avcı hattında durumu tetkik etti. Bu tetkikin ne kadar sürdüğünü kestiremedim. Fakat komutanımın her dakika içinde yattığı yerde bile takatsizliğinin artmakta olduğunu hissettim. Bize karşı çok manalı ve büfen bakışları vardı. Anlıyorum ki yalnız bırakmak istemiyordu. Komutanımızı haddinden fazla tatmin ve temin etmeye çalıştık. Fedakâr komutanımız yavaş, yavaş müsterih olmaya ve bize ehemmiyet etmeye başladığını hissediyordum. Biraz sonra sesi toklaştı. -“katiyen geri çekilmeyin size derhal takviye kuvvet göndereceğim” dedi. Bu emre müteakip bir erin yardımıyla yavaş, yavaş geriye doğru inmeye başladı. Binbaşı Halis beyin yanında muharebeye katılmış diğer bir asker olan Abdurrahman Özgen ise “Milli mücadelede Türk Akıncıları” adlı kitabında Binbaşı Halis ile ilgili şu anıya yer veriyor. Bizim bölüğümüz denize çok yakın Conk Bayırı ve Kaba Tepe eteklerinde kumsala 800 m mesafede idi. Anzakların asıl çıkartma yeri burası imiş. Emir gereğince, makineli tüfeğimi mevziiye aldım. Diğer makineli tüfeklerde sağımızda, solumuzda mevzii aldılar. Parmaklarımız tetikte bekliyorduk. Gece, cebri yürüyüşle geldiğimiz için yorgunluğumuzu giderememiştik. Düşmanın çıkartmasını heyecanla bekliyorduk. Tabur Kumandanımız Binbaşı Halis Bey gönüllü bir nefer çıkararak, evvelden İngilizlerin çıkartma yapacakları yere bir şamandıra işareti bıraktıklarını, bunu oradan alarak, bizim makineli tüfeklerimizi mevziilediğimiz yerin karşısına koymasını söyledi. Bu gönüllü nefer, ağaç kütüklerinden meydana getirdiği bir salla evvelce konan işareti oradan söküp, istenilen yere koydu. Burası bizim makineli tüfeklerimize tam bir hedef teşkil ediyordu. Sabahın erken saatlerinde çıkartma başladı. Fakat düşman çok aldatılmış ve aldanmıştı. Çünkü koyduğu işareti yerinde bulamamıştı. Bizim karşımızdaki kumsala çıkartma harekâtına başladı. Heyecanla beklediğimiz an gelmişti. İlk çıkartmada gelen Anzaklar in hepsi imha olmuştu, denize dökülmüştü. Sürekli ateşimiz devam ediyordu. Düşmanda denizden devamlı şekilde arkamızdaki mevziilerimizi devamlı bombardıman ediyordu. Yalnız bizim bulunduğumuz yeri keşfedememişlerdi. Diyor kitabında. Halis bey, savaşın ilerleyen dönemlerinde (9.Ağustos )da Alay komutanı Şefik Aker in Mustafa Kemal in yerine 19 tümene vekâlet etmesiyle boşalan 27 inci alaya Komutan olarak atanmıştır. Çanakkale muharebesinden sonra kendisi için Milli mücadele yılları başlamış ve Fransız cephesinde mıntıka müfettişi görevini başarıyla yerine getirmiş ve daha sonra emekli olmuştur. Bu değerli askerin vatana hizmet sevgisi emeklilik yıllarında da devam etmiş ve Uşak belediyesinde mühendis olarak hizmetlerine devam etmiştir. Belediyedeki hizmet yıllarında Uşak vilayetinin alt yapı hizmetlerinde çalışmıştır. Bu yıllarda gece geç saatlere kadar açıkta yol ve kanalizasyon inşaatlarında çalışmış ve bundan dolayı böbrek rahatsızlığı ve zatürree ye yakalanmıştır. Askeriyenin yardımıyla İstanbul da tedavi edilip tekrar memleketine dönmüş ve gene aynı şekilde kanalizasyon, yollar, parklar yapmaya devam etmiştir ve yine hastalanmış parasız olması nedeniyle bu kez İzmir valisinin yardımıyla tedavi ettirilmiş çok geçmeden bu kez 8.Ağustos.1933 de hayata gözlerini yummuştur. Birde tarih notu: Cumhuriyetin ilk asfaltı Halis bey tarafından Uşak da döktürülüyor. Yayını hazırlayan: S.Serdar.Halis ATAKSOR www.ataksor.org |