|
#1
| |||
| |||
| bir insan toplumu içinde yaşamadığımı duyarak Geçen yıl yitirdiğimiz bir şair Ece Ayhan. Yoksulluk ve yalnızlık içinde yaşadı ve bu dünyayı bize bırakıp gitti… Şiirlerini, şiir üzerine yazdıklarını tartışmak yerine, medya, her zamanki tavrıyla dedikoduları öne çıkardı. Medyanın, artık neyle ilgilendiğini biliyoruz. Biliyoruz da, üzüldüğümüz şey, önemsediğimiz bazı yazarlarımızın da medyanın isteklerine uygun davranması… Edebiyatın sansasyon aracı yapılmasına karşı her zaman duyarlı davranan yazarımız Seyhan Ecer'in bu konudaki yazısını (Ajan, Keçi Sakallı İblis) 3. sayfamızda yayımladık. Sayfa sayımızı azaltmamız nedeniyle bir süredir ara verdiğimiz Mektupların Büyüsü köşemizi ise bu sayımızda yeniden devreye sokup, Ece Ayhan'ın mektuplarına ayırdık. Ece Ayhan'ın, yine Pencere kalemlerinden olan Cüneyt Ayral'a 1980 ve 1981 yıllarında yazdığı 8 mektup ve bir kitap sunuşunu yayımlıyoruz. Ece Ayhan'ın Defterler'i Ayral'a imzalarken yazdığı ve hemen her mektubunda yinelediği tümceyi ise başlığa çıkardık: Bir insan toplumu içinde yaşamadığımı duyarak… O yıllar, Ece Ayhan'ın işsiz kaldığı, Çanakkale'de bir göz köy evinin bile kirasını ödeyemediği yıllar… Bütün arkadaşları ise çekilmiştir çevresinden. Dışlanmıştır. Az sayıda edebiyatçı onunla görüşmeye devam etmektedir. İş umuduyla çaldığı kapılar çare olmamış, olamamışlardır. Engellenmiştir. O bunu, 1977 yılında Onat Kutlar'la ilgili olarak yaptığı bir açıklamaya bağlar. Can Yücel ve Ferit Edgü, Ece Ayhan'ın açıklamasına tepki göstermişlerdir. Bugün Onat Kutlar da, Can Yücel de yok aramızda. Biraz da Ece Ayhan'ın o zaman yaşadığı sıkıntıların, dahası bile isteye yapayalnızlığa itilivermesinin öfkesiyle kullandığı kimi sözcükleri, üzülerek bantladık. Gerekirse, konu yine tartışılsın, olayların tanığı olanlar yazsınlar, anlatsınlar… Sayfalarımız, herkese açık. Bir perde çekili duruyorsa, açılsın… Ancak, bunun saygın bir zeminde yapılmasını isteriz. Böyle bir zemin yaratmak yerine, bantladığımız sözcüklere takılıp kalınacağı korkusuyla yaptık bu “editör sansürü”nü… Üzülerek… Dileriz, şimdi de bazı sözcükleri niye bantladığımıza takılınıp, bunun üzerine tartışmasız tartışmalar yapılmaz. Biz Pencere olarak, Onat Kutlar'ı ve Can Yücel'i Ece Ayhan'ın yazdığı gibi tanımıyoruz. Bir yanılsama mı? (Pencere) |