|
#1
| ||||
| ||||
| Gidiyorsun. Küçük ve kırık adımlarla uzaklaşıyorsun yanımdan. Ürkek bir keçi yavrusu kadar sessiz, gidiyorsun. “kaçar gibisin” diyesim geliyor. Gözlerinde yabancısı olduğum, tanımlayamadığım karartılar dolaşıyor. Buğulu bakıyorsun. Daha önce hiç duymadığım kelimelerle, senin olmayan cümlelerle konuşuyorsun. Anlayamıyorum. Sana benzemiyorsun uzun zamandır. Yeni ve tedirginsin. Hani ağacın, hangi dalında, daha güvende olacağını bilmeyen bir saka kuşu kadar cılız kanat darbelerin…. Uçamıyorsun... Böylesin. Ne söyleyebilirim ki. Kendi seçimin. Kendi doğrun. Öyle olsun. Git. Yapa bilirsen yap bunu. Değiş. Ne istiyorsan öyle olsun…. Rüyalarını kimselere anlatma, kimselere endişelenme…. Dağ yamaçlarının, adını bilmediğin sessiz çiçekleri, hep”adını bilmediğin çiçekler” olarak kalsın. Kitap sayfalarının arasına papatya koyma, kurutma, gün gelip kimselere kuru çiçeklerle tazelenen sevgiler uzatma. Bunun hayalini bile kurma. Küçük sürprizler düşünme sözgelimi. Bir balık kadar sessiz ol. Tanrı kadar yalnız. Senin yaşamın, ne söyleyebilirim..... “geçecek” demekten, beklemekten başka ne gelir elimden. Sabrederim. Umutlanırım. Kendimi oyalarım. Yalnız kalmak istiyorsan, buna bir şey diyemem. Ama ben ne olacağım ? Kimsesiz kalacağım. İşte söylüyorum sana. Sözümü içinde bir yerlere koy. Sakla Ve inan. Çünkü doğru söylüyorum. Çekip gideceksin, bunu anladım. Hatta belki “gittin” bile. Ben yeni yeni anlıyorum. En son ne zaman bakmıştın gözlerime ve en son ne zaman göz bebeklerimiz karışmıştı birbirine. Ah dilimin ucuna neler geliyor ? Söylemekten ürküyorum. Sana olacakları düşünüyorum, ürküyorum. Bana olacakları düşünüyorum... İşin içinden çıkamıyorum. Buna değer mi diyorum? Değmez diyorum.... Şimdi yüreğime çöreklenmiş acının her zerresini yeniden tadarak gidişini seyrediyorum. Üstüne “ seviyorum” yazdığım bir kağıttan, sandal yapıyor, dereye bırakıyorum. İster yüzsün, ister batsın, ister çalıya takılsın o kağıt sandal, hep derenin bir yerinde olacak biliyorum. Ancak böyle rahatlıyorum....... Ne diyordu Sunay akın : “Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli bir kaptanım çünkü kağıt gemilerden emekli…..” ![]() Sedece Şeytan'ın vesveselerini duyuyorsanız - delisiniz. Sedece Tanrı'nın ayetlerini duyuyorsanız - peygambersiniz. Ama her ikisinin sohbetini bir müddet dinliyor, Sonra da kalkıp bir reçelli ponçik yiyorsanız, muhtemelen aklı başında bir insansınız... |
|
#2
| |||
| |||
| güzel bişi saol |
|
#3
| |||
| |||
| gercekten cok guzel bir yazı eline saglık |
|
#4
| ||||
| ||||
| hoşşşş..... ![]() hayaT maRs ett! üsteLik zaR tutaRaK yiNe ; beNse sıkıLdIm hep yeK aTmaKtaN kadERe !!!! |