|
#1
| ||||
| ||||
| Gizemcilerin çok önem verdikleri Kristal Kafatası, 1897’de Londra British Museum’a Fransız Eugene Boban tarafından satılmıştı ve Meksıka’da bulunan objenin Aztekler’e ait olduğu düşünülmüştü. İçinde bulunduğumuz yılda, bir İngiliz Profesör, ünlü kafatasının 19. Yüzyıl’a ait olduğunu ve düşük kalitede Brezilya kristalinden yapılmış olduğunu açıkladı. Bu Profesör, Cardiff, Wales Üniversite’sinden Ian Freestone’du, Freestone aynı zamanda da müzenin araştırma kurulunun başkanı ve yıllardır kafatası üzerinde çalışıyor ve cismin tekerlek biçiminde bir aletle kesilip, parlatıldığını iddia ediyor. Ama Aztekler hiç bir zaman tekerlek kullanmadılar. Öte yandan bu tür kristal gerçekten Brezilya’da çıkarılıyordu ama Meksıkaa’da bulunmuyordu. Kafatasının yüzeyi ışık altında parlayan minik kabarcıklarla dolu, çok yakından bakınca seçilebiliyorlar, diğer Aztek kristal eserleriyle karşılaştırmalar bu yönde yapılıyor. Prof. Freestone, kafatasının özellikle dişleri üzerinde elektron mikroskobu kullanarak taramalar yapıyor. Freestone diyor ki; 'anlasılıyo ki, kafatası yapılırken bazı yerlerinde çark biçiminde bir araç kullanılmış ve biz bu tekniğin Avrupalılar, Amerika’ya geldikten sonra geliştirildiğini biliyoruz yani Kolomb sonrasında… ve yine biliyoruz ki bu tür teknikleri Güney ve Orta Amerikalar’ya İspanyol rahipler getirdiler ve işçiliği öğrettiler. ” Sonuç olarak Prof Freestone, kafatasının 19. Yüzyıl Avrupa’sına ait olduğu yönünde güçlü kanıtlar olduğu ve 19. Yüzyıl’da bir İspanyol askeri tarafından Avrupa’ya getirildiği düşüncesinde. Ama tartışmalar sürüyor çünkü taşlar en katı maddelerdir ve tarihlenmeleri çok zordur, bu nedenle soru cevapsız kalacak ve gizem çözülemeyecek. 21 cm. yüksekliğindeki kafatası, ruhsal inançların, ölümün ve ölümden sonra yaşamın simgesi ve bilindiği gibi kristaller aynı zamanda da güç kaynaklarıdırlar. Kafatasının bir eşi bugün Paris Musee de l´Homme’da ve ikisi arasında bir ilişki olduğuna inanılıyor. 1950’lerden beri tartışılan bu konu şimdilerde yine gündemde ama tekerlek biçimli yontma ve parlatma aracı ilk kez konuşuluyor. Bu kuşkulu geçmişe rağmen Prof. Freestone kendinden emin; “Herşey insanların ruhsal, ölüm ve ölümden sonra yaşamla ilgili inançlarına bağlı, burada bir gizem var ve insanlar gizemi seviyorlar. Eğer kafatasının sırrı ya da kökeni ne olursa olsun aydınlanırsa, toplum belli etkilerden kurtulacaktır.” Ne dersiniz? Tam bir materyalizm ve kara adam görüşü değil mi? Gizem ille de olmayacak… ![]() |