| ölüme El Sallamak.... Tırmaladım yırttım soluksuz kalana kadar koştum ateşlerin üşüttüğü aşkımsı olan her şeyi tattım...Daha anlamadan dünyayı alkolsüzlüğün sarhoşluğunda düşürdüm ellerimden sakladığım pembe toz taneciklerini...Kararmış duvarların ardına saklanan aslında duvarları kendi karartan ama ne olursa olsun duvarları suçlayan sade bi an sade bi ben...Unutulmuş bi anne sıcaklığı kadar istenilen bi hisle korkuyorum yalnızlıktan...Tam soyunurken gölgelere değer verdiğim herşeyin hayallerimdeki o olduğunu anlatan tokatlarla kaçıyorum bi kez daha aynadaki benden...Daha vakit varken ölüme belkide gitmenden sonra ölmekten ne anlamsızlık ki korkmuyorum ve üstüne üstüne yürüyorum…Oysa saklanmadan sevişmek ve tanıdığım her vücutta seni,ateşini söndürmek her defasında ruhumu yırtıp son hayallerimi gökyüzüne bırakmak,kendimden saklandığım ardımda ölüme el sallamaktan başka bişey değildi… "Rüzgar ne kadar sert eserse essin kayadan alıp götüreceği tozdur" Silgi kullanmadan çizgi çizme sanatına HAYAT denir.... |